3 Mart 2015 Salı

"ben:0 - bilinçaltım:5 "


Kendime güvenime dair fikriyatlarım karmaşık. Yani kendime güveniyor muyum aksine çekingen biri miyim karar veremiyorum. Tek bildiğim şey, zamansız ve saçma özgüven patlamalarım var ki, bunu takip eden zamanlarda özgüvenim hatrısayılır da yara alıyor. (özgüven ile kendine güven aynı şey oluyor değil mi?)
Hayatımın saçmalama hakkı, ergen ruhumun elinde ve onun da kendine açtığı bir oyun alanı var. Uzunca bir müddet “ciddi” imaj çizip, istediğim zamanlarda ise bu oyun alanında keyfimce saçmaladım. Sonra büyüdüm, oyun alanı daraldı ve saçmalamayı hayatımın geneline yaymaya karar verdim. Bu sayede, ergenliğimi devre dışı bıraktım sanıyordum ki, yanılmışım.
Cumartesi birdenbire ortaya çıktı kendisi. Lüzumsuz tesadüflere derin manalar yüklüyorsunuz diyen ben değilmişim gibi, bir tesadüfe kandım ve dev saçmaladım.
Siz şimdi sanıyorsunuz ki, bünyeye alkol girdi, olan bitenin de sebebi bu.
Aksine sıfır alkol, sıfır karbonhidratlı bir saatte anlattıkça güldüğüm bir sahneye sebebiyet verdim.
Neden yaptığımın sebebi yok. Kendimle barışma hadisesini biraz yanlış anladım muhtemelen. Yaş ilerlese de, ergenliğim o oyun alanına ihtiyaç duyuyormuş. O alan açılmayınca, frenler tutmuyor ve lüzumsuz bir özgüven patlaması oluyormuş.
Böyle gizemli yazıyorum çünkü kendimle barışıklığımın sınırı yakın arkadaşlarım J Sosyal medyada her şeye burun bükebilmek için, ne kadar salak olabileceğimi sizlerle bu kadar açık bir şekilde paylaşmamam daha doğru sanırım.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
Geçtiğimiz dönemde iş odaklı olan bitenin hissiyatı ile twitter’a şöyle bir şey yazacaktım; bazen kendimi epey akıllı sanıyorum sonra neyseki bir aptallık yapıp kendime geliyorum. Freud bunu bilinçaltı tarafından nasıl çözümler bilmiyorum ama ben insanın kendini bilmesi olarak hadiseye bakıyorum. Sadece şöyle bir derdim var; aklıma gelenlerin birçoğu başıma geliyor da, gelen giden hep negatif oluyor. Pozitif düşüncelerimi başıma getirme konusunda sanırım biraz!! yeteneksizim.
Bir de artık eminim yarı zamanlı bir gerizekalıyım.
Ps. Başlık şarkısının yerini bu sefer yazının soundrack’i alıyor. National’a derin methiyeler düzecek hatrısayılır kalabalıktan  biri olarak, şu dönemki marşım “wake up your saints” . Hayat enerjimi 2.21 -2.30 arasındaki melodiden alıyor, “She said you're right, it's a living, but you're wrong for the life” kısmına da bayılıyorum.
 

19 yorum:

varol döken dedi ki...

Ne aptal ne de çok zekiyiz, normaliz sadece (ben değilim tabi:)

varol döken dedi ki...

En kötüsü de normal olmak. Annem bana sen kendini ne sanıyorsun, alelade birisin sen demişti. Onu bile dehamı başkalarının zararlı etkilerinden korumak için söylediğine inandırmıştım kendimi.

varol döken dedi ki...

Gerçi hâlâ böyle düşünüyorum. Bu kadar gerizekalının olduğu yerde benim normal olmam pek normal değil. Emrah Serbes'in Deliduman'ı da bok gibi olmuş işte.

varol döken dedi ki...

