12 Ocak 2018 Cuma

"You know you only can go further away"


 

 
Anlatmak istediklerim ile bulabildiğim kelimeler arasındaki orantı ters…

Şu anımı tasvir edebilmek adına ne kadar geri gideceğimi unuttum.

2017 bir çöp yıl olarak hayatımdan geçip gidecekken, ömrümün %80’nini değiştirdiğim yıl olarak kişisel tarihimin ön sıralarına bir güzel kuruldu.   

Bence insanlığın en büyük bağışıklık yetisi, kendi hatalarına dair başkalarını ve koşullarını suçlayabilme becerisi. İtinayla kendimizi kandırıyoruz çünkü itinayla “bir şey” olduğumuza inanıyor ve vasatlığımızdan kaçıyoruz.

Bugün olduğum durumun sebebi tamamen kendimim. Ama sesli bir şekilde mutlu değilsem sorumlusu benim demek kulağa hoş gelmiyor.

Gerçi mutlu olmamak aynı zamanda mutsuz olmayı mı tanımlıyor bundan da emin değilim. Tek bildiğim insanın mutsuzluğun bile alışıldık olanını tercih ettiği.

Ben hayatımı otomatik pilota almışken 2 gözümü kapatmaya korkacağım yabancılıkta bir ortama adım attım. Bugüne kadar ihtiyaç duymadığım ya da gerekliliğini sorgulamadığım argümanların peşine düştüm. Kendime ne kadar güvenirsem güveniyim, sırtımı dayayacağım birilerinin olmasının kıymetini anladım.

En nihayetinde hayatım değişti ve şu an ruhumu bir gurbetçiden daha iyi anlayabilecek kime yok.

Anlayacağınız depresyon nedeni ile ruhen kapalıyız…
 

Hiç yorum yok: