9 Kasım 2014 Pazar

"her gün her şeyin aynı olduğu bu yerde, bir tekinsizlik var ileride"

 
Son zamanlarda;
Spor salonunda hatrısayılır bir süre geçiriyorum. Sabit ruhum her koşul ve şartta kendini gösterdiğinden, spor salonunda da vaktimin çoğunu aynı konum ve alette geçiriyorum. Konumumu koruyabildiğim sürece de eurosport’ta spor namına yayınlanan her türlü aktiviteyi izliyorum. Maçlar zamanın hızlı geçmesine sebep olurken, her zaman olduğu üzere tuttuğum taraf koşulsuz şartsız yeniliyor. Bazen spor adı altında abudik gubudik atraksiyonlar da yanılıyor ama koca ekran bir şekilde dikkatimi çekiyor.
Twitter’da yazdım, görsel anlamda izlemesi en keyifli takım sporu voleybol iken; bireysel sporlarda ise tenisi es geçiriyorum. Yugoslav ekolüne saygım her şekil ve şartta devam etse de, tenis’te gönlümü Djkovic’den alıp, Federer’e verdim. Kendi programımı nefes nefese sonlandırmaya heves ederken, maçı başlarsa bana bir enerji geliyor ve sportif faaliyetlerim gönüllü olarak uzuyor.
 
Lokasyonum tv ile birlikte basketbol sahasının da karşısında olduğu için, bir de içimden yetenek avcılığı yapıyorum. Düzenli basketbol oynayan çoğunluğa dair ciddi fikriyatlarım var ve artık kendimi meşgul etmeye nasıl kanalize olduysam,atılan şutların basket olup olmayacağını tahmin etmek en büyük hobim oldu. Teknik anlamda başarılı küçük bir yüzde olsa da, çoğunluğun basketbol oynamaktan anladığı iyi şut atmak olduğundan, maçlar da maalesef pek keyifli olmuyor.
Tenise geri dönmek gerekirse, eurosport’un ilk 10 listelerinin biri de bacak arasından kazanılan sayılara ait ve sırf bu liste bile kendisine duyduğum sevginin artma vesilesi. Gerçi açık konuşmak gerekirse, kendisinin tenisteki başarısından ziyade yakışıklı olmamasına rağmen dünya sempatiği bir gülüşe sahip olmasına; twitter ve instagram’daki hallerine bayılıyorum. Kendisinin 2’şer ikizden, 4 çocuk sahibi olmasını ise şaşkınlıkla karşılıyorum.
Sportiflikten konu açılmışken; envai çeşit diziden sadece Gönül İşleri’ni düzenli olarak izliyorum, o da sağolsun içinde hatrı sayılır dramı içeriyor. Gelin görün ki, dramla birlikte birçok güzel insan evladını da içinde barındırdığı için, içimdeki ergen ortaya çıkıyor.
 
Dizilerin çoğu birer birer yayından kalkar da, TV’de denk gelemezseniz diye dizinin güzel süprizi Can Yaman’ı genç kızlara takdim etmek de bana düşüyor. Can Yaman, sadece 25 yaşında bir avukat ve ilk dizisi de Gönül İşleri. Pamir Pekin ile birlikte kendisi, dizinin esmer güzelleri. Bayılarak izliyor, dizinin de ömrünün uzun olmasını diliyorum.

Konuları bulamaç ettiğim için, toplu taşıma ve insan nefretimi de ayrı bir yazı ile dile getirmek üzere huzurlarınızdan ayrılıyorum.
ps. başlık şarkısı Son Feci Bisiklet ile Rahatsız Vals

2 yorum:

varol döken dedi ki...

Sürpiz!!!

Feryyyyyyyyyyyyyyy

varol döken dedi ki...

Ahaha aynen bir alt post'taki gibi insan ayıpladığını yaşamadan ölmüyor.

Oh olsun bana!

Başkasına acımam ama kendime hiç acımam.

Sürpriz olacak doğrusu ama bu hayatta gerçekten nedir doğrusu?