Ben robot değilim lan saçma sapan sorup durma

malumafatrus dedi ki...

elifkey'in de dediği gibi vasat'ın askerleriyiz Varol. Normal olmak değil de, vasat olmak zor benim için de.

gel gör ki, istatistikler çok da sıradan insanlar olduğumuzu sürekli bize hatırlatıyor...

Yalnız Deliduman kısmı olmamış, orada yollarımızı ayıralım:)

varol döken dedi ki...

Beğenmiş olamazsın?!!??!?!?!?

varol döken dedi ki...

O kitabı beğendiysen vasat sevmen gayet normal. Kitap kötü falan değil rezalet, en işe yarayacağı yer soba olur.

malumafatrus dedi ki...

daha önce burada kitaba methiyeler düzen benken, şu an beğenmedim mi diyeyim? Vasatlıksa vasatlık çok sevdim, pişman da değilim:))

ve evet ben de robot değilim.

varol döken dedi ki...

Ama nesini sevdin, Behzat'ı yazan adam bunu nasıl yazmış olmadın mı? Cidden bir kağıt israfı olmuş kitap ya, ki Emrah'ı ne kadar sevdiğimi, dönemdaşları arasında ne kadar özel bulduğumu biliyorsun. Bu kitap bayağı kötü, edebi açıdan da, hikaye açısından da vasat bile değil.

malumafatrus dedi ki...

hikaye vasat evet ama okurken çok sevip, çok eğlenmişim; kelimeler yalan söylemez:)

ayrıca pişman değilim, bugün de olsa aynı şekilde övebilirim kitabı...

http://malumafatrus.blogspot.com.tr/2014/06/bir-iyilik-et-kendine-kaldgm-ckmazda.html

varol döken dedi ki...

Yazık:(((

varol döken dedi ki...

Dayanamadım gittim o post'a da yazdım.

varol döken dedi ki...

Bir de en iyi kitap seçilmiş çıldırıcimmm:(((
https://www.facebook.com/video.php?v=936542256379366

malumafatrus dedi ki...

peki sen bu yazıda bahsettiğim olayın ne olduğunu tahmin ettin mi varol?

Bir de Emrah Serbes'in yazarlığı bırakmasını nasıl değerlendiriyorsun? bunu da ayrı bir yazıda bol yorumla değerlendirsek mi?

varol döken dedi ki...

Anladım istersen yazayım ama o zaman herkes anlar:)

Emrah Serbes Delidumanla yazarlığı zaten bırakmıştı, kayıp değil.

Sen bunun post'unu aç, bu yorumları da oraya taşı:)

malumafatrus dedi ki...

ilk fırsatta kitabın sevdiğim cümlelerinden ve senin aksi yorumlarından oluşan bir yazı derleyeceğim Varol.

bu kadar ayrı düşünmemize rağmen, Deliduman'a ve emrahserbes yazarlığına kayıp değil demen beni çok üzüyor.

EmrahSerbes Tv'ye hiç çıkmasın ama hep yazsın ısrarımı itinayla devam ettireceğim.

varol döken dedi ki...

Behzat'ı yazan Emrah'sa gelsin, Erken Kaybeden Emrah'sa gelsin ama Deliduman'ı kitap diye, yazarını da Emrah diye ciddiye alamam.

Ayrıca Emrah'ın yazıp yazmaması cidden beni ilgilendirmiyor, güzel yazarsa okurum kötü yazarsa söylerim, adam mutlu değilse niye yazsın, hem bu ara boksörlük revaçta:)

malumafatrus dedi ki...

adam yazıyorum ama yayınlamam diyor..yoksa düzenli yazıyormuş. bu arada yazmaya ara verme bahanesi asıl manasız, onu bilahere tartışalım..

içimizdeki boksör İrlandalılara da ayrıca selamlar..

ps. senin (ki blogun tek yorumcusu olarak) blog yorumlarının benim mailime itinayla düşmemesini nasıl çözeceğiz peki?

varol döken dedi ki...

Onu çözemiyoruz çünkü bana da sürekli mail delivery failure geliyor. E artık manuel olarak koruyup kollayacaksın tek yorumcunu:)