30 Temmuz 2013 Salı

"I hope you make it alright"


Yaz ekranı ve teknik imkanlar sağolsun, televizyona ilişkimi sıfırın altında bir yerlere konumlandırdım.  Tv’dan bir şey takip etmiyorum, bir şeyler izlediğim vakit de beynimde yer etmemesini temenni ediyorum.

Türk televizyonlarında yaz ekranı bir kabus olurken,  pek sevdiğim yabancı diziler birer ikişer yeni sezon bölümleri ile internet ortamlarında arz-ı endam ediyor..

Eski ben'in internetten dizi izleme haline ne kadar gıcık olduğu malumunuz.  Halen interneti dizi izlemekten ziyade, iyi müzikler dinlemek için kullanmayı tercih etsem de Suits gerçeği malumunuz.  Ne mutlu ki bana mayıs ayından beri beklediğim yeni sezon bölümleri ile Newsroom’un yeni bölümleri aynı zamanda yayınlanmaya başladı.

                                      
Birkaç bölüm biriktirip izleyecek sabrım olmasa da, yeni bölümler yayınlandıktan birkaç gün sonra ipad’i karşıma alıp, hayatı donduruyorum. Ve size komik gelecek biliyorum ama bazen izlediğim sahnelerden o kadar mutlu oluyorum ki, ipad’e sarılmak istiyorum.  Böyle güzel dizileri izleyebildiğim, istersem tekrar tekrar da  izleyebileceğim için emeği geçen tüm teknik ve yapımcı ekibe telapatiyle sevgilerimi gönderiyorum.

 
 
Yasal uyarı; Bu kısmı kusburnu ve Suits’in ilk 2 sezonunu izlemeyenlerin okuması tehlikeli.
 
Suits ‘de 2. sezonun sonunda değişmeye başlayan dengeler 3. sezon ile birlikte iyice ayyuka çıkmış durumda. Eski tozpembe günlerdeki gibi çözümler eskisi kadar kolay değil. Harvey’in yakışıklılığı 10 misli artsa da, kendine güven konusunda onun bile tereddütleri var. Herkes “acabaları” ile bambaşka bir sorgulama sürecine girdiği için, dengeler fay hattında. Ve bu nedenle Suits izlemek artık daha da bir ciddiyet ve taraf seçmeyi gerektiriyor beraberinde. (2 bölümden 10 bölümlük senaryo çıkartan insan)
 
 

Newsroom ise bildiğimiz gibi. Bu sene habercilik ve Amerikan doğruculuğu paralelinde aşk üçgen/dörtgenleri de hatrısayılır bir yer edinecek gibi gözüküyor. Diyalogları özümsemek için ciddi bir mesai gerektiren dizinin geriye dönük tekrarlarını izlemek parçaları birleştirmek ve Mackenzie'yi anlamak adına pey keyifli.
 
YenalBilgici 'nin yazısı vesilesiyle, ilk sezonun en şahane bölüm sonunu bilmem kaçıncı kez tekrar izledim. Hiçbir zaman bir kezle yetinmediğim için sonra birkaç kez daha izledim. Ama inatla aynı şekilde üzülüp, Don'un "o bir insan, öldüğünü gazeteci değil, doktor açıklar" repliğine hayran kalıp, vurulan kongre üyesinin ömrünün iki klavye tuşu ile uzatılmasına ve pek tabii ki Fix You etkisine girip, uzunca bir müddet de çıkamadım. 
 
Üzülmekten ötürü sevindim. Ipad'e sarılmak kesmedi, bir de buraya not düşme ihtiyacı hissettim.

Seviyorum, izliyorum, bitecekler diye şimdiden üzülüyorum...

ps. Başlık şarkısı Sutis soundracklerinden Sleeping at Night ile Caught a Ghost 
ps.2 Suits'teki kadınların şahaneliğini de ayrı bir yazı konusu yapabilirim.  

ps.3 Suits'e dair ıvır zıvırlar...

3 yorum:

varol döken dedi ki...

teletabiyle nasıl sevgi gönderiliyor anlamadım ben?

malumafatrus dedi ki...

bir an gerçekten de, ipad'in kelime doğrulaması sonucu teletabi yazdığımı düşünmem de, yazdığımdan bihaber oluşumun en güzel örneği sanırım.

Ayrıca bu aralar pozitif düşünce de bir dünya markasıyım. Bu karmakarışık zihnimle romayı da yakarım. (iki yorumda da iki Kenan Doğulu mısrasını kullanmayı başaran ergen ruh)

kusburnu dedi ki...

Günde 3 bölüm suits izlemeden duramayan bünyeler olduk biz de beyimlen. benim de ömrüm suitsteki hızlı altyazıları algılayıp, olayı anlamaya çalışmakla ve hatta çoğunlukla buna üşenip beyime sormakla geçiyor :)
suits benim için house oldu. Fena halde benziyorlar. ikisi de güzel, ikisi de izlenesi..

haberci dizisini pek bilemiyorum, birkaç tesadüf ile izlediydim, belki bir gün o da sarar, kim bilir..

buradan suits'i başımıza sardığın için ayrıca teşekkürler. şimdiden iyi bayramlar.
döndüğünde sanırım 3 haftadır neredeyse hiç görüşmemiş olcaz. merdivendeki 5 dakikalık muhabbetimizi saymazsak!