28 Temmuz 2013 Pazar

"Sing me a love song from your heart or from the phone book"



Tom Smith aşk acısı çekecek diye, biz ölelim mi?
 
Daha önce de söyledim, ne tür müzik dinlersem dinleyeyim içinde dram barındıran şarkıyı şıp diye bulmak gibi güzide bir özelliğim var. Bu anlamda Tom Smith etkisi sağolsun, Editors beni en kestirme yoldan hüzünle dar alanda kısa paslaşmalara itiyor. Well Worn Hand’in en sevdiğim Editors şarkısı olması (aynı zamanda bileklerimi kesmem gerektiğinde, fon müziği yapacağım şarkıdır kendisi) da sanırım durumu gayet net özetliyor. (Diğer dram kokan şarkılar için bknz. Push Your Head Towards The Air ve Smokers Outside The Hospital Doors)

Şarkılarının albüm hali ile konser  versiyonu arasında seçim yapacak olsam, bir an bile düşünmeden konser versiyonlarını seçeceğim grubun yeni albümünden şarkıları ile de önce bu şekilde  tanıştım, geçtiğimiz günlerde de albüm kayıtlarını (niye cd versiyonu demiyorsam) dinlemeye başladım.  Bilen bilir, benim için dinlemenin sınırları epey geni ve o sınırın yarısı geçince, bir de şarkıları çok sevince, "The Weight of Your Love’a" dair duygularımı kağıda dökmek istedim.



Öncelikle şunu vurgulamakta fayda var, "The Weight of Your Love" Türk bir grup tarafından yayınlansaydı, albümün çıkış tarihi Temmuz değil en erken Ekim olurdu. Bu yüzden ben yasal olarak uyarımı yapayım; albüm o denli melankolinin dibine vurmuş durumda ki, bu sıcağın üzerine bu kadar dram adamı mahveder, havalar  azıcık serinleyip, bünyeler depresyona girmeye heves edince dinlerseniz, yazınızı heba etmemiş olursunuz.

Bakmayın A Ton of  Love ile lansman yaptıklarına, bana göre albümün hiti açık ara Sugar. Müzikal açıdan gitar etkileri ile albümün geneline göre sert sayılabilecek şarkının sözleri, ismi kadar şeker değil. Biraz fazla dinlediğiniz vakit, albümün kalpte taşikardi etkisi yaratabilecek şarkılar grubunda. (bknz.  It breaks my heart to love you)
Ama ben bana sunulan acı ile yetinmem, daha da derinlere inerim. Bu yüzden gözönünde olmasa da ilk dinleyişimle Two Hearted Spider ile What is This Thing Called Loveı bir yerlere not ettim. Sanırım Two Hearted Spider’ı çok farklı versiyonu ile vakti zamanında Rock-n coke’da da   icra etmişler.  Açıkçası ben o halini de sevdim, ritm münasebetiyle acıya o kadar da derin girmemesi de hassas kalpler adına faydalı ama bu albümde niyet “o depresyona illa ki girilecek” olduğu için, el mecbur dinleyerek acıya direneceğiz.

Benim albümdeki Well Worn Hand’im kesinlikle “What is This Thing Called Lovedır.  Ayrılık sonrası dinlenilmesi tehlikeli de olsa, bence  “all the pretending; God knows that we tried” satırları da zamanı geldiğinde, gerçekleri hatırlatıp yola devam ettirecek türden de  bir şarkı.



