18 Ağustos 2013 Pazar

"kendine biraz zaman ver, bir yol daha bulursun"

Aşırı kişisel yaş dönümü  yazısı;

Geri kalan 4 ayın hakkını yemek istemem ama 2013 için fikriyatım fazlasıyla net; bir bitsin, sonra sokakta görsem yüzüne bakmam.  Kaderde zaman geçip gidiyor diye dertlenirken, günler geçiyor diye mutlu olmak varmış, bunu da 2013 sayesinde tecrübe etmiş oldum.

Fen lisesinde okumamın hayatıma kattığı bilimsellik etkisinden olsa gerek, her türlü batıl inancı önce tecrübe eder, sonra inanırım. Bu yıl da bana  13’ün ve baykuşun uğursuzluğu konusunda hatrısayılır doneler verdiği için, yeni yaşımda (sahi kaç yaşına basıyorum ben şimdi?) ikisini de önyargı listemin demirbaşı yapmayı planlıyorum.

Geçen yıl bu zamanlar yazdığım yazıda, büyümenin zorlukları üzerine bir şeyler karaladığım için tekrara düşmek istemem. Sadece her öğreti bir sınav ise bu yaşımı kısmen zor bir sınav olarak geçirdiğimi kişisel tarihime not düşmeliyim. Sınavı geçip, geçmediğimi henüz bilmiyorum, diyebileceğim insan mutluluktan değil acıdan bir şeyler öğreniyor.






Acı deyince de, aklıma Berkun Oya’nın Damak yazısı geliyor aklıma.

“Gerçek dertler... Tuhaf bir laf, belki biraz küçümseyici, adeta dertler arası hiyerarşi yaratan, ayrımcı ve üstten bir laf sanki. Ancak insan yaşayınca anlıyor, dertler var, bir de gerçek dertler. İnsan ancak gerçek dertlerle öğreniyor. Konu dertlerse, ayrımcılıkta hiç zarar yok. Küçük dertler darılmasın, sokaklara çıkıp haklarını aramasın, hiç öyle ötekileştirilme edebiyatına falan girmesin. Asla makbulü olmaz faşizmin ama dertler arası ayrımcılık, pozitif faşizm gibi sanki. İnsan ancak yaşayınca anlıyor, küçük dertler sadece şımartıyor insanı, gerçek dertler büyütüyor.

Herkes için farklı tabii bu durumlar. Öyle olması da doğal. Kiminin küçük derdi, öbürünün cehennemi, ya öyle ya da tersi. Kimine göre ölümdür gerçek dert, kimine göre yaşam. Nasıl ayırt edeceğiz küçüğü büyükten diye dert etmeyin boşuna, başına gelince anlıyor insan. Siz siz olun, küçük dertlerin şımartan aromasından uzak durun. Sevdiklerinize sahip çıkın, sevmek büyütür insanı, gerçek dertlerle boğuşurken, sevdikleriniz kadar varsınız, sevemedikleriniz sizin kaybınız.”

Ne olursa olsun, gerçek acı ile sınanmadığım için şükrediyorum. Bir şeyler eksilmeden başkalaşmıyormuş insan, o yüzden “bu da böyle olacakmış” diyerek, yoluma devam ediyorum.  Eski yaşımda öğrendiğim en önemli şey, derin sorgularla vakit kaybetmemek oldu. Hiçbir neden, "olmuşu" değiştirmiyorken, insan nefret edilesi "kısmet" lafına da hak vermeden edemiyor. 
 
Yaşların yeni olanından beklentim her zamanki gibi huzur ve sağlık. Sonrası meral okay’ın dediği gibi, sen ne kadar planlarsan planla hayat zaten bambaşka şeyler sunacak.


İçimde iyi şeyler olacağına dair de bir güzel his var...
 
Utanmamak dileğiyle, hoşgeldin yeni yaşım...


ps. 2013 şarkıları için biraz daha zaman var ama  başlık şarkısı "bir yol bulursun"un" bu sene de hayatımdaki yeri aşikar.

ps.2 Doğum günümün çoğu insanın hayatını karartan bir gün olduğu gerçeğine alışmak mümkün değil.  Kaldı ki Cüneyt Cebenoyan'ın Cumartesi günü Birgün'de yayınlanan yazısını okuyunca alışmak fikri uzak olduğu kadar utanç da verici.

1 yorum:

varol döken dedi ki...

meyıllı kutladık ama buraya da not düşelim, aslanlar şımartılmayı sever:)

doğum günün kutlu olsun, gerçek dertler uzak, gerçek dostluklar ve sevgiler yakınında olsun.

bir de karadutlu olsun daha ne