5 Nisan 2013 Cuma

"yine de hergün adını söyledim"


Malumafatruş’un obsesiflik kariyeri üzerine;

Bir şarkıyı 100 kere ardarda dinlemek, aynı şeyleri sıkılmadan yemek, bir şeyi bitirine kadar başından kalkmamak gibi çoğu faninin sahip olduğu bazı özelliklerim var. Bu özelliklerin sınırımı zorladığı vakitlerde içimdeki obsesif ortaya çıkıyor, sonrasında da hayatım saçma maceralarımın sahnesi halini alıyor.

Kendimi az çok bildiğimden oyun türü şeylerden itinayla uzak dururum. Hayatımın çoğunda olduğu üzere mevzubahis türlü oyunlar olunca ziyadesiyle yeteneksiz ama bir o kadar da inatçıyımdır, kolay kolay pes etmem (previously on twitter; kusurlu bir bünyeyi de kusursuzlukla sınamak).

Bu sebeple herkesin sürekli konuştuğu Candy Crush’a yan gözümle bile bakmadım. Herkes kaçıncı seviyede olduğunu, o seviyenin ne kadar zor olduğunu konuşurken, bahsettiklerini yoksaydım. Ve sonra bir gün yan koltuktan olaya dahil olup, virüsü kaptım.

Şu an ilk başlardaki bağımlılığımdan sıyrılmış halimle tüm bağımlılara güzel haberi verebilirim; bırakabiliyorsunuz. Ben mesela telefonumu bozduğunu düşündüğümden birdenbire oyunu kaldırabildim. 2-3 gün çok da cool’dum. Ama sonra telefonun sıkıntısının candy crush olmadığını öğrendim ve yeniden yükledim. Yine de kontrollüyüm, çünkü facebook accountsuzluğum sebebi ile gideceğim maksimum nokta 35 ki, çoğu oynayan için bu oyunun çıtır ve çerez kısımları sayılıyor. Ve insan her şeyin yokluğuna alışabildiği için, birkaç gün oynamadıktan sonra eski akil insan halimize dönmek çok da zor olmasa gerek. Yine de hiç başlamayanlar ve duymayanlar uzak durabiliyorsa dursun, zamanınızı öldürmek adına daha anlamlı bir şeyler mutlaka bulursunuz.

Her popüler kültür evladı gibi, Mart ayı itibariyle alım gayem yeni bir güneş gözlüğü almak. Hedefim de aslında geçtiğimiz Ekim ayından beri belli. Alamadığım bir şeyi kafama takmam sebebi ileihtiyacım da olmayan bir gözlüğe para vereceğim için bugüne kadar bekledim. Ve ülkede nasıl bir enflasyon varsa aynı gözlüğü Ekim’den Mart’a kadar epey pahalanmış olarak yerinde buldum.

Bahsettiğim gözlüğün tek olayı Türkiye’de pek satılmayan, sadece 2-3 yerde bulunabilecek bir model olması. Tam da bu sebepten İtalya’da ve internet sitesinde gayet ucuz olan şeyleri burda saçma fiyatlara satıyorlar. Ben de tabi Avrupa görmüş, hatta gerizekalı gibi bir ay önce İtalya’ya gidip gözlüğe bakmamış biri olarak, ne alıcam buradan İtalya’dan giden birinden isterim dedim.



Ve nasıl bir içtenlikle dediysem artık bunu bir gün sonra işten birinin İtalya’ya gittiğini öğrendim. Son dakika gözlüğün modelini ve detaylarını vererek, beklemeye başladım. Gözlük almak denilen şey de parfüm almak kadar kolay olmadığı için, umutlarımı başka bir İtalya seferine bıraktım. Anladığım şey, gözlüğün oralarda da zor bulunabilri olduğu idi, bu sebeple de kendi memleketimde paşa paşa kazıklanmak ruh sağlığım için gerekliydi.

Son dakikada araştırmacı kişiliğim devreye girdi ve gözlüğün aslında başka bir yerde de satıldığını buldum. Hiç üşenmeden kalkıp Fashionateye’a gittim ( ki zaten sürekli gittiğim Karaköy’deydi ). Vintage modellere yönelik bir yer olduğundan ya modeli bulamam ya da kesin daha da pahalı önyargıları ile gittiğim mekanda, tüm kararlılığımı unutarak bambaşka bir gözlük aldım. Tutarlı olduğum tek kısım gözlüğün markası yani Superetro’ydu. Adı güneş gözlüğüydü ama daha çok astigmatların kullandığı ve ışıkta renk değiştiren gözlüklere benziyordu yani camları açık renkti. Ben gözlüğü pek sevsem de o beni pek sevemedi. Kemik olmasının da etkisiyle burnumu çok acıtıp, başımı da epeyce ağrıttı.

Ben de bu iş zor yonca diyerek, yine Karaköy’ün yolunu tuttum. Sağolsun mekanın sahibi de anlayışla karşılayıp gözlüğü değiştirmeme izin verdi. İlk başta yola çıkış sebebim olan gözlüğe en yakın modeli alarak evime döndüm.

Ben alışma evresinde süre vermeyi düşünsem de, çevrem gözlüğümü pek desteklemedi.

Şimdi obsesifliğin manasızlığında ve bir boşluk hissiyatında “kısmet” denilen olguyla ve gözlüğümle başbaşayım. Ve maalesef bu sefer de vazgeçmiyorum.

ps. Başlık şarkısı çok beğendiğim Aylin Aslım albümünden Zümrüdüanka

10 yorum:

varol döken dedi ki...

o gözlüğe 400 liradan az verdiysen blog yorumculuğunu bırakırım! :)

malumafatrus dedi ki...

o zaman maalesef istifanı kabul etmek zorunda kalıcam Varol:)

varol döken dedi ki...

ben şöyle bir köşeye bırakıyorum o zaman:)

varol döken dedi ki...

300?

malumafatrus dedi ki...

ikisinin ortasında anlaşalım:)

varol döken dedi ki...

ya 50 lira için beni yorumculuktan istifa ettirdin ya aşkolsun:(

fiyat bilme konusunda varol döken bir dünya markasıdır:)

malumafatrus dedi ki...

o değil de benim o kadar arayıp bulduğum gözlüğü kimse beğenmiyor Varol:(

varol döken dedi ki...

ona bir şey diyemem ama çevrende kusburnu gibi bir muhalefet varken takılma bunlara:)

kusburnu dedi ki...

ne muhalefetimi gördün varol efendi? dön de aynaya bak ulen.

varol döken dedi ki...

aha ana muhalefetin kraliçesi geldi:)