24 Mart 2018 Cumartesi

"fake empire"


Bir şarkıyı sevmenizdeki etmen nedir?

Ritmi mi, sözleri mi, solistin etkileyici ses tonu mu?

Yoksa o şarkının size hissettirdikleri mi?

Özümdeki obsesiflik sağolsun sevdiğim bir şarkıdan nefret etme noktasına gelene kadar dinlediğim çok vakit oldu. Ben hayatımda genelde bir şeyi  yaptıkça yapmaktan keyif alıyor, dinledikçe de dinlemek istiyorum.

 
Galiba, alışmak sevmek yolundaki en büyük motivasyonum oluyor.

Editors’u kalbimin kölesine yerleştirmişken ne oldu da national onları geçti emin değilim.

Kendi yaş almam ile sevdiğim gruplarında yaş ortalaması yükseldi belki de bilemiyorum.

Ve national için bir ilk 10 listesi yapacak olurken epey zorlanıyor da  olsam, bir numaram ilk tanıdığım günden beri değişmedi, değişmiyor…

Özellikle canlı versiyonunu hayatımın milli marşı yapabilirim sanırım.

Ama neden bugün bunu yazı konusu yapıyorsun deseniz, son 1 haftada arabanın içinde son ses bu şarkıyı dinlemek kadar bana iyi gelen bir şey yok der; sizi de şarkının güzelliğine davet ederim.

Ve mutluluğu bir şarkının mısralarında kaybolabilmek olarak tanımlarım.

Ne mutlu güzel  müzikte buluşan ortak hislere….

Hiç yorum yok: