30 Ekim 2017 Pazartesi

"benim seninle bitmemiş bir kaderim var"



Merak edip 2017'de ne yaptın diye soracaklar için cevabım belli ben koca bir yıl "beklemeyi" icra ettim. Belirsizlikten nefret ederken geçen giden zaman öyle eğip büktü ki günün sonunda paşa paşa beklemeyi de benimsedim.

Sonuçları değiştirmek elinizde değilse beklemek pekala kaderiniz olabiliyormuş, şans verirlince zaman sizin için doğru olanı sizden daha doğru bir zamanlama ile karşınıza çıkartıyormuş, sabrın sonunda da bunu kendime ders olarak aldım.

Geçen gün serdar kuzuloğlu aşağıdaki satırları yazınca, blogda beklemeye dair bir güzelleme yapmam gerekliliğini hissetirdi bana...

“Yaş ilerledikçe zamanın ÇOK kıymetli ve kullanmasını bilen için ne denli 'yeterli' olduğunu öğrendim. En büyük düşman: 'sabırsızlık, telaş'.”

Herhangi bir gencin anlamasını bekleyemeyeceğim bu satırlardaki hissiyatla adım adım yeni yollara girdim, 10 yıllık işimi değiştirdim. Değişen işimden çok, tüm alışkanlıklarım oldu..Şimdi sıfır hayat bakiyem ile yeni bir hayat inşa ediyorum..(evet bazen mübalağa yapmadan duramıyorum)

Bu süreci de sakince kabullenmeye çalışıyorum.

Ve son dönemde iyice nükseden ketumluğumu bastırabilirsem olan biteni ayrı bir yazı konusu etmeye heves ediyorum. Belki bu sayede hem nasıl bu kadar düzen sevdalısı hem de değişim meraklısı olabiliyorum sorusunun cevabını buluruz diye umut ediyorum...

Bu değişimin soundtrack'ini de stereophonics'den "what's all the fuss about?" olarak sabah akşam dinliyorum...

Hiç yorum yok: