12 Ağustos 2013 Pazartesi

"There ain't enough hours in the day"



Tatil kavramının size çağrıştırdıkları, hayat tercihleriniz ve imkanlarınız bir yana yaptığınız iş, yaşınız, medeni durumunuz, bezginliğiniz veya gençlik ateşinize göre değişir. 

Ben kendi adıma cevap veriyim, benim için tatil öncelikle deniz, sonrasında az biraz "kendi kendime kalabilmektir". Ama sözlük olsam tatilin karşısına "hiçbir şey yapmama özgürlüğüdür" yazardım ki, ömrü hayatımda henüz böyle bir tatil yapmışlığım da yok.

Ama işte insan vücudunun dinlenmeye ihtiyacı var, yıl boyunca metropol hayatında yoksaydığı  şeylere zaman ayırmaya ihtiyacı var, yeni şeyler öğrenmeye bazı şeyleri de unutmaya ihtiyacı var. Yeni yerler görmeye, hep gidilen yerlerde "tanıdık" olmanın getirdiği huzuruna ihtiyacı var. Uzun uzun oturup konuşmadığı insanlarla zaman geçirmeye, bazen de birlikte susmaya ihtiyacı var. Kafasını kendine göre yöntemlerle dağıtmaya, çok eğlendiğini dünya aleme duyurmaya, popüler bir tatil yapmış olabilmek için gezilmesi görülmesi gereken yerler listesine birer birer tık atması lazım.

Ve tüm bunların  iyimser tahminle 2 veya 3 hafta içinde tamamlaması lazım. (hepimizin bildiği üzere de özel sektör gerçeğinde 50 gün izin sahibi olmanız, sizin 2 ay izinli olabileceğinizi ifade etmez) 

Anlayacağınız tatil soz konusu olunca da ana fikir belli; her seçim  bir vazgeçiştir. Tercihlerinize ve ihtiyaçlarınızı göre en uygun tatili seçmek, bir çok şirket için  başlı başına bir iş koludur. Nihayetinde hayatınız da sizin şirketinizdir. (ruhunu sermayeye satanlar vol.27) 

Ne acıdır ki Türkiye farklı sayısız beklentiye cevap verecek kadar zengin bir coğrafyaya sahipken, ülkenin çok büyük bir çoğunluğu maddi imkansızlıklar nedeniyle tatili sadece memleketine gitmek olarak değerlendirir. 

Herkes tatilde denize mi girmelidir, herkes yazın mı tatil yapmalıdır? Elbette hayır ama ortalamada yazın deniz tatili yapmak gibi bir algımız mevcut. İşte orada bile o kadar çok alternatif ve tatil tercihi var ki, ben devlet olsun özel sektor olsun bir el atsın da yazı en az 4 farklı deniz tatili ile geçirebilelim diyorum. Fırsat maliyeti giremediğim denizler olacağına, akıp giden paralar olsun der, çalışma şevkim olan kredi kartı ekstrelerimden de şikayet etmem.

Aslında isteklerim de basit Kuzey Ege ile başlayıp, Temmuz Ağustos'u Orta Ege'de geçirip, Eylül gibi de Kaş ve Meis ile sezonu kapatmak.  Ülkenin büyük çoğunluğunun aksine yüzmek öncelikli tatil derdim olduğu  için, aman deniz kaçmasın, gün bitmesin, akşam da keyifli uzun yemekler olsun, eğlencesi de olsun, arada bir yerlerde vücut da dinlensin diye kendimi heba etmek değil, anın keyfini çıkartacağım günlere tatil diyor, bunun içinde yorulmayı keyif sayıyorum. Her fani gibi, tatil yöresinde yaşamayı, yazlıkçıların hayatına öykünmeyi de bu işin olmazsa olmazı olarak görüyorum. 

Yine de  kafamda bazı deli sorular ve istekler var, onu da kamuoyunun bilgisine sunuyorum. 

  • Bayram gibi herkesin tatilde olduğu zamanlarda tercih ve gelenek olarak tatil yapmıyor olmanın burukluğuna bir çare bulunsun.
  • Eğer tatil süresi uzamıyorsa, zaman tatilde yavaş geçsin.
  • Her şey dahil otellerde mutluluk da pakete dahil mı? 
  • Havuzla deniz hiç bir olur mu?
ps. başlık şarkısı Editors- Hyena

12 yorum:

varol döken dedi ki...

siteye ne oldu????

varol döken dedi ki...

tatil ihtiyacı diğer birçokları gibi bir yanılsama ya da bir tür ödül ceza sistemi. buraya yetmez oraya yazcam. orası mail işte ya.

fery evlendi mi, kusburnu küstü mü? denize girmek çok saçma bir şey kimse kusura bakmasın, o kadar matah bir şey olsa denizden karaya evrimleşmezdik.

malumafatrus dedi ki...

bugüne kadar hep fikir ayrılığına düştük ama denize girmek çok saçma önermen, fikir ayrılığımızın zirvesi olabilir sanırım.

Siteye güzel şeyler oldu bence, sence öyle değil mi ki?

varol döken dedi ki...

site tasarım olarak güzel ama işlevsel olarak okunmuyor fon yüzünden. fon derinlikli ve beyaz yazı kayboluyor.

zirvede buluştuğumuza sevindim lakin fikrimde ısrarcı olmasam da mantıklıyım. bundan 120 yıl kadar önce keyfine denize girmek diye bir şey yoktu, yüzme ancak ihtiyaç meselesi olarak kullanılıyordu. sonradan çıkan bu plaj, şezlong, ay denize girmeden yaşayamamlar hep sanayi toplumunun dayatmaları. kötü bir şey demiyorum, hobi olarak yine yüz ama insanın keyif için yüzmesi saçmadır.

ps: mail'ım geldi mi?

malumafatrus dedi ki...

maile cevabım 3 vakte gelecek:)

Fery... dedi ki...

evlenmedim, kısmetse Kasım'da, gelsene sen de :)

varol döken dedi ki...

kasım'da nikah başkadır. ben gelmem içince olay çıkarıyorum:)

zakk dedi ki...

bunlardan başka tatil deyince güzel yemekler bir tek benim mi aklıma geliyor?

malumafatrus dedi ki...

Hiç de yalnız değilsin. Benim için de tatil sahil kenarında sürekli abur cubur yemek..uzun akşam yemeklerinde meze yemekten balığa geçememek demek:) bazı şanslı lokasyonlara göre de güzel kahvaltı ama genelinde dünya kötürü peynirlerle kahvaltı etmek demek.

kusburnu dedi ki...

Kusmedim varol arkadasim ama denize girmeye laf etmeye devam edersen kusebilirim. Denize girmeye laf eden dalis yapmaya ne diyecek mesela.. Denize kafani soktugun an dunyadan kopmaktir tatil benim icin..

Ferycim simdiden mutluluklar dilerim.. Davetli miyim bilmiyorum ama o tarihlerde karnim muhtemelen burnuma yakinlasmis olacagindan ben zati katilamam :)

Selamlar..

kusburnu dedi ki...

Kusmedim varol arkadasim ama denize girmeye laf etmeye devam edersen kusebilirim. Denize girmeye laf eden dalis yapmaya ne diyecek mesela.. Denize kafani soktugun an dunyadan kopmaktir tatil benim icin..

Ferycim simdiden mutluluklar dilerim.. Davetli miyim bilmiyorum ama o tarihlerde karnim muhtemelen burnuma yakinlasmis olacagindan ben zati katilamam :)

Selamlar..

varol döken dedi ki...

denize girme demiyorum hobi olarak yine gir:) hoş geldin.