9 Mart 2014 Pazar

"ben senin sokağına ulaşamam, dardayım "



Malumafatruş bezginliğin merkezinde hayatı sorguluyor...

Hayattaki en büyük bağımlılığınız nedir?

Benim telefonum imiş, cuma günü bunu bir güzel tecrübe ettim.

İyi şeyler birdenbire olur, öyle çok bekletmez insanı diyen Oğuz Atay'a inat, şöyle bir hissiyatım var kötü şeyler üstüste gelir ve insanı bir güzel sınar...

İster secret deyin, ister polyannacılık hep şanslı biri olduğumu düşündüm. Ama bazı zamanlarda aksilikler o kadar üstüste geliyor ki, büyük bir uğursuzluğun peşime takıldığı inancına kapılıyorum.

Hayatta en sevmediğim şey belirsizlik değilmiş gibi, 2 haftadır oturduğum evle ilgili benden bağımsız belirsizlikler içindeyim. Apartman sakinleri kentsel olarak dönüşecek mi dönüşmeyecek mi sorunsalında ciddi bir meydan muharebesi veriliyor. Resmi olarak arafta kalmış durumdayız, eğer bir şeyler netleşir de çok kısa bir sürede taşınmak durumunda kalırsak da tez vakitte depresyondayız.

Anlayacağınız kafamda deli sorular. Emlak piyasasının hali malumunuz ki, kendileri üzerine nefretlerimi başka bir yazıda uzun uzun mevzubahis edeceğim.

Bugün konumuz, birden bire elimden uçup giden telefonum. Tam anlamıyla her şey birden bire oldu. Ben şansıma ve daha önceki tecrübelerime dayanarak telefonumun çalışmaya devam edeceğini düşündüm, ama bu sefer fena çuvalladım. Ve kendisine nasıl bağlandıysam o anla birlikte dünyadan soyutlandım.

Bir klasiktir, telefonunuzu bir yerde unutursanız çok aranacağınızı düşünürsünüz ama telefonunuzla yüzleşince pek de merak edilmediğinizi anlarsınız. Benim için de muhtemelen durum pek değişmeyecekti ama yine de haber vermem gereken birileri vardı, işin kötü yanı haber vermem gereken kişilerin numaralarına dair pek fikrim yoktu. 7/24 eğitimde olduğum için, ulaşılabilir olacağım bir telefon veya laptop da olmayınca, insan kendini ciddi ciddi çaresiz hissedip, ben de pekala sudan çıkmış balık gibi kalıyormuş.

İlk iş, kendime bir tamirci bulmaya çalıştım ki, telefon tamirinde ciddi bir kartel olduğundan sayısız tamirciden aynı yüksek tutarı duydum. Kafamda bir model ve fikriyat olmamasına rağmen, telefon olmayınca insanın alarmı bile olmadığı ve benim bir yedek telefonum bile olmadığı için kendime acilen bir telefon almaya karar verdim.

Ama konudan o kadar bihaberdim ki, hangi telefonu almak gerektiğine dair sıfır fikriyattaydım. Iphonesever olmadığım için, kısıtlı erişimimle birkaç bilenden hızlı görüşler aldım.


Bu telefon denen melet pahalı bir şey olduğu için ve teknik destek alabilecek kadar zamanım da olmadığından Turkcell'den kampanya ile alıyım dedim. Ama ne oldu sittin senedir kullandığım hattım annemin üzerine diye işlem yapmadılar. Ben yine bir güzel ortada kaldım. Oha lan bu nasıl bir gün derken, ege'nin yaşlarında bir ufaklık gördüm. Kafası dahil her tarafında yaralar ve bandajlar vardı. O anda gerçek çaresizlik kafama dank etti ve boşverdim. Ve her zaman olan oldu, boşvermişliğin sonundan bir çare çıktı. Ben de bir koca günü telefonsuz geçirince, resmen arındım ve anladım, bir cisme de insana da bağlanmak ciddi bir çaresizlik haliymiş.

Gnün sonunda da AyçaŞen'in Hayalet Ağrı'daki satırlarını okuyup, eksik parçaları birleştirdim. 

"Peki, bu makinenin sahibi ben miydim,yoksa benim sahibim o muydu?

Bütün gün çok hırpalanmıştım. Aslında iyi bir insandım. Bunlar neden başıma gelmişti? Acaba şükretmediğim için mi? 

Şimdiye kadar yaşadığım hayatı neden takdir etmedim diye sinir oldum kendime.

Bir şeylerin değeri neden kötü günlerde belli oluyor ki? Acaba onlar yeterince iyi olmadığı için mi?

Neyse ya, tövbe tövbe."

ps. başlık şarkısı Ahmet Kaya vokalinin yanından bile geçemeyecek Harun Tekin versiyonu ile Beni Vur
ps.2 Fotolar fazla depresif kaçtığı için depresiz yazılar ile başını şişirdiğim blog okuruna açıklamayı borç bilirim;  an itibariyle gayet iyiyim. (umarım yarın başka bir zırva ile karşınıza çıkmam)

2 yorum:

varol döken dedi ki...

hello houston, did u landed? yani dibe indin mi diyor:)

malumafatrus dedi ki...

Diğer yazıdaki soruna cevabımdır, bu ülkede her gün yeni bir dibi tecrübe ediyoruz...karamsarlık olan bitene karşı hissetiklerim karşısında hiçbir şey... O kadar az ve o kadar beceriksiz bir azınlığız ki:(