9 Mart 2013 Cumartesi

"Bir şiir olamadım, kafiyene uyamadım"




İnsanın hayata karşı algısını haliyeti ruhu belirliyor. Vakti zamanında Teoman bir röportajında, moraliniz iyiyken çöp toplayan insanların farkında varmazken, canınız sıkkınken onların hepsini görürsünüz türünden bir şeyler demişti ki, fazlasıyla inandığım bir hal bu. Sıklıkla vurguladığım üzere de algıda seçicilik hadisesine de ziyadesiyle kılım.

Redd’in çıkışını bekleyerek, albümü dinlerken kartonetinden şarkı sözlerine baktığım tek albümü Hayat Kaçık Bir Uykudur. Daha önceki albümlerde böyle bir süreç yaşamadım. Ve genelde çoğu şarkının sözlerini algımın el verdiği çerçevede idrak edip, her bir şarkıya yavaş yavaş hayran kaldım.


Bilmeyenler için konsept bir albüm olan 21’de bir karakterin doğumu ile ölümü arasındaki sürece dair şarkılardan oluşur. Doğum çığlığı ile başlayan albüm, masal, oyun, astrotanrı, don kişot, bir şövalye var içinde,  özgürlük sırtından vurulmuş, öyle boş ki hayat, tamam böyle kalsın, vicdani redd, seni buldum, aşk bu kadar zor mu, her neyse, aşktı bu, sevsen de sevmesen de, yaşandım daha çok, küçük bir çocukken, modern adımlarla, plastik çiçekler ve böcek, dekadans şeklinde ilerler ve sükut ile son bulur.

Yani albüm kahramanı 2. bölümde önce aşkı bulur, sonra niye bu kadar zor ki bu der, ardından birlikte olamıyoruz ama özledim seni der ve sonrasında aşk biter, sevsen de sevmesen de ile de hatıralar silinir.


Doğan Duru yazdığı sözlerde aşk’tan bahsederken metaforlar kullanarak başka şeyleri anlattığını söylese de (böyle bir şey söylememiş ama ben bunu yakıştırmış da olabilirim) Redd’in aşk şarkıları benim nazarımda aşmıştır. Hepsi de çok güzel olan şarkıların hangisi en iyi sorusunu algıma bırakıyorum ve müsadenizle methiyelerime başlıyorum.

Her neyse, Sezen Aksu’nun “geberiyorum aşkından” diye arabeskleştirdiği özleme halinin Redd coolluğunda dile gelmiş halidir ve benim diyen aşk şarkısına da bin basar. “Bir şiir olamadım, kafiyene uyamadım sen kaçtın ben kelime bulup seni tutamadım" nakaratı şarkının en sevdiğim kısmı. “Boşalttığın yere ne koyduysam dolmuyor, koşmak istesem de sana hayat beni geri çekiyor" kısmında başlayabilecek gözyaşları “her neyse özledim seni, böylesi hayat nereye kadar “mısralarının sonunda dinleyenin kendini bıçaklaması ile son buluyor.

  
Bana göre aşkın hallerini aşktı bu kadar yalın ve de güzel anlatan başka bir şarkı yok. “Farklarımızda benzerlikler aradık” satırları illa gönül hadisesi olmasına gerek yok, her türlü ilişkinin olmazsa olmazı. Ve gardiyansız bir hücreye kapanma lafı acı olduğu kadar da gönüllü bir tercih. Her ilişkinin özellikle de başında sevgiliyle kurulan o soyutlanma hali, ilişkinin kaderini de tayin ediyor. Ve bence bir zamanlar sadece o’nu görmek istediğin birinden nefret eder hale gelmek de o çemberin başka çemberlerle kesişmesinden kaynaklanıyor (malumafatrus da nedensiz yere şarkı sözünden felsefe yapıyor). “Dişlerinin izi vardı belki ruhumda” satırları ise bu şarkının söz sahibine (tabiki Doğan Duru) şapka çıkartma vesilemdir.

Bu dram dörtlüme eşlik eden şarkı Redd’in ilk albümü 50 50’den geliyor ki, şarkıyı daha sonra Plastik Çiçekler ve Böcek’de de bulabilirsiniz. Albüm tarihçesinde olduğu gibi insan tarihçesinde de gençken söylenebilecek bir şarkı bence Nefes Bile Almadan. Kelebek kadar ömrümüz var, sevmek lazım hemen başlayalım hissiyatı bir insanda ya ergenlik döneminde ya da yaşamın sonlarında kendini gösterir. Benim nazarımda şarkının en güzel hali ise Melis Danişmend ile Doğan Duru’nun softcore’daki hissiyatlı düetidir.




HKBU’da ritmik haliyle dinlediğiniz aldığınız Senden Sonra’nın en güzel hali ise Plastik Çiçekler ve Böcekler’de yeralır. “Yatağıma bağladım modumu, çevir sesi gelmiyor artık içimden” en sevdiğim depresifsiyon belirteçlerinden biridir. Ve Redd’in sevdiğim yanı “senden sonra hayat mı kalır” gibi acizane bir hissiyatı bu kadar güzel ve de arabeskten uzak anlatabilmesidir. Durumu benim Redd’e karşı objektif olamamamla da açıklayabiliriz ama Doğan Duru yazıyor,çiziyor adamlar da çalıyor arkadaş.

Ve bu yazıda yine fazla derinlere inmem sebebiyle burada artık son buluyor. Bu külliyat derlemesi de bir yazı niyetiyle yola çıkmışken almış başını gidiyor. Daha değinemediğim Redd’le tanışma şarkılarım varken, bu külliyat kolay kolay bitmez sayın okur.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Grubun en ciddi adamının (Güneş Duru) palyaço haliyle bir fotosunu yazıya iliştirmemin sebebini bilinçaltım açıklasın.
  • Grubun en sevdiğim üyesinin Berk(e) Hatipoğlu olduğu seçtiğim fotoğraflardan da anlaşıyor mu?
  • Fotoğraflar redd.com.tr'den, başlık şarkısı Her Neyse'den. 

2 yorum:

kusburnu dedi ki...

Berk ha :)

malumafatrus dedi ki...

sevgimden "e"yi kendime sakladım:)