1 Aralık 2014 Pazartesi

"ben senden vazgeçeli çok oldu"

 
Anadolu Yakası ile seviyeli bir birlikteliğim var… Aklımda Avrupa Yakası olmasa belki seveceğim ama ben tam bir gurbetçi gibi ne Avrupa’ya ne de Anadolu’ya ait olduğum bir dönem yaşıyorum. Pek mümkün olmasa da, Anadolu yakasında herhangi bir etkinliğe katıldığımda aslında gayet keyif de alıyorum. Komşu mahalle Koşuyolu’na ayrı bir sempatim olsa da yemek içme konusunda Anadolu Yakası’nın Avrupa Yakası’nın eline su dökemeyeceğini Varol ile de tartışmaya hazırım.
Redd’in – bana göre- dağılmasından sonra, sevgim mesafe ve kırgınlığa dönüştüğü için konserlerine gitmeye pek hevesli değildim. Gelin görünki, onlar da benim gibi çok değişti ve yıllar sonra (bana göre ilk kez) Anadolu Yakası’nda sahneye çıktılar. Yeni tarzlarını çok merak ettiğim için, küslüğü bırakıp, geç vakitte evden çıkıp, konsere gitmenin keyfini çıkardım.
Konserin tamamını artık Berke ve İlke, hiç bu ortamda olmayacaklar, merak etseler bile hiçbir şekilde onları canlı izlemeyecekler ve bir süre sonra onlar artık Redd denildiğinde anılmayacak diye üzülerek geçirdim. Eğlenmek amacıyla gidilen bir etkinlikte; geçip giden zamana, eskiye yeniye, falana filana epey efkarlanarak yaşlanmanın gerekliliklerini yerine getirdim.
Müzikal açıdan değerlendirecek uzmanlığım yok, sadece kendi kulak zevkime dayanarak söylüyorum bana müzikal açıdan bir tık popülerleşecekler gibi geldi. Bu nedenle de  bazı şarkılarında ortaya çıkan Coldplay ruhunu ilerleyen dönemde daha çok duyacağız hissiyatındayım.
Bazı şarkılarda klavyeyi Doğan çaldı, bazı şarkılarda ise klavye playback olarak şarkılara dahildi yanılmıyorsam. Kötü değil, gelin görün ki alışmak sevmekten kesinlikle daha zor..Öyle hemen aa eskisinden de güzel demem pek mümkün değil.
- Şimdi kendimle çelişeceğim-

Buna karşın,yeni şarkıları, ben senden vazgeçeli çok oldu’ya hemen kanım ısındı. (3.27’den sonrası enfes)  Öyleki, 1.5 gündür sürekli kötü bir konser kaydını dinliyorum. Bu yüzden de albümlerini heyecanla ve merakla bekliyorum.
Bu arada daha önceki konserlerde genelde Hatipoğlu Berke’yi gözlemlediğim için, Özgümüş Berke’nin performansına şapka çıkartmayı unutmuş olabilirim. Cumartesi gecesi daracık mekanda ve o ses düzeninde gösterdiği performansa da acayip hayran kaldım.
Yine de “artık melek değilim” ve “bir yol bulursun” çalmadan biten konser benim için gerçek bir redd konseri olamaz, bunu da dağa küsmüş tavşan olarak vurgulamadan geçemem.
Anlayacağınız üzere, redd ile aramdaki ilişki aşk nefret gelgitleri ile devam edecek. Anadolu Yakası ile ilişkimizi seviyeliden yüzgöze dönüştürecek miyiz, bunu da zaman gösterecek.

Son zamanlarda;
  • Interstellar’ı izleyip, pek beğendim;
  • Oyun Atölyesi’nde Dolu Düşün Boş Konuş’u izleyip, hiç beğenmedim.
  • Okumam gereken bir sürü kitabın kapağını bile açamadım.
  • Her güzel şeyin sonu olmasın diye, Suits’in son bölümünü izlemeyi de kendimi şaşırtacak şekilde epey erteledim. Yeni sezon başlayana kadar dayanabilir miyim, onu da  - benim sübjektifliğimde çok hızlı geçen- zaman gösterecek.
  • Kuaförüm beni terk ettiği için (aslen çalıştığı mekanı terk etti) yıllar sonra saçımı başka insanların eline teslim ettim ki, eski ben olsa bundan bir travma yazısı çıkarırdı, şimdiyse belki de alışmam lazım diyerek olayı kendi haline bıraktım..

Kusburnu’na not; ki’ler konusunda kafam çok karışık, bu konunun üzerinden ilk fırsatta birlikte çalışmayı rica ediyorum.

ps.1  ben bu yazıya bir video eklediğimi sanıyorum, ama siz yazıda video yerine bir beyazlık veyahut bir siyahlık görüyorsanız, lütfen ses edin.

4 yorum:

malumafatrus dedi ki...

sözlükteki kartacali makedo'nun redd yorumunu da, ortak fikriyatlar ve kafamda deli sorular kapsamında şuraya eklemek istiyorum. Ve bir daha "bir yol bulursun" çalmayacaklarsa kendilerine dev küsüyorum...

dağılma olayından sonraki ilk konserini bugün izmir'de, ooze venue'de verdi. bugünkü performansı ve tüm süreci özetlemeye çalışırsak;

- bugün sahneye trio olarak çıktılar. soundun kalitesinin doğal olarak grubun tam halini yakaladığını söyleyemeyiz ama alternatif bir tad oldu, ben kendilerini başarılı buldum. doğan duru özellikle ilk konser olduğu için çok önemsemişti, ukalalıktan öte desteğe muhtaç olduğunu hissettiren tavırları vardı. zaten vokal, gitar, bas ve klavyeye geçerek müzisyenliğini konuşturdu, 3 kişilik iş yaptı.

