11 Ağustos 2013 Pazar

"everyday i wake up and it's sunday"


Tatil tatil için mi, tatil insanlık için mi?

Çok kitap okumanın kelime dağarcığını arttırdığını iddia eden tüm kavrambilimcilere sesleniyorum, (erbakan toplaması ile  okuyunuz) hadi oradan. Türkiye ortalamasına göre çok, kendi isteklerime göre az kitap okuyorum, gelin görün ki ortalama 200 kelime ile hayatımı idame ettiriyorum (blog sahit). İşin kötü yanı bazı kelimelere de kendimce manalar yükleyip,  anlamından çok uzak yerlerde inatla ve pervasızca kullanıyorum. 

Aslında tatil kavramına ilişkin bir şeyler karalayacağım yazıya dil bilimci ruhuyla başlamamın sebebi tdk. Herkes tarafından bilinen kelimelerin "en basit, en genel" tabiri ne olabilir hissiyatı ile sözlüğe bakar ve bir "hadi ya" dersiniz ya, ben de tdk'ya tatil yazdığım da bir değil 10 "hadi ya" dedim.Tatili tasvir eden  3 maddeden ilkinin  "kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre, dinlenme" olması,  kelimelere kendimce anlam yükleme yolundaki en büyük motivasyonum oldu (polemiğe girmek istemem ama kanunun belirlediği tatillere "resmi veya idari tatil deniliyor olmasın sevgili TDK?).

Yazıya eklediğim Umut Sarıkaya satırları, nazarımda  yıllık izin trajedisini şahane bir şekilde ortaya koyuyor. Sizi bilmem ama etrafimda sırf izin günleri nedeniyle "aynı algı seviyesinde olmayan çocuklara birçok sey öğretmek" gibi zor bir meslek  olan olan öğretmenliğe cazip iş gözüyle bakan sayısız insan var. (mantık hatası; benim etrafımda çok insan olmaz) 


İş hayatıma dair en büyük beklentimin yakın zamanda 20 günlük izni hakedecek olmam da benim küçük çaplı trajedimdir (bir yerlerde yanlış yaptığım gerçeği aşikar). 

Ne için çalışıyoruz sorusunun cevabı beklentilere ve kişiliklere göre değişse de, koca bir yılda iki haftalık yıllık izni hak etmenin anlamsızlığı bana göre tercihler ötesi acı bir gerçek. Tabii bir de iki haftalık tatilin genelde 1 aylık maaşınızdan daha pahalıya malolması  gerçeği var ki, ben milli eğitim bakanı olsam havuz problemi yerine bu dertle gencecik beyinleri köreltirdim.

Terfi, maaş zammı, araba, oda vb. iş hayatındaki havuçlar olsa da, şirket mirket sektör mektör çalışan bankamatik kullanan farketmez her çalışanın yıllık havucu yıllık iznidir.


Dar zamanda büyük beklentileri karşılaması beklenildigi  için de, tatili planlamak başlı başına bir yorgunluk sebebidir. 

Ama işte asıl sorum su, tatil aslında (sizce) nedir? 

(TDK sebebi ile yazıya geç girince devamı,bir başka yazıya kaldı) 

ps. başlık şarkısı bloga ismini veren Travis şaheseri writing to reach you'dan. 
ps.2. Fotoğraflardan ilki hariç ikisi de şirketten. 

4 yorum:

Fery... dedi ki...

şu an delicesine ihtiyaç duyduğum...

varol döken dedi ki...

tatil bir ihtiyaç değil bir yanılsamadır. çalışmasan neden tatile ihtiyacın olsun. o yüzden soru çalışmak nedir olmalı? çalışmak da bence hayatın ne kadar anlamsız olduğunu unutmak için insanın kendi kendisini kiralamasıdır zira boşta kalan her akıllı mantıksal süreçte bakarsak bir süre sonra intihar etmelidir.

malumafatrus dedi ki...

buraya kendisinden parçalar ekleyeceğim zaten ama sana spoiler olsun, iş hayatına farklı bir bakış olarak "genç bir iş adamına" adlı kitabı da okumanı öneririm Varol.

kusburnu dedi ki...

Bir yerde okumustum, insanlari tatilden cok tatil planlama sureci mutlu ediyormus.. Simdiden kurban bayrami tatili ayarlarsan mesela, kurbana kadar hayatin cok guzel geciyormus.. Kib.. Bye..