15 Kasım 2012 Perşembe

"varlığı belirsizin anlaşılır mı yokluğu"



Yemekle teşviki mesaim çok olsa da, iştahlı biri değilimdir. Yani karşınızda yemek yesem, tok karnınız acıkmaz, ay ben de bir şeyler yiyim demezsiniz. Sabah kahvaltısı ve bazı favorilerim dışında da, ay şu olsa da yesek demem tamamen mevsimseldir. Hangi mevsimde neyi yiyemeyeceksem onu istemek gibi gayet insani dürtülerim vardır.
Eskiden beri varolan ama bir süredir zirve yapan bir hal var ki, ben iştahlı insan da sevmiyorum. Gözü dönmüş şekilde tabaklarını dolduran insanlardan zaten hazzetmediğim için, açık büfelerden itinayla kaçtım. Gelin görün ki, açık büfe olsun olmasın son zamanlarda iştahla yemek yiyen herkese gıcık olmaya başladım. Diet yapıyor olsam, bu huysuzluğu az çok anlarım ama durum böyle de değil. Bildiğin yemek yiyen insanlara kıl kapmaya başladım.
Burdan konuyu açlık grevlerine bağlayacak kadar sosyal mesaj insanı değilim ama yine de, aslında yediğimiz çoğu şeyin tamamen psikolojik olduğunu, “az”la kanaat etmenin büyük bir erdem olduğunu ve vücudunuza iyi davranmak için geç kaldığınızda geri dönüş yolunun engebeli olduğunu da belirtmek isterim.
Tabi bu noktada yediği her şeyin kalori hesabını yapan, insanları yediklerine ve kilolarına göre değerlendiren insanlara da hak verdiğim düşünülmesin, bilakis kendilerine de itinayla uyuz oluyorum. Hatta sürekli gündemi yemek/yememek olan insanlara da gıcık oluyorum. Ama bu yazıyı yazarak, ben de onlardan biri gibi olup çıkıyorum.
Kontrol delisi biri olarak plan yapamamaktan itinayla nefret ediyorum. Ne kadar yoğun olursam olayım, kafamda her şeyi sıralayabiliyorsam huzurluyum ama ne zaman ki, plan yapmak için yeterli verim olmuyor işte o zaman beni bir huzursuzluk sarıyor.
Zaten ömrüm gelecek planı yaparken bugünü es geçmekle geçiyor. İronik olan ise, hem yaşlanmaktan ve zamanın hızından korkar iken, bazı anlar da “zamanın bir çırpıda” geçmesini istiyorum. Bu noktada 2012 çok hızlı geçti diye düşünüp hayıflanırken, Kasım sonu da gelse keşke diye beklemem de olağan tutarsızlıklarım içinde yer alıyor.
Yazmak istediğim diğer şeyler ise, kötü zaman yönetimim ve bulduğum ilk boş vakitte “hiçbir şey yapmamanın keyfini sürmekten” ötürü ya anlamını ya da zamanını yitirdiğinden uçup gidiyor.

Bu yazıdan çıkmayacak sonuçlar;

  • "Bu neyin kafası" lafını 2 sene önce Krek'de duyup sevmiştim ama o günden itibaren herkesin diline pelesenk olan bu kalıptan kusmak istiyorum.
  • Nasıl ki telefon zil sesi insanın karakteri hakkında bilgi veriyorsa, benim gözümde parfüm tercihi de o şekilde ifade ediyor karşımdaki kişiyi. Özellikle kadınlarda ağır şekerli kokular benim bilinçaltımda "fazla kadınsılık" olarak işaretleniyor. Ve ağır parfüm severler leopar da giyer diyerek, kendi kendime bir datamining sonucu çıkartıyorum, böyle böyle önyargıda zirveye yükseliyorum.  
ps. Başlık şarkısı İmkansız ile Sıla

6 yorum:

varol döken dedi ki...

valla post'u daha okumadım ama senin yemek sevmen en çok bana yaradı. bir kez daha buradan teşekkür edeyim:)

varol döken dedi ki...

feryyy? facebook sarmıyor ya en güzeli burdan seslenmek:) rüyamda fery'yi gördüm seni de telefon listesinde gördüm sayın blog sahibesi. şöyle ki 6 katlı guggenheim müzesini gezerken bir telefon ilgimi çekiyor ben aaa müzelik bir telefon ne kadar güzel derken bir bakıyorum üstünde fery'nin resmi var. hmmm telefonunu müzede düşürmüş yazık diyorum, sonra listeden malumafatrus hanımı arıyorum tabi ismiyle, alo diyorum fery yanında mı o da sen kimsin diyor haliyle, tam da o sırada bekçi gelip hadi kapatıyoz kardeşim müzede sesli konuşmak yasak diyor. gerisi yok:)

kusburnu dedi ki...

O ne bicim ruya oyle, ustun acik kalmis belli ki..
Yazarimizin yemekle ilgili goruslerine aynen katiliyorum. Ek olarak masasinda surekli biseyler kemiren calisanlara duydugum uyuzlugu da belirtmek isterim.. Hele ki katir kutur elma yiyenleri bi kasik suda bogasim var.. Ve sakiz cigneyenleri.. Of hepten psikopat oldum, bye.

varol döken dedi ki...

kusburnu burnunun soluğundan bildirdi:)

malumafatrus dedi ki...

Etrafımda ay, gezegen, enerji olaylarına takık insanlar 21 Aralık'a kadar görülen rüyaların doğru değerlendirilirse içerdiği mesajların önemli olduğu gibi bir şey söylediler.

Ben senin rüyandan bir mesaj çıkaramadığim için şunu sormak istiyorum, fery'le alıp veremediğiniz nedir Varol ve Varol'un bilinçaltı?

varol döken dedi ki...

bilmem guggenheim müzesine sormak lazım:) facebook etkileşimleri hep bunlar, sen de aç bir facebook hesabı, artık sadece telefon defterinde bir isim olarak kalma:)