28 Eylül 2012 Cuma

"geri dönsem aynı sen mi? eski bize hiç benzer mi?"


Yılın son çeyreğine girerken ( bu 2012 de iyice çabuk geçti hezeyanları ile) insan sevgimde yine dip noktaları test ediyorum.

Dönemsellik, mevsimsellik adı ne olursa olsun benim insan fikriyatlarına tahammülüm tükendi ve gitti. Tabi bu yeni bir şey değil, yeni olan bu fikirlere karşı inatla dil döküyor olmam. Galiba yaşlanmanın kötü yanı tam da burası, değişmeyeceğini bile bile inatla kendi doğrularını savunma hali. Oysa anlamayacağını bilirken, bu ısrar sizi tüketmekten öteye gitmiyor görüyor ve bundan ziyadesiyle yorgun düşüyorum ama gene de susmayı beceremiyorum.

Yani muhteşeme sennheiser kulaklıklarımı takmazsam, bana hayat dar. Benle aynı fikriyatta olmayana da hayat dar o da ayrı.

Buyrun bilmemkaçıncı kez gönlümün en’leri;

Pinti’ler her daim olduğu gibi şimdi de bir numaramda,

Her yaştan cahil cesaretliler de son dönemde kalbimde hatrısayılır bir yere sahipler,

Kendi haline dışarıdan bakmaktan uzak, sürekli başkalarını eleştirenler,

Yaptığı işi sahiplenmeyen tüm insanlar,

Mutsuzluğunu etrafına da yaymaya çalışanlar,

Kendi küçük dünyasını tek gerçek görenler,

Merak etmeyenler, kendini geliştmeye gerek duymayanlar,

Hep haklı olabileceğini sananlar,

Kendini zeki sanarken, diğerlerini aptal yerine koyanlar,

Sağlam temeli olmadan bilmişlik taslayanlara,

Kendinde her şeyi hak görenler,

Tüm ama tüm kararsızlar,

Tüm ama tüm fesat bünyelere,

Ve en çok da iki gıdımlık enerjimi anlamayacağını bildiğin insanları değiştirmeye harcayan kendim....

Bu liste uzar hatta hiç bitmez, ömür her şeyin farkında oldukça hiç kolay geçmez...

İmza: Depresyon için Cuma gününü bulan aklıselim blogsahibesi...

ps. başlık şarkısı Jehan Barbur- Kırık Bir Aşk Hikayesi

Hiç yorum yok: