6 Haziran 2014 Cuma

"Madem öyle lafı uzatmaya gerek yok"




Blogun eskisi Ayçaşen sempatizanlığımı bilir...blog arşivi kendisinin sayısız köşe yazısı ile dolu...

Twitter ahalisi de kendisi ile yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz seviyeli iletişimimiza tanık.

Yine de bilmeyenler için kısa bir özet geçmek isterim. 

Soma'daki maden kazasının sabahında ayçaşen twitter'da "neşeli ol ki genç ölesin"diye ironik bir cüme yazdı... Kendisine olan sevgi ve sempatimin, twitter ile azaldığını, özellikle kendisine dair iltifat twitlerini retweet etmesinin gözümdeki aycasen algısına ne kadar ters olduğunu bir vakitler yazmıştım. Yani sen de artık herkes gibisin ruhuyla takip ediyordum kendisini. 

Ama o sabah mevzubahis ordaki insanların çaresizliği ve hayatı olunca, yıllardır aşina olduğum aycasen tarzı ironiden midem bulandı ve kendisine sen de beyinsizliğinde ölesin diye yazdım. Son golü "o kadar angutsun ki, bu kadar sarih bir lafı bile anlayamıyorsun" ile o attı. Dediğim gibi, benim gözümdeki değeri zaman içinde o kadar eksilmişti ki, kendisiyle daha fazla liseli kız dalaşını ilerletmedim. Konu yaşandı bitti saygısızca seviyesinde sona erdi.

Olan bitenden ötürü uzun zaman önce başladığım ama zamansızlıktan bitiremediğim Hayalet Ağrı'yı bir kenara atmadım. Aksine sonra fırsat bulup, nihayet kitabı da bitirdim...Hikaye absürd olsa da ayçaşen'in tespitleri çok yerinde. Bu anlamda özellikle kadınların kendilerine dair çok şey bulacağını düşünüyorum ben kitapta. Hikayenin sonu bana göre çok saçma bağlansa da, tatil için kitap arayan bünyelere tavsiyemdir.


Hayalet ağrı'nın hemen ardından Hakan Bıçakçı'nın Doğa Tarihi'ni okudum. Öykülerine alışık olduğum Hakan Bıçakçı'nın okuduğum ilk romanı olan Doğa tarihi bir çırpıda okunan ve plaza hayatlarını egzajere ederek anlatan bir kitap. Özellikle Doğa'nın bir gün önceden yarın giyeceği kıyafetleri hazır etmesi ile kendimi çok örtüştersem de, plaza yaşamındaki kadınlara karşı fazla önyargılı bir dil olduğunu düşünüyorum. Yine de yaz kitabı olarak ve yine kadınlara öneririm kendisini de.

Yüce Yaradan beni gündemsiz bırakmasa da, şu sıra biraz fazla kitap okuyup, koca bir ot olarak geçirdiğim kış mevsimini de inşallah telafi edeceğim...

Herkese edebi günler dilerim...


1 yorum:

varol döken dedi ki...

ta en başında bana ya ben bu ayça şen'i neden seviyorum diye sorsaydın buralara gelmezdik!

gerçi ben de kendisine şiir yazmıştım radyoda, ipod shuffle kazanmak için ama öyle de olsa yavşaklık yavşaklıktır.

şaka bir yana yakınımızda olan ve olmayan insanlarla kurduğumuz sahte ilişkiler gün gelip gün yüzüne çıktığında hayal kırıklıkları büyük oluyor, olmasın.

çünkü bok gibi bir grup olan mor ve ötesi'nin de söylediği gibi:

dünya yalan söylüyor...