5 Mart 2013 Salı

"yokluğuma emanet et sen de benden kalanları"


Blog sessizlik içindeyken, bendeniz hayatımdaki ikinci promosyoncu bilet ile Roma'ya gittim.

Yağmurdan sırılsıklam oldum, hava durumuna isyan ettim, şehre hayran kaldım, yürümekten durmadan yürümekten yorgun düştüm,keyifli yemekler ile kendime geldim. Bugüne kadar gördüklerim içindeki en güzel en rahat olan Avrupa şehri Roma'ymış dedim, güneşli zamanlarda ne kadar güzel olur kimbilir diye de hayıflandım.


Kumbaracı50'de "gerçek hayattan alınmıştır" ı izleyerek tiyatroya olan inancımı geri kazandım. Kötü iki oyun sonrasında ziyadesiyle etkilenip, budur işte dedim. her güzel seyde yapılması gerektiği gibi, bu tiyatro sezona da bu oyunla nokta koydum.

Sırf Ryan Gosling oynuyor diye suç çetesini izledim ve bu kararımdan ötürü ziyadesiyle keyifli bir akşam geçirdim. Filmden de Ryan Gosling’den de bir o kadar etkilendim.


Sonra Müslüm Gürses öldü. Ben Döndür Yolumdan’ı açıp dinledim. Ölmek hepimizin kaderi iken,arkada iz bırakmanın çok az kişiye kısmet olduğu gerçeğini bir kez daha –hüzünle- idrak ettim.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

Murat Menteş'in yeni kitabını (Ruhi Mücerret) bekliyorum, gözlerim kapalı.

ps. başlık şarkısı Nilüfer ile Müslüm Gürses

14 yorum:

varol döken dedi ki...

sürekli sevmediği şeyleri kolluyor gibi olmasın ama roma şehirden çok reklam alanına benziyor. avrupa'nın en güzel en rahat şehri tanımlaması için yeterince şehir görmesem de roma'nın böyle bir sıralamaya girebileceğine bile inanmıyorum. trastevere hariç roma, at gitsin çöpe!

varol döken dedi ki...

bu herkesin ayılıp bayıldığı heykellerden de gına gelmişti bana, parasını bastırınca michelanangelo'yu bile satın alıyorsun, neden şaşırıyor herkes bu kadar anlamıyorum. vatikan, tam bir kalpazanlık kokuyor, dondurmalarını, pizzalarını da sevmedim zaten, en meşhuru dediler gittik bafra pidesinden hallice pizzaya 30 euro verdik, şarapları da bir işe yaramaz, insanın yüzüne bakan tek garsonun kanadalı çıkması yorumunu ise kusburnu ve fery'ye bırakıyorum!

varol döken dedi ki...

bu arada hoş geldin:)

varol döken dedi ki...

roma'ya atarlanırken murat menteş'i görmemişim. murat menteş'in kitabını hevesle bekleyen okuyucu ben edebiyat seviyorum demesin! gerçekten soruyorum bu kadar benzetmenin içinde boğulmuyor musunuz, o satırların sahtekarlığının kokusu burnunuza gelmiyor mu, yaşayarak hissederek değil planlayarak ölçerek basılmış klavye sesleri kulağınızı tırmalamıyor mu? afili filintaların okuduğum tek sahici yazarı emrah serbes, gerisini alper canıgüz, murat uyurkulak, onur ünlü hele ki bu murat menteş'i noktalama işareti olarak kullanmam o kadar diyeyim!

malumafatrus dedi ki...

Turistik yerlerde yiyip içiyorsun, sonra da pahalı ve kötü diye burun kıvırıyorsun. Bu turistik mantıkla anlaşmamız çok zor sayın döken.

varol döken dedi ki...

trastevere'de bir yerde yedik ponte pizza, orayı komple sevdim zaten, woody allen bile filminde övmüş ama gerisi, bilemedim ya çok suni geldi bana, şehri sanki turistik olsun diye pazarlamışlar.

kusburnu dedi ki...

Muslum baba ölmüs siz burda hala yok avrupaydi, yok pizzaydi, sarapti ona atar yapiyosunuz sayin doken.
Hep bir itiraz hep bir aksilik.
Romaya laf ettirmem ben de, begenmeyen gitmesin.. Acayim da sensiz olmaz falan dinliyim bari, son donem muslumcusu olarak..

malumafatrus dedi ki...

Ben ne zaman edebiyat seviyorum dedim Varol Döken? Ben sevdiğim kitapları okuyorum sadece:) Murat Menteş'e dair sıkıntım kelime oyunlarından ziyade, ekstra muhafazakar oluşu.

Ayrıca bir reklamci olarak, kelime oyununu sen yapınca güzel, romancı yapınca mı kötü oluyor bunu afilli bir sekilde açıklayınız lütfen.

varol döken dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
varol döken dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
varol döken dedi ki...

biz sizin gibi sensiz olmaz'dan değil benim meselelerim'den, ustam'lardan dinledik baba'yı sayın kusburnu. vatikan'da papa değil, adana'da müslüm baba sloganımızı bilen bilir!

ayrıca roma halka açık bir yer değil mi istediğim kadar atarlanırım. papa'nın çıktığı memleketten hayır mı gelir ya, bunların tarihi sahtekarlık üstüne kurulu. neron'un yaptığı en doğru iş roma'yı yakmakmış, i love neron, i hate kenan doğulu

varol döken dedi ki...

adım üstünde benim reklamcı... kelime oyunu işimin parçası. roman başka bir şey, dert işi. ben murat menteş'in bir derdini göremiyorum daha doğrusu bu dertleri sahte addediyorum. elbette her romancı derdini yazmak zorunda değil ama murat menteş'in bir yandan böyle bir iddiası var. ben bile işimi yaparken sahte durmasın gerçekçi olsun diye uğraşıyorum sanırım menteş'te en çok buna takığım.

gerçekten söyleyecek bir şeyi olmayanlar lafları dolandırırmış (umarım benim de çizdiğim imaj bu değildir:)

kusburnu dedi ki...

Halk silinen yorumlarinizi merak eder mr varol. Okuyacak kitap lazim bana, bezdim bu bos beles servis yolculuklarindan.
Hayat berbat, gel bu eli saymayalim.

varol döken dedi ki...

bir metin yazarı olarak 2 kelimede hata vardı editlemekle uğraşmadan direkt sildim.

okuyacak kitap: latife tekin, sevgili arsız ölüm.