27 Mart 2014 Perşembe

"Biliniyor şarkıların sırası bizde, biliniyor hayat bizden razıdır "

 

Malumafatrus değişiminin tarihini yazıyor...

Şaka değil, şarkı sözü hiç değil her şey birdenbire oldu. Hayatta en sevdiğim şey alıştığım düzenimken, hiç öngörmediğim yepyeni bir düzenin içinde buldum kendimi. Değişime hazırlanmak diye bir şey var mı bilmiyorum ama yine de hiçbir plan yapmadan her şey oldu ve bitti.  Benim gibi sabit düzen sevdalısı bir insanı kendi haline bırakırsanız 20 yıl aynı sokakları arşınlayabilir. Tam da bu sebepten bugüne kadarki tüm taşınmalarım Almanya'dan gelen oğlan sebepli oldu. Ama bu son süreç çok çirkin bir o kadar da hızlı gelişti.

Kentsel dönüşüm uğruna evini yenilemek isteyen bir apartman ahalisi, buna rağmen ben onay vermiyorum siz rahat oldun diyen bir ev sahibi arasında pinpon topuna döndük. Sonunda da bir güzel son dakika golü yiyerek, insanlara halen güvendiğimiz için kendimize de küfrettik.

 
Sonraki süreçteki emlakçı, ev sahibi, inşaatçı muhabbetlerine hiç girmeyeyim, zira aklıma geldikçe halen deli oluyorum. Beddua etmeyi hak görsem de, korkumdan sadece şunu diyebiliyorum bana yaşattıklarının aynısını tecrübe etsinler. Bu gerizekalı insanlarla, ahırdan bozma ev diye gösterilen yerlerle, sahibinden com’la tekrar muhatap olmamak adına da ilk kez ev sahibi olma gerekliliği hissettim. Kötü ev sahibi, beni bile mal sahibi yapabilecek duruma getirdi. Tanıyanlar bilir benim için bu işe niyetlenmem bile büyük devrim. En azından bu evden kovulurken, ev aramak yerine kendi evime çıkmak gibi bir iyi niyet içindeyim, Allah utandırmasın, utandırırsa da bu kiralara bir dur desin.

 
İstanbul ve emlak piyasasının saçma hali üzerine sayısız kitap yazılabilir. Özellikle kentsel dönüşüm nedeniyle, her şey iyice uçmuş durumda. İşte tam da bu sebepten bendeniz bırakmaya niyetim olmayan Avrupa Yakası’nı terk ettim. Aslında illa Anadolu veya Avrupa olsun diye değil, düzgün bir ev bulabilelim diyerek, az zamanda birçok alternatifin içinden tek insan gibi olanı seçtik.


Bu süreçteki en büyük şansım, taşınma işlerinde benim yüzünden uzmanlaşan aile desteğim oldu. Bir de hakkını vermem gerek Anadolu Yakası’nda abonelik işleri Avrupa Yakası’na nazaran çok daha kolay halloldu ve su yolunu buldu.

 

Duygusal etkisi olacak bu tür dönemleri pek sorgulamadan, geçmişe bakmadan geçirmeye çalışıyorum. Aksi halde bu geçiş süreçleri, tam bir çöküş süreci olabilir benim için.

Kaldı ki, ne kadar yüzeysel de geçirsem fiziksel olarak yamulmuş durumdayım. Stres tüm hastalıkların kaynağıdır diyen doktorlara inanmaya fazlasıyla yakınım..

Anadolu Yakası’na karşı önyargım olmayan bir semtte taşındığım için, aslında bir gardım yok. Gelin görün ki, taşınma üzerine konuştuğum herkesin “bir alış bak sonra bırakamayacaksın” önermesine de itinayla gıcık oluyorum (5 yıl Anadolu yakasında yaşadım). Muhtemelen alışır ve severim, konumuz bu da değil zaten. Konumuz gayet memnun olduğum bir düzeni bırakmış olmak.

Nihayetinde alışmak da sevmekten zor geliyor.
 
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
 
Herkes her şeyin en iyisini biliyor ve herkesin her şeye dair bir fikri var ya, işte bu beni çok yoruyor sayın okur.
ince ince test ediliyor. Pes edip, koyvermek çok kolay ve akla da yakın olan ama insan bir şekilde devam ediyor. İşte orda yanınızda moral verecek ya da en azından sizi dinleyecek insanların olması pek kritik. Kriz dönemlerinde yok saymak, taşınacağınız gün kurak şehre şakır şakır yağmur yağarken, var bunda da bir hikmet diyebilmek kolay değil ama inanın bana aksi de hiç iyi bir hal değil.

2 yorum:

kusburnu dedi ki...

Hosgeldin komsum, bir pazar birlikte rivaya kahvaltiya gidelim ve komsulugumuzu kutlayalim :)

varol döken dedi ki...

hayırlı olsun. umarım mutlu olursun. zemheriden sonrası hep bahar aylar...