31 Aralık 2014 Çarşamba

"the race is long, and in the end, it’s only with yourself"



2014 şarkılarıM,

Benim için 2014’ün en güzel olaylarından biri şüphesiz spotify üyeliğimdir..kendisi müzikle yatıp kalkma olayını mecazdan gerçeğe dönüştürme sebebim oldu… ve müzikle aramdaki tuhaf bağdan olsa gerek, 2014’ün güzel anlarında hep arkada bir fon müziği vardı.

Yılın ilk 10 şarkısı diye bir liste yapması zor sadece, dönem dönem hangi şarkılar başroldeydi hangi şarkılar bir an’la birleşip hafızama yer edenleri ortaya karışık sıralayacağım.

Spring Offensive Not Drowning But Waving ile 2013’de sular altındaki hakimiyetini 2014’de de sürdürdü benim için. Lead Your Good Heart ile birlikte havuz turlarımda “artık çıkabilirsin” mesajı oldular benim için. İki şarkı da bir tatlı hüzün  demek benim için..2015’de de hisli hisli dinlemeye devam ederim muhtemelen.

No Rest; bu şarkıyı da 2013’de ilk kez dinlemiş olsam da 2014’ün bir döneminde özellikle giriş introsu ve“I loved you in the best;I loved you in the best way possible “ nakaratı beynimde çaldı. Weights&Measures da dry the river’ın hatrı sayılır bonus şarkılarından biri olarak müzikal hafızamda yer edindi.

Woodkid Iron ve I Love You, sanırım Mayıs ve Haziran demekti benim için. Dinleyip, dinletmekten etrafımı baydığım, halen dinlediğimde de bir tuhaf olduğum şarkıları ile 2014 playlistinin olmazsa olmazıdır woodkid.

Benim için yaz ise tamamen The Killers demekti. 2014 yazını güzel hatırlıyorsam bundan Brandon Flowers’ın sesinin hatrı sayılır bir etkisi vardır. Can you Read My Mind sorusunun arkasındaki net istek de, klibinin absürdlüğü de (35.5 mio kere izlenmiş), SomebodyTold Me’deki erkek arkadaşın geçen şubatta çıkılan kız arkadaşa benzemesi de, Bones’daki o acayip ruh ve Mr Brightside’ın koşturmacası bir yana; I Can’t Stay ve Just Another Girl esasen 2014'e ait keşiflerim oldu ve hepsini çok sevdim. Halen de dinlemelere doyamıyorum ve soruyorum are we human or are we a dancer?

The Killers’ın şarkıları gibi How to Save a Life da ne kadar nostaljik olsa da, 2014’de farklı nedenlerle kafamda net yer edenen şarkılardan oldu. Dinlemek kadar söylemesi de güzel olduğu için bir gece yolculuğunda yüksek sesle arabada dinlenmesi gereken şarkılarda da tereddütsüz ilk 5 şarkı arasına eklerim.

Canımın içi Suits sayesinde keşfettiğim iki şarkı da pek kıymetli oldu benim için. İlki Fink’den Looking Too Closely ki halen dizide çaldığı sahneyi çok net hatırlamam da şarkı sayesindedir. Sea Wolf Whirpool da, spotify aracılığı ile dinleyemediğimden benim için daha kıymetli hale gelen, suits’in de o dalgalı vakitlerine pek güzel oturan şarkıdır.

Yazının başında da söylediğim gibi müziğe fazla anlam atfettiğim için bir liste yapmam pek mümkün değil. Bu şarkılar şu an bir çırpıda sayabildiklerim. Hayatımın son çeyreğinde, artan sportif faaliyetlerim ve nabzım ile birlikte dinlediğim şarkıların formatı çok değiştir. Muse ve Linkin Park’ları geçtim, rap ve elektronik müziğe de meylettim. Onları ve Türkçe sözlü şarkılar yapan tuhaf isimli grupları da ayrı ayrı yazılarda anlatayım ki, siz de “bu nasıl bir karmaşa yahu” diye isyan etmeyin.

Bunlarla birlikte ismini anmazsam hatrım kalırlar;

Spring Offensive’in Carrier, Worry Fill My Heart ile No Assets’i

The Cinematic Orchestra- To Build A Home

St. Lucia ve Closer Than This


Ve elbette başlı başına National albümü…
 
ps. başlık şarkısı yıllık olağan Buz Luhrmann satırları- Everybody's free to wear sunscreen'den
 

Hiç yorum yok: