22 Mayıs 2013 Çarşamba

"When you try your best but you don't succeed"


 

Zaman geçiyor, bu aralar sadece geçiyor. Yapmak zorunda olduklarım sebebi ile o geçen zaman benim değilmiş gibi geliyor. Olduğum yerde bulunmam, yoklamada var yazılmak adına, yoksa benliğimin bir bütünlüğü yok, varsa da onun nerede olduğundan benim bu aralar pek haberim yok.

Ufaktan ufağa bronzlaşan insanlara duyduğum haseti anlatamam. Mayıs ayında denize girebilenlere, ben yollarda başka yolların planlarını yaparken, kafasını ve ruhunu serinletebilenlere de inceden inceye gıcığım.

Çok şey düşünmenin sonu sünger haline gelen bir beyin. Düşünmeyi engellemenin vesilesi ise iyi satırlar. Sizi dünyadan soyutlayacak, ya da sorunuza yol gösterebilecek satırları doğru zamanda bulabilmek en büyük lüks. Ben bu aralar o satırlara pek denk gelemiyorum. Bir zamanlar her satırını buralara kopyaladığım Ayça Şen’in blog yazılarına okumak bile içimden gelmiyor. Tek tesellim Berkun Oya. Keza bu aralar kendisinin satırları hayatımın yara bandı.

 
İnsanlara dair kesin kanaatler edinirken ve hatta kızarken, siz de bu satırları hatırlayın. Bir de kendi acınızı başkasının acısı ile kıyaslamak hatasına düşmeyin. Çünkü herkes kendi acısını biliyor ve “seni anlıyorum” demekle empati yapılmıyor.  
 



“Yok olmak zor iş. Yiyip bitirsen de kendini, dişler damağı ısıramıyor, insanın birazı, hep tabakta kalıyor. Ne zaman aşk acısı yaşasam ya da bir şeylere kafayı gereğinden fazla taksam, boş versene, geçer bunlar derdi dostlar, Allah gerçek dertler vermesin. Bu cümleden ders çıkarmak için dindar olmak gerekmiyor. Bunu şimdi daha da iyi anlıyorum. Allah, cümle içinde, dinler ötesi bir kelime çoğu zaman. Allahsız insan az bu dünyada ama allahsız dil yok.

Gerçek dertler... Tuhaf bir laf, belki biraz küçümseyici, adeta dertler arası hiyerarşi yaratan, ayrımcı ve üstten bir laf sanki. Ancak insan yaşayınca anlıyor, dertler var, bir de gerçek dertler. İnsan ancak gerçek dertlerle öğreniyor. Konu dertlerse, ayrımcılıkta hiç zarar yok. Küçük dertler darılmasın, sokaklara çıkıp haklarını aramasın, hiç öyle ötekileştirilme edebiyatına falan girmesin. Asla makbulü olmaz faşizmin ama dertler arası ayrımcılık, pozitif faşizm gibi sanki. İnsan ancak yaşayınca anlıyor, küçük dertler sadece şımartıyor insanı, gerçek dertler büyütüyor.

Herkes için farklı tabii bu durumlar. Öyle olması da doğal.  Kiminin küçük derdi, öbürünün cehennemi, ya öyle ya da tersi. Kimine göre ölümdür gerçek dert, kimine göre yaşam. Nasıl ayırt edeceğiz küçüğü büyükten diye dert etmeyin boşuna, başına gelince anlıyor insan. Siz siz olun, küçük dertlerin şımartan aromasından uzak durun. Sevdiklerinize sahip çıkın, sevmek büyütür insanı, gerçek dertlerle boğuşurken, sevdikleriniz kadar varsınız, sevemedikleriniz sizin kaybınız."

ps. başlık şarkısı dünyanın en güzel klibine sahip Coldplay şarkısı Fix You'dan.

4 yorum:

Fery... dedi ki...

insan bazen kendi dertlerinden utanır karşısındakini dinleyince, nankörlüğüne yanar ama insan işte 5 dakika sonra yine en büyük dert kendininki olur; Allah gerçek dertler vermesin, bizim daha yaşamadıklarımız :(

izninle facebook ta paylaşacağım Berkun Oya satırlarını...

varol döken dedi ki...

aaa fery, nerelerdesin bak bize dert oldu:)

Fery... dedi ki...

nefes alıyorum çok şükür :)

Amsterdam fatihi sen nasılsın?

varol döken dedi ki...

ben maşallahlığım:)