23 Mayıs 2014 Cuma

"worry fill my heart"


Her güzel şeyin bir sonu var. Ne mutlu ki aynı son kötü günler için de geçerli.

Bir süredir girdiğim öğrencilik maratonunda bir bölümün daha sonuna geldik. Ve ben şunu ziyadesiyle tecrübe ettim, 30’undan sonra okumak akıl karı bir iş değil sayın okur. İçinizde ilime hevesli insanlar vardır muhakkak. Ya da öğrencilik hayatında pek çalışmayıp, sonradan okumaya heves edenler vardır ki, onlar için de yaş bir dönemeç olmayabilir.

Ama ne yazık ki, ben zeki olmayan çalışkanlardan olduğum için, ömrü hayatımın çoğunu ineklikle geçirdim. Ve artık anlıyorum ki, boş yere kendimi tüketmişim. Ben de artık bana yetecek çalışma dirayeti kalmamış. Kaldı ki, ülkenin gündemi bok gibi. Bir halt edemesem de, elimizde telefonda daha ne kadar kötü olabilir diye takip edip, iç sıkıntısından kafayı sıyırmaya doğru uzanıyorum.

Ülkenin kötü günlerinin biteceğine dair umudum yok ama benim kişisel öğrenme sıkıntım nihayet sona erdi. Çalışmak zorunluluğu ile çalışmamanın vicdan azabı ikileminden, normal insani hallere geri döndüm ve bu özgür zaman karşısında aptala döndüm. ( so tell the girls that i’m back in town)

Varol için eğlence konusu olsa da, bu süreçte Gilmore Girls iş çıkışı eve gitmemi sağlayan en önemli etmendi. Ve ne tesadüftür ki, ikisi de aynı zamanda sona erdi. Bu nedenle de içimdeki boşluk duygusu katmerlendi.
 

Sayısız kez izlesem de, daha önce hiç denk gelmediğim final bölümünü – final olduğunu bilmeksizin- izledim. Sanki elimin altında teknolojik imkanlar, laptop’ımda eski bölümleri yokmuş gibi, artık izleyemeyeceğim diye de çok da üzüldüm.

Neyse ki, acısını veren Allah tesellisini de veriyor ve pek yakında Suits’in 4. sezonu başlıyor.

Malumafatrus da bu boktan ülkede ve çaresizlikte kafayı yememek için, dizilerle beynini uyuşturmaya devam ediyor…
 
ps. O değil de Alexis Bledel (Rory) de gözümüzün önünde büyümüş resmen.
ps. 2. başlık şarkısı Spring Offensive'den.

1 yorum:

varol döken dedi ki...

ya 2014 yılında gilmore girls ile dalga geçmeyecektim de ne yapacaktım:)