21 Kasım 2012 Çarşamba

"her şeyi yırtıp attım koparttım kanattım"


İçinde olmadığınız, gerçek anlamda yerine kendini koyamayacağınız durumları eleştirmek çok kolay. Hele ki sadece medya aracılığıyla izlediğiniz hayatlar için ahlak bekçiliği yapmak bedava.
 
İyi bir şey olduğundan değil ama magazinde olan biteni çoğu magazin muhaberinden daha iyi algılayacak bir görsel hafızaya sahibim. Total hafıza kapasitem de malumunuz. Farkındalığınız da biraz yüksek olunca, olan biten insani halleri takip etmek pek de zor olmuyor.
 
Blogumun gayri resmi misyonu bildiğiniz üzere Mirgün Cabas’ın gönül hayatı. Şu bloga Cola Cola’nın meşhur formülünü bile yazsam korkarım ki Mirgün Cabas, Evrim Sümer ve Tuba Ünsal’ın ayrıma/aldatma/birleşme faslının ilk döneminde yazdığım “ateşkes çoktan bitti geçti zannetin dur daha yeni başladım” başlıklı yazı kadar okunmaz.
 
Bu durumdan rahatsız olsam da, konuya dair manasız ilgim baki. Bu nedenle Mirgün Cabas’ın geçtiğimiz hafta sonu Asu Maro’ya verdiği röportajın satıraralarına da girmeden durmam.

Röportajı okuduktan sonra niye şimdi böyle bir röportaj vermiş ki diyenlere kısa bir özet geçelim.

Magazin muhabiri dediğiniz tayfa cehaletle beslendiği için, bir gün kızıyla Bebek Park’ında gezen Mirgün Cabas’ı haber yapıyor ve Mirgün Cabas Tuba Ünsal’ın kızını gezdiriyor şeklinde yayınlıyor. Bu haber sonrasında öğreniyoruz ki, bir gün de kim kimin kızıydı netleştiremeyen medya, Leyla diyen Mirgün Cabas’a, Sare değil miydi adı, ismini mi değiştirdiniz diye soruyor.

Takdir edersiniz ki, mevzu bahis kızlardan (güzel olanının) annesi iseniz bu karmaşayı sempatik veya basit bir salaklık olarak değerlendirmeniz pek mümkün değil. Bazı şeyleri yoksayarak kafanızı serin tutabilirsiniz. Gelin görün ki sosyal medya kan seviyor. Ve bir gün takipçilerinden biri Evrim Sümer’e Tuba Ünsal neden sizin hakkınızda atıp tutuyor sorusunu soruyor.

Tahminimce bu vesileyle de, iyilik timsali Tuba Ünsal’ın isimsiz olarak yazdığı “Annelikle ilgili ahkam kesip her türlü isteğinde çocuğunu babaya göstermeyen “anneler”in ayaklarının altında cennet değil cehennem var” twitini görüyor. Ve sonrası da çorap söküğü gibi geliyor.

Evrim Sümer şahsen benim pek de şaşırmadığım ama magazine fazlasıyla malzeme verecek twitlerini ardarda yazıyor. Her satırından ne kadar kızgın ve yıpranmış olduğu belli olan bu anne için “keşke” diyorum. Keşke ilk başlarda koruyabildiği sükunetini şimdi de sağlayabilse ve Tuba Ünsal’ın ekmeğine yağ sürmese. Ama işte o an mantığının pek de devrede olmadığı pekala anlaşılabiliyor.

                                              


Tuba Ünsal altta kalır mı, o da karşı tarafı çıldırtmış olmanın keyfini “ Birinin yalanları ve rezilliklerini ortaya dökülünce hemen karşı atağa geçer, iftira atar. Susun. O zaten saçtığı pislikte boğulacaktır. İyi bir kalp taşıyorsanız eninde sonunda hayat size mükafatını verir, beni hiç şaşırtmadı bu hayat. Zor zamanlara yukarıya bakıp gülümseyin” şeklindeki fazla manidar twitleri ile çıkartıyor. Ama son darbe için Gülbenergen taktiğini kullanıyor ve ulvi anneliğini hatırlatmak için “Bugün Sare’nin babası aradı. -kendini sakın üzme, sanın daraldığında kızına sarıl şahane bir iş yaptın“satırlarına sığınıyor.
 
Ve nedendir bilinmez bu olan biten sonrasında, her şeyi eline yüzüne gözüne bulaştırdığı için iki kadını da medya ortasında kavgaya tutuştursa da sessizliğini koruyan Mirgün Cabas konuşmaya karar veriyor. Röportaj klişe başlığı (ben kızımdan değil annesinden ayrıldım) ile temiz yüzlü televizyon çocuğunun imajını perçinlerken, Tuba Ünsal’ın hem mağdur hem de iyilik meleği olduğunu bize öğretiyor.
 
