9 Temmuz 2015 Perşembe

"i have burned my tomorrows, and I stand inside today"


 


Pek dillendirmesem de Acıbadem’de oturmayı seviyorum. Yemekle hatrısayılır bir derdim varken oturduğum Dikilitaş’ta  herhangi bir cafe veya restoran yokken, aç kalmayı tercih ettiğim bu dönemde restoranın cafenin ortasında yaşamak da  benim irade testim oldu. Varsın olsun we love challenges.
Yine de her akşam yorgun argın acıbadem caddesinde yürürken ve bu akşam da yemek yemeden uyuyabilsem diye irademle savaşırken, herkesin bir köşede itinayla yemek yemesine de ufaktan gıcık olmuyor değilim. Aslında sinir olduğum o saat itibariyle o kalabalığın sokakta ve enerjik olması ve benim buralarda bir yerlerde bir parti vardı da ben mi kaçırdım hissiyatı.
Spor kadar hayatımın bir parçası olan şey de uykusuzluk…Düzenli spor yaptığımı beni görünce anlamayabilirsiniz ama uykusuzluğum gözlerimin altından okuyabilirsiniz. Sıcaklar da gelince deliksiz bir uyku benim için hayal oldu. Neyse ki Suits var da, tavana bakıp kendime sinir olmak yerine saçma sapan saatlerde Harvey Specter izleyerek mutlu oluyorum.
İnsanın kendini bilmemesi, farkındalığının yerlerde sürünmesi en büyük derdim. Bu noktada millete burun bükerken ben neredeyim ki sorusunu da itinayla kendime soruyorum. aksini düşünen olmadığını bilmekle birlikte ben gerçekten de sorunlarımın farkındayım diye düşünüyorum. Benim derdim, o sorunun kök nedenine tam olarak inememek ve bu paralelde de bir çözüm üretememek. (bu kadar antin kuntin eğitimin sonunda gelebildiğim nokta bu)
 Ve hayatı gözlem üzerine kurulu bir insan olarak da, etrafımda binlerce çatlak olduğunu düşünüyorum. Spot resminde dediği gibi gerçekten siz de en fazla etrafınızdakiler kadarsınız, bu nedenle ben de normal değilim evet ama yine de etrafımdakiler kadar anormal olduğumu düşünüyorsanız lütfen kamu spotu olarak bana“bir kendine gel” diyin.
İnsan sevmesem de hayatımın bu dönemini politik insan seviciliği ile geçiştiriyorum. Kısacası yapmacık bir şey olup çıktım ve “not my type” diye nitelendirdiğim hal ve tavırlarımdan ötürü kendimden de açık ara nefret ediyorum.
Nihayetinde arkadaşlar iyidir ve gerçekten az ama öz iyi arkadaşım da var ve bu yeni tanıdığım insanlara dair maceralarımı onlara anlatarak bu sahtelikten nispeten de olsa arınıyorum. Ve aslında bu kadar çok çeşit insan olmasına da, insanların irili ufaklı sayısız derdi olmasına da gerçekten üzülüyorum.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
Spor ayakkabı konusunda obsesyona giden bir durumda ilerlediğimden nike designer’larından ricam, bir süreliğine de olsa durmaları. Ben ne alırsam alayım, onlar yenisini ürettikçe benim hevesim hiç sona ermiyor. Sonu gelmeyen değişimlerime almama ve az ile yetinmeyi de eklediğim gün hayattan emekliliğimi isteyeceğim sanırım. Onu öğrenemeden gideceksem de vasiyetimdir tüm kılık kıyafetimi de gerçekten ihtiyacı olanlara ulaştırın lütfen.  
Komşu Fırın’ın niye kahveli dendiğini bilmediğim içinden çikolata akan kurabiyesini yıllar yıllar önce ilk yediğim anı dün gibi hatırlıyorum. Ve diyetti sağlıklı yaşamdı diye kendimi kandırsam da, tüm karbonhidrat kaçamaklarımı kendisi üzerine inşa ediyorum. Ne mutlu ki Kanyonda ve ev yolumun üzerinde Komşu Fırın yok da, kırk yılda bir gerçekten kaçamak niyetine ruhumu çikolatanın güzelliğine teslim ediyorum.
Düşünen Spor Dergisi Socrates’e duyduğum sevgi ve ilgiyi twitter üzerinden sıklıkla ifade ediyorum ama derginin genel yayın yönetmeni Caner Eler’e duyduğum hayranlığın boyutunu henüz kelimelere dökebilecek durumda değilim. Socrates ve sporsever güzel insanlar üzerine ayrı bir yazı yazmak niyetiyle, şimdilik Socrates’in ömrünün uzun (siz de benim gibi 4-5 tane dergi alın, bir tane ile yetinmeyin) Caner Eler’in sağlığının çok daha iyi olmasını diliyorum.   
 
ps. başlık şarkısı Unkle ile Burn My Shadow

6 yorum:

varol döken dedi ki...

Challenge!

Kusburnu nerede ya, imla hataları yazım hataları noktalama hataları almış yürümüş!

varol döken dedi ki...

Sen bayağı normalsin ya, iyisin hatta hadi hadi iyisin.

malumafatrus dedi ki...

kuşburnu duysun sesimizi diyeceğim de, kızın yüzünü bile göremiyorum... yine de dur ben bu yazıyı forward edeyim:)

kusburnu dedi ki...

işte geldim burdayımmmm...
nabersiniz?

malumafatrus dedi ki...

varol koşşş, kuşburnu blogda boy verdi...

varol döken dedi ki...

Aaaaaa kusburnu (ilk defa kuş gören çocuk kadar şaşkınım)