- berke özgümüş de klavye ile davul arasında mekik dokudu. yılların davulcusu, müzik bilgisini tartışmak yersiz. ancak grubun en zayıf halkasının güneş duru olduğunu bugün de görmüş olduk. geniş bir gitar seti dışında pek bir esprisi yok, gruba iyi bir gitarist eklenmeden bu yükün altından kalkması mümkün değil. eğer grup progressive, farklı işler yapacaksa belki idare eder de pink floyd, deep purple esintileri sunan altyapısı sağlam redd güneş'in tek gitarıyla olabilecek bir şey değil.

- doğan duru seyirciyle olumlu iletişiminin cevabını aldı, mutlu oldu. bu grup hayranlarının büyük çoğunluğu ile yola devam edecek. ben de hatipoğullarını ayrı severim ancak bu grubu takip etmeme engel değil. hayatımın önemli bir bölümünde redd'in bana katkısını da yadsımam.

- bu grubun yüzde 60'ı doğan duru yüzde 30'u da berke hatipoğluymuş bunu bugün daha net görebiliyoruz. eserlerin söz ve müzik kısmına baktığımızda ise doğan duru'nun çok daha ezici olduğunu görüyoruz. üretime katılmama kısmı bu; güneş duru da üretime ahım şahım katılmıyor ama berke kadar söz sahibi değil. ancak grup ikinci elemanını kaybetti, onun eksikliği kesinlikle problem yaratacak.

- hayat kaçık bir uykudur redd'in en progressive, iç dünyaya hitap eden albümü idi. bunda hep duru kardeşlerin payının olduğunu düşünürdük. ancak doğan duru her seferinde enerjik ve modern soundlar peşindeyiz diyor. bugüne kadar olan enerjik parçalarda ise hep ilke ve berke ön plana çıkardı enstrümanlarından dolayı. sahi, bu hayat kaçık bir uykudur kimin işi o zaman?

- bir yol bulursun çalınmadı. artık çalınacağından da şüpheliyim, ağırlıklı olarak berke'nin şarkısı o.

- doğan duru konser arasında 60'ların 70'lerin rock'n roll soundlarından sıkıldığını, yeni şeyler istediğini söyledi. konserin son kısımlarında ise bak keyfine yi 70'ler tarzında yeni bir düzenlemesini çaldılar. perhiz; lahana turşusu?

- yine mutlu olmak için gibi don kişot gibi berke hatipoğlu'nun sağlam performanslarının olduğu şarkılara daha bir özenmeye çalışmışlar, "sizsiz de bunları performe edebiliyoruz" der gibi. özellikle don kişot'ta üçü kol kol girip söyledi, mutlu olmak için'i ise doğan tek başına gitarla söyledi.

- neticede doğan duru tedirgindi, seyircinin üzerine bile oynamadı. sanki sıfırdan grup kuran genç biri gibiydi. bunun uzun vadede olumlu yanları da olacaktır, son zamanlarda sahneleri pek tad vermiyordu, ileri seviyede ego içeriyordu.

durumlar bunlar. ocak gibi yeni albüm geliyormuş. konserlere devammış. bakalım, görelim

varol döken dedi ki...

Yemek ve içmek konusunda Avrupa>Anadolu. Tartışmak yersiz:)

Ama mutluluk ve huzur konusunda Anadolu>Avrupa. Bunu tartışabiliriz.

Redd konusunda da tartışabiliriz. Şarkıyı beğenmedim. Redd'i çok bilmiyorum. Özellikle dinlemedim hiç.

Kuşburnu artık cevap vermeye tenezzül etmiyor herhalde (çok güzel ortalık karıştırırım:)

Ayrıca bir müzik grubunun dağılması hakkında bu kadar ne kelam edilebilir anlayabilmiş değilim. Para için toplanır para için ayrılır herkes, beğenirsin dinlersin, beğenmezsin gitmezsin. Hiçbir şeyi ciddiye alamıyorum sanırım.

malumafatrus dedi ki...

süper klişe olacak ama mutluluk sanırım gerçekten de içimizde. Ama ne zaman kendini göstereceği belli olmuyor. Seninki Anadolu'ya taşınınca görünür ve hissedilir olmuş; ben iki yaka arasında gidip gelirken ufak ufak hissediyorum kendisini..Buna karşın, Huzur Anadolu yakasında onda haklısın.

Lüzumlu lüzumsuz her şeye çok üzülüp, pek sevinmek genetik kodumda var. Çok değişmiş de olsam, halen tepkilerimde ve heveslerimde ayarım yok.

Bir başka yazıda da yeni ayarsızlığımı mevzubahis edeyim. Ama paralel yayında, redd'i her dinledikçe, özellikle kliplerini izledikçe ayrılmalarına üzüleceğim.

Dünyanın en düz mantık insanı da olsan (çok iyi kavga pası açarım:)) redd'in de para sebepli değil, ego sebepli dağıldığını da vurgulamadan geçmem.

varol döken dedi ki...

O paralar kazanılmasa o egolara sıra gelir miydi, sorarım sana!

Redd'in nesine üzüleyim allah aşkına, olsalar ne olur olmasalar ne olur. Evde müsli bitince daha çok üzülüyorum ben:(