17 Temmuz 2013 Çarşamba

"uzakta gerçeklerden, kendine yenik bu aleme"




GQ Türkiye yayına başlamadan önce, bir erkek dergisi okuru değildim. Kaldıki GQ Türkiye'yi de erkek dergisi niyetiyle okumuyorum. Bir sonraki yazıda da mevzubahis edeceğim üzere, Gezi'yi konu eden bütün yayınları bir şekilde okumak ve arşivlemeye çalışıyorum. 
 

Her ay aldığım GQ'yu da bu sebeple, bambaşka hissiyatlarla aldım. Derginin Temmuz sayısı sahibi olduğu grubun yayın politikası gözönünde bulundurulduğunda büyük cesaretti. Hele ki NTV tarih'in yaptığı özel sayının yayınlanmasına bile izin verilmezsen, daha geniş kitlelere ulaşan GQ'nun Gezi'yi bu kadar çok sayfada yazı konusu yapması  günümüz şartlarında iddialı bir çıkıştı. Ve bu iddianın sonucu olarak, dergi yayınlanır yayınlanmaz Mirgün Cabas'ın istifa ettiği (ettirildiği) haberi medyada yer buldu. Ben kaçırmış olabilirim ama bugüne kadar Mirgün Cabas'dan da konuya ilişkin herhangi bir açıklama gelmedi.
 
Twitter'da da yazdım, aklım bu olanların salt yandaşçılık ile bağdaştıramıyor, kaldı ki Mirgün Cabas'ın politik bir duruş sergileyeceğini de geçmiş referansları gözönünde bulundurulduğunda pek düşünmüyorum. Bana kalırsa ntv ekibinde alkol yasası ile en büyük gelir kapısını kaybeden ve zaten maliyetli de olan dergiciliğin destekçisi olan Cem Aydın'ın da görevini bırakması ile dergicilik gözden düştü. Ve bu düşüş gezi olayları ile birleşince beklenmeyen ve ani aksiyonlar alındı.

İste tam da bu yüzden, GQ'nun Temmuz sayısı daha da anlamlı. Ve Tanıl Bora'nın Okumuş Çocuklar Sokağa İnince yazısı beyaz yakalılara dair tespitleri ile pek bir şahane. Geleneksel copy paste ruhum ile yazının beni en etkileyen kısmını el emeği göz nuru olarak (gq.com.tr'de bu yazı vardır halbuki di mi) buraya taşıdım.
 

Ve bir kez daha kendimi  "kendime söylüyorum da laf dinlemiyorum" paradoksunun içinde buldum. 
 

"Beyaz yakalı çalışanların sıtkının sıyrılmasına yol açan, sadece işsizlik tehdidine ve geçim değil zaten; belki en az onlar kadar, işte bu anlamsızlık duygusu...Köpürtülen arzularla kendi günlük rutinleri arasındaki uçurum, aynı zamanda köpürtülen o arzuların ucundan tattıkça farkedilen yavanlığı...Kışkırtılan "başarı" hırsı ve rekabetin beraberinde getirdiği arkadaşlık, asosyalleşme ...Bol yaratıcılık lakırdısı altında ruh ezici bir rutin..İş ortamından farfaralı  manzarasının arkasında, büyük bir özsaygı kaybı.."okumuş çocukları" isyan ettiren sokaklara uğratan, işsizlik tehdidi kadar bu tazyikler aslında.

 

Tabii, her ne kadar ancak tahsiller mümkün bir cehalet türü varolsa da "okumuş" olunca, enayi yerine konmaya, hiçe sayılmaya itiraz etme ihtimali de mevcuttur.
 
31 Mayıs gecesi kopan Taksim Gezi Parkı protestosu, başta İstanbul, Türkiye'nin büyük şehirlerinde birçok beyaz yakalıyı sokağa döktü. Onların nevrini döndüren, özel olarak Beyoğlu sakinlerini parklarıyla ilgili talepleri karşısındaki nobranlık, genel olarak Başbakan'ın hayatın her alanında nizam vermeye dönük azarlayıcı tavrıydı. Genç  şehirli tahsilli profesyonellerin "hayat tarzı savunusu" da dendi buna. Peki acaba daha derinde bir yerde, tam da o hayat tarzına ilgili yaşama ve çalışma koşullarıyla ilgili bir hoşnutsuzluğun etkisi de gizleniyor olabilir mi?
 
Küçük ama kararlı bir grup: Plaza Eylem Platformu, bir zamandır işte o hoşnutsuzluğu gizlendiği yerden çıkartmaya çalışıyor. Platform 2008 sonbaharında,  çağrı merkezi çalışanları derneği'nin yanısıra bankacılık ve sigortacılık şirketleriyle telekomünikasyon, bilişim ve medya sektöründe çalışan birkaç genç tarafından oluşturuldu. Maaşlarını kredi kartına gömerek, kılık kıyafetleri ve edalarıyla kendilerine işadamı süsü veren iş arkadaşlarına, iş adamı falan değil neticede işçi olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Şık büroların şık çalışanlarına sosyal haklarını hatırlatmaya, işyerinde gördükleri muamelenin hiç de şık olmadığını anlatmaya çalışıyorlar...

 ps. başlık şarkısı Athena ile Uyanınca.

4 yorum:

varol döken dedi ki...

ben bunu okumuştum. güzel tespitler. başka hangi dergiler var alınması gereken gezi parkı'yla ilgili? bir sıralasana buradan.

kusburnu direniş'ten korktu mu sesi soluğu çıkmıyor?!?

malumafatrus dedi ki...

Bugüne kadar okuyabildiklerim; express, ot ve tempo. Birikim'i de bulabilirsem, okuduklarım kısmına eklemek gayesindeyim.

varol döken dedi ki...

OT, GQ ve altyazı aldım. express yok, birikim'i bilemedim. tempo kapanmadı mıydı ya?

malumafatrus dedi ki...

Red ve altüst de gezi gündemli diğer yayınlar, aldıkça buradan listeyi güncelleyeceğim.