Ve bana göre albümün gizli hiti ise, bonus track olarak Sting. Bir kere gerçekten tam bir Editors şarkısı ve bu yüzden de bilinçaltımın kendi kendine en çok mırıldandığı şarkı da şimdilik The Sting. Albümdeki dram ruhunu bir yana  bıraktıran ve muhtemelen de bir başka şarkıya müzikal açıdan benzeyen şarkı ise Formadelhyde.  Kolay ezbere alınan şarkı bana göre, bir yere yetişirken özellikle merdivenlerde koştururken (tecrübeyle sabit) şahane bir soundrack etkisi de yaratıyor. ( never let go)
Honesty de albümün damar tarafına oynayan, hatrı sayılır güzellikte bir şarkı. Hyena ise karşı tarafa (albümün ritmik kısmında) oynayan, Editors ruhunu ziyadesiyle yansıtan ve kolay eşlik edilebilir şarkılardan. Bird of Prey ise halihazırda kanıma giren ama dinledikçe daha çok da seveceğimi düşündüren şarkılardan.

Hangi müzik türü olursa olsun, bana kemanla gelene ben 10 adım giderim. Bu sebeple de ilk dinlediğim andan itibaren Nothinge karşı da ziyadesiyle derin duygular besliyorum. Genel Editors standartlarında  olduğu üzere konser versiyonu ile bambaşka bir ruhta olan şarkı “i got nothing left” satırları ile beni bana anlattığı için de ayrıca gönlümü çalarak, albümdeki yıldızlı pekiyi’lerim arasında yerini aldı. Akustik versiyonu albüm için olduğu kadar benim için de bonus sayılır.


Comrade Spill My Blood da albümün bonus kısmında yer alan bu sebeple de, gizli güzel kategorisine koyacağım şarkılardan. Bu şarkıyı da müzikal açıdan bir şarkıya çok benzettim ama sorgulamalara girmeksizin  de sevdim kendisini. Ay şu şarkının aynısı derseniz de Tom Smith seslendirmiyorsa, hangi aynı’lıktan bahsediyoruz der, sizi kendi bilmişliğinize terk ederim.

Phone Book da özünde güzel olsa da şimdilik aramızda anlayamadığım bir mesafe olan şarkılardan.

A Ton of Love ise, ilk dinlemeye başladığım vakitteki  önyargımı yıkan, dinledikçe sevdiğim, sevdikçe de dilime dolanan şarkılardan biri oldu.




Get low albümde en az dinlediğim bu sebeple de şu an için nötr olduğum şarkılardan.

Weight'i de sevmiştim ama niyeyse albümü yazarken hiç aklıma gelmedi. Çok dinlemekten şarkıyı eski olarak algılamış olmam da muhtemelen ama Editors gibi Editors şarkılarından biri de Weight, yanlış olmasın, gözden de kaçmasın. 

7 Eylül’e kadar hangi şarkıya hangi duyguları hisseder, konserde hangi hissiyatlarla şarkıları seslendiririm bilmiyorum ama şimdilik albüm halim budur. Başta söylediğim gibi, kendinizi kaptırırsanız Editors adamı fena çarpar. Yaz vakti derine inmeden bir selamlaşıp, acınızı sonbaharda çekmenizi öneririm. Nitekim ortada çekilecek bir acı var ise, buna Tom Smith’in vokal yapması da bence bir şanstır.

Nihayetinde an end has a start diyenlerin de elbet bir bildiği vardır.
ps. An End Has A Start da nazarım da albüm veya şarkı ismi değil, bir derin hayat felsefesidir.
ps.2 başlık şarkısı The Phone Book 

2 yorum:

varol döken dedi ki...

bana kemanla gelene ben 10 adım giderim:) bu editors aşkı rakınkoka çıkınca mı başladı hayır merakımdan soruyorum zira bir anda bir sürü editors sevdalısı palazlandı. mis gibi grupmuş ben yeni dinledim, rakınkok bok gibi festival ama en azından orada anlaşalım

malumafatrus dedi ki...

Bu soruyu sordun ya, sen beni hiç tanımamışsın Varol Döken:) Hayatımda hiç gitmeyeceğimi düşündüğüm Rock n Coke'a, Editors geliyor diye gidiyorum diyeyim, sen anla gerisini.

Bir anda palazlanmasında yeni albüm etkisi muhtemeldir ama benim sevme nedenlerim 2 yıllık bir maziye dayanır.