Bugünkü sevgiliniz gelecekteki eski sevgilinizdir minvalindeki sözü bilirsiniz.Bu noktada Mirgün Cabas’ın mevcut sevgilisi ile hiç ayrılmayacak gibi beyanatlarda bulunmasında (oysaki bknz. Ayşe Arman röp. Sanırım daha en başta, her ilişkinin bir ömrü olduğunu düşünüyorum. Yola böyle çıkınca da bir yerde nefesim tıkanıyor şaşırılacak bir şey yok. (Tuba Ünsal’ın gönül atlasına rağmen hem de)

Ama kızımın annesi izin verdiği müddetçe onunla ilgileniyorum satırları çok ama çok mesaj içerikli Belki Evrim Sümer dünyanın en kötü insanı, belki Mirgün Cabas kendisinden ayrılmakta (ki ayrılmaktan ziyade aldattı demek daha doğru) çok haklı, ne olursa olsun kızının annesini suçlamak ve bunu medya aracılığı ile yapmak, üstüne de Tuba mağdurdur demek hayatta önemsediği iki kişiden birine destek olucam derken, diğerinin de hayatını karman çorman etmek oluyor.

Elbette ayrılan çiftlerin birbirini suçlaması fazlasıyla olağan. Ama bunu medya aracılığı ile yapıyorsanız, bu saatten sonra o annenin çocuğunuzu sizinle görüştürüyor olmasına (evlilik olmadığı için kanuni zorunluluk olmadığı kanaatindeyim) bile şükretmelisiniz bence.
 
Ayrıca olaya bir de şu cümlelerle gözdağı katılıyorsa, bu hadise aşk sarhoşluğunu (artı orta yaş bunalımı) geçip saçmalamaya varıyor. “Ama dediğim gibi en çok da Tuba yüzünden üzülüyorum. Çünkü zaten çok ortada, görünen bir kişi, bir de bu şekilde anılmayı hiç hak etmiyor. Onun da konuşabileceği gazeteci arkadaşları, avukatları var, derdini anlatacağı mekanizmalar var ama bu adımları atmak meseleyi iyice kamuoyuna açmak anlamına gelir ki bugüne kadar en çok kaçtığımız şey bu” Kaldı ki Tuba Ünsal, beyanat vermeye hazır ise, madem Mirgün Cabas’ı seviyordun, sevgilisi ile arkadaş olma gereksinimi neden duyduğunu açıklayabilir mi? Bundan önceki gönül ilişkilerini ve aldatmaya meyiline (pardon onların hepsi özgürlüktendi) hiç girmeden , bu ilişkiye dair kendinizde hiç hata buluyor musunuz sorusunu da cevapladıktan sonra istediği PR’ı yapsın.

Nihayetinde o çok iyi bir insan. Hiç kötü düşüncesi yok. Çok da yetenekli, hem designer, hem yazar hem de oyuncu.
 
Bunlar işte hep bizim kötü insanlığımızdan.

Mutluluk onların, önyargılar bizim olsun.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Ayrıldıkları ilk dönemde Tuba Ünsal fake account açıp, oradan Evrim Sümer’e taciz twitleri atmadıysa ben de bu sosyal medyadan hiç anlamıyorum demektir.
  • İlk yazıda 6 aylık ilişki ömrü tahminim de yanılsam da ikilinin beyanatlarından Tuba Ünsal'ın 3. evliliğinin de yakın olduğunu düşünüyorum.
 ps. başlık şarkısı yine Özge Fışkın'dan Bıraktım

3 yorum:

Adsız dedi ki...

MC: Kızımı (annesine saygı duymayacak kadar) ve kız arkadaşımı (e ne kadar olabilir ki?)önemsiyorum. Ama karşılıklı bir sevgi-saygı var.
Çünkü TÜ de, sevgilisini (onun önemsediği kızının annesine, dolaylı değil, doğrudan saldıracak kadar) seviyor, sayıyor. Pardon tweetleri önce yazıp sonra sildikten sonra sayılmıyordu, değil mi? Sevmek, saymak, sayılmak bla bla bla...

varol döken dedi ki...

sen bunlara neden bu kadar taktın?

malumafatrus dedi ki...

ben de bazen bu soruyu kendime soruyorum ama makul bir açıklama henüz bulmuş değilim:) zaten magazinde de mantık ne gezer.

bazen beynimi boşaltmam gerekiyor, bunu da saçma sapan şekilllerle yapıyorum işte.