17 Ağustos 2012 Cuma

"an end has a start"


Son zamanlarda basima gelenlere yaptiklarima bakinca, şu sorunun cevabini ariyorum , hayatta herseyi tecrübe edeceksek ben neden bazı seyleri bu kadar kısa zamanda ve yoğun bir sekilde tecrübe ediyorum acaba?sanki 30 yasına kadar yaşanması gerekenler diye bir check list var ve ben an itibariyle hızlandırılmış yaz kursu ile açığı kapatıyorum...
Özellikle son 3 aya baktığımda çok değişik hisleri tecrübe ettim bünyemde, son bir ayda ise yapmam sandığım seyleri yapar oldum.
Dün ise sanırım kendimi aştım. Aslında bu kendini aşma hali negatif bir halde vuku buldu, bu sebeple de moral seyrinde dibi test ettim. Dipte olmanın getirdiği rahatlıkla hızlıca yaşananlara "iyi oldu aslında" seklinde bakmaya başladım. Nasıl vuku bulursa bulsun. 30 yaşıma eteğimdeki birçok taşı dökerek giriyorum ki bu olan bitenin en güzel yanı. Bir de insan olmanın hallerini tecrübe ediyorum ki, bu kısımda henüz çok başarılı olmadığım aşikar...yine de iyimserim çünkü büyümenin acıyla tecrübe edileceğine inanıyorum. Tabi bu daha fazla gözyaşı demekse, büyümesem de olur diyerek yan çizmeyi tercih edebilirim.
Yazılar vesilesiyle bazı şeylere (bknz 30 yaş) fazla anlam yüklüyorum, sonra bu anlamı hayatıma da taşıyorum ki, bu da gereksiz bir hassasiyet hali yaratıyor bende. Değişim sürecinde en rahatsız olduğum konu da zaten bu, gereksiz ve hızla sulanan gözler.
Bunun dışında kalan her şeyi, hayatı tecrübe etmek olarak görüyorum. Büyümek ya da yaşlanmak adı ne olursa olsun, yaşananları anlamlı kılan sizde bıraktığı hisler. Bunu da olumluya dönüştürmek sanırım insanın kendi elinde. Daha önce de yazmıştım, Zorunlulukları minimuma indirip, hayatı tercihlerinize göre yaşabildiğiniz sürece pişman olmazsınız gibi bir görüşüm var ki, bundan sonraki dönemde de bu teorimin haklılığını test etmeyi planlıyorum.
Malt’ın da dediği gibi alıştıkça, yaşadıkça bazı şeyler önemsiz hale gelecek. Ben de klasik başlangıç bocalamamı atlatırsam pekala orta yaş bunalımımı da sevebileceğimi düşünüyorum.
Tabi bir de en çok şu sözün haklılığını seviyorum.
“mutluluk böyle bir şey olsa gerek, beklenmeyen ama gelen” (Yüksek Topuklar’dan hatırladığım bu cümleyi kendime göre mutasyona uğrattıysam da Murathan Mungan kusuruma bakmasın lütfen)

  
Bu yazının altmetni olabilecek yeni yaş kararları;
  • Yeni ve keyifli yerler keşfedebilmek.  
  • Canımın sıkılmasına neden olan her şey için, “niye katlanıyorum ki buna” sorusunu sormak.
  •  Sosyal medya ile teşviki mesaimi normal bir düzeye indirmek. Sürekli elinde telefon olan asosyal insan imajımı düzeltmek.
  • Sporu daha planlı şekilde yapmak için bir alana odaklanmak.
  • Belki hala bir umut vardır diyerek, kendime meşgale olabilecek bir yeteneğimi aramak.
  • Mahalle baskılarına kulak asmamaya devam edebilmek.
  • Her zamanki gibi güzel kitapların, ruha iyi gelen şarkıların peşine düşmek...
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • 30 yaşa ilişkin bir önceki yazıda yazmadığım için eksik hissediyorum, benim bir şarkım olacaksa bu hayatta o kesinlikle “artık melek değilimdir”
  • Chasing Cars (snow patrol) ve Starsailor dinlemek bünyede gözyaşının dışarı sızmasına vesile olsa da acil durum anında ilk dinlemeyi tercih ettiklerimdir.
  • Ve son zamanlarımın favorisi Editors’dan Push Your Head Towards the air hissiyatlı doğumgünü şarkım oluyor.

2 yorum:

melontheroad dedi ki...

Mutlu yaşlar :) Doğumgünün kutlu olsun!
3. kararına yürekten katılıyorum ve kendim için de diliyorum:)

varol döken dedi ki...

aslansın,kararlarının arkasındayım:) tekrar mutlu seneler ve 30'lara hoş geldin.