3 Eylül 2013 Salı

"bir defa kalsam yanında, hayat güzel hikayemde kalınca"




Bu aralar;

Bugüne kadar beni ve ben yapan, hayatımı zor kılan, kurallarımı, takıntılarımı, sınırlarımı yavaş yavaş da olsa genişletiyorum. Ters düz olmasam da, dönüşüyorum. Umursamamayı öğreniyorum. Blogdan carpe diem sloganını kaldırdıktan sonra anı yaşamanın gerçekliliğini tecrübe ediyorum.
Bir’ey olmanın keyfini çıkartıyorum. Gözümde büyüttüklerime “ne çıkar “ diyerek, kendimi daha az yormayı deniyorum.

İnsanın başına gelecekleri az çok bildiği/hissettiği gibi bir inancım var. Ya da şöyle söyleyeyim, bazı isteklerinizin, şaka veya hayal olarak dilinizden dökülenlerin siz unuttuğunuzda başınıza geldiğine çok kez tanık oluyorum. Bazı şeyleri oluruna bırakmanın ne büyük keyif olduğunu öğreniyorum.
Ve içini bir şekilde özellikle en kötü zamanlarda  ferah tutabilmeyi becerebiliyorsan, hayatın sana sundukları ile başetmenin daha kolay olduğunu görüyorum.
Bir de bazı şarkıların gün gelip gerçekliğiniz olduğuna ciddi ciddi inanıyorum.   
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Su altında müzik dinlemek dünyadaki açık ara en güzel şey olabilir.
  • Ercan Kesal’ın Peri Gazozu sadeliğin, gerçekliğin muhteşemliğinde bir kitap. 
  • Hamdi Koç’un Çıplak ve Yalnız’ı bu yıl içinde okuduğum en iyi roman. Onu az ve yanlış tanıyanlar bu kitabı es geçerse, ne çok üzülürüm.
  • Yaz’a kendim adına çok da güzel veda etmişken, aklıma biraz da klişe olarak Murathan Mungan’ın Yaz Geçer lafı geldi. Lafla sınırlı kalmayıp, şiire odaklanalım dedim, hoş olmadı. Yine de hatırlatmakta fayda var,
 
Yaz geçer, yine gelir…
Yaz geçer, iyi gelir sözcükler…

 
 ps. başlık şarkısı Sakin ile Bu Defa

Hiç yorum yok: