22 Ekim 2013 Salı

"Zamanın eli değdi bize, çoktan değişti her şey"


 
Huzur ve mutluluk bir arada olan şeyler mi emin değilim. Mutlulukta ortalama yol var mıdır onu da bilemiyorum. Tek bildiğim bulunduğum an'ın, bu saatten sonra  benim için huzurun tanımı olacağı.

Bu huzur ortamında ipad'i elime alıp, yazı yazmak ne kadar tutarlı tartışılır ama blogdaki son yazımın tarihinden de anlayacağınız üzere, geri döneceğim hayat bana yazı yazmak için zaman veya motivasyon vermiyor.

Kaldı ki söyleyecek afilli laflarım yok. Okuduğum iki şahane yazıya dair derin duygularımı kaleme dökmek için aralıyorum blog'un kepenklerini.

Elif Key'e duyduğum derin duygular daha önce burda mevzu bahis ettiğim halinden çok daha ileri boyutta. Belki de bu sebepten yazıları her zamankinden daha da değerli benim için.

Ortalama bir yazısı için,  bu yazılanlar bir kitap olsa satırların altını çizmekten yorulurdum diye düşünüyorum. Ama bazı yazıları bu kadarla kalmıyor, hemen basıp çerçeveletme, elimin altında bir yerlerde saklama hissi yaratıyor. Geçtiğimiz Çarşamba HT Hayat'ta yazdığı "Bugün de geçti" yazısı için sıfat yetmez ama muhteşem. Elif Key de gerçeklerle yüzleşmek, üzülmek, büyümek ve aldırmamayı öğrenmeyi bu kadar doğal ve bu kadar bizim gibi anlattığı için kıymetli.




Gidin yerinde okuyun diye, yazının tamamını buraya kopyalamıyorum. Benim gerçeklik spoilerim aşağıda. Dilerim bu yazı sizi anlatmıyordur, umarım geçen giden zaman ardından "bugün de geçti'den öte, diyecek anlamlı sözleriniz vardır..

"Herkesi anlıyorsun. Bir vakitler, "Elime geçse bir kaşık suda boğarım" dediğin şimdi yamacına gelse, ne kaşık ararsın ne su. Hayatın cevap anahtarı olsa hemen çevirip arkadan cevaplara bakacaksın da. Cevaplardan gitsen soruyu unutturuyor hayat. Tozlu bir tavanarasında anneannenden kalma, "Hayırlısıysa olur", "kısmetse"leri çıkarıp, ömrünün çürüklerini yeşertip, dik durmaya çalışıyorsun. Zaten çürükler de önce yeşeriyor, sonra sararıyor, sonra geçiyor. Allah’a havaleler birikiyor. Radyoda "Aslan gibi geri döndüm" çalıyor.

Sonra seni darıltanı, yolda bırakanı, densizi, arsızı, sevgisizi, cahili, büyümüş de küçülmüşü, her şeyi çok bildiğini sananı unutuyorsun. Mazide kündeye geldiğin onlarca gün."


Bu hafta bir güzel ve gerçek yazı da apouyan'ın birgun’deki satırlarıydı. Yazının bendeki etkilerine de girersem, hadise iyice duygusala bağlanacak, huzur diye başladığımız yazı dramla sonlanacak.  Konuyu daha da içselleştirmeden, her şey geçiyor ve dönüşüyor ana fikrimiz-tesellimiz-  ile nihayete erelim.

Güzel konuşan, güzel yazan insanlarla birlikte huzur veren anların da kıymetini bilelim...

 
21 Ekim 2013/ Kaş
ps. başlık şarkısı Müslüm Gürses ve Nilüfer.
ps.2. Birini sindiremeden bir diğeri yazılıyor, okuyanın kalbine de ayıp oluyor.