25 Temmuz 2012 Çarşamba

"bütün opsiyonları gezdik"


Tatilin başından itibaren rotamızın karşısında olan Yunan adalarını gezmek gayesindeydik ve ilk durağımız Meis olunca bu işe epey heveslendik. Maalesef Simi'de hevesimiz kursağımızda kaldı. Bozburun ve çevresinde bu tür turlar için saçma fiyatlar talep edildiğinden kendisini es geçip, istikameti Sakız'a çevirdik.
Ben yandım, başkası bilinçlensin, isterse yansın diyerek olan biteni eğitici öğretici bir şekilde yazacağım, ilgi alanı gurbet eller olmayanları şimdiden uyarırım.


Sakız için feribotlar Çeşme Ulusoy limanından kalkıyor, kaldı Tur şirketlerinin büyük çoğunluğu da burada.
Seyahat için Schengen vizesi artık şart değil. Ama vizeniz varsa 20 Euro olan tur, vizeniz yoksa 100 Euro oluyor. Bunları kredi kartı ile ödeyebilirken, yurt dışı çıkış harcını nakit ödemeniz gerekiyor.
Tur şirketi ile daha önce irtibata geçtiyseniz, seyahatten yarım saat önce orada olmanız yeterli. Vizesizlerde süreç farklı sanırım, onu teyit etmenizi öneririm. Yazının ana fikrini burada açık etmek istemezdim ama susamayacağım hele de vizeniz yoksa o kadar verip Sakız'a gitmeyin, benze yazıktır günahtır.

Sabahları ve akşamları olmak üzere iki tur var çoğu şirketin. Biz bir gece de orada kalma planları ile akşam 18.00 feribotuna binerek seyahatimizi başlattık.
Sözlükte ve bazı bloglarda okuduklarımda kimse belirtmemiş ama bence çok önemli bir bilgi; Sakız'ın merkezi çok çirkin. Geldiğinizde "bu muymuş?" diyecek, hayalkırıklığına uğrayacaksınız, şaşırmayın.
Adayı fazla bilmeden, en saçma bilgileri okuyarak adaya gittiğimiz için nerede kalacağımıza dair de pek fikrimiz yoktu. Merkezde otel veya pansiyon tarzı pek yer yok,olsa da kalma imkanı biraz düşük. Sadece sahilin diğer ucunda güzel sayılabilecek bir otel var,onun dışındakiler vasat sayılabilir. Gümrükten çıkar çıkmaz da sağda araba kiralama firmalarının üstünde bir yer var, orada da şansınızı deneyebilirsiniz (70 Euro civarında)
Kaldı ki bizim gibi şehri kendimiz keşfedelim azminde değilseniz tur şirketinin hemen gümrük çıkışında bir yeri var ve oradaki kişiler size araba kiralama veya kalınacak yer bulma konusunda da uygun bir komisyon karşılığında yardımcı olabilirler.


Günübirlik de gitseniz kalmak üzere de gitseniz bence araba kiralamak Sakız adası için gerekli. Çünkü Sakız, adadan ziyade küçük ve dağınık köylerden oluşan bir büyük toprak parçası. Araba kiralamak için de fiyatlar 35 eurodan başlıyor ama günlük kiralamalarda bazı firmalar icin genelde km sınırı var. 100 km.yi aştıktan sonra ayrı bir ücret daha ekleniyor fiyata, dikkatinizden kaçmasın.
Merkezde sahil boyunca bir sürü kafe var ve farklı saatlerde de önünden geçtiğimizde gayet doluydu çoğu. Birinde de oturup kahve içtik ve yanında ikram ettikleri keke bayıldım ama üzgünüm adını hatırlayamıyorum.
Adanın güneyini tavaf ettiğimiz için kuzeyini bilmeden konuşuyorum, adanın görülmeye değer iki yeri var birincisi Mesta diğeri de Pigri. Pigri korsan korkusu ile dipdibe yapılmış evler ve dar sokaklardan oluşan bir küçük köy. Meydanında bir şeyler içebileceğiniz Pigri'de bolca fotoğraf çektirme şansı bulabilirsiniz.

Mesta ise yaz sıcağında taş evler sayesinde serin serin gezip, güzel yemek yiyebileceğiniz bir yer. Meydanda ismini bilmediğim mekanda yediğimiz enginar ve ekmeği de şiddetle öneririm.
Size Sakız'da denize girilebilecek en güzel yer olarak Komi diyebilirler, ben de yalana savaş açtığımdan bu turizm yalanına aldanmamanız gerektiğini söylerim. Komi bizim en vasat sahillerimiz gibi bir yer. Karfas daha yazlıkçı aile mekanı olduğundan, burası da gençlik mekanı olarak lanse ediliyor sanırım. Gelin görün ki Sakız'ın bir veya iki güzel koyu var, onun dışındakiler hep dalgalı deniz. Sakız'a gitmişsem orada da denize girerim diyerek bence boş yere eşya taşımayın.
Bizim gibi araştırmadan giden, dar zaman sahiplerine Karfas'ı konaklama adına önerebilirim. Merkeze yakın olması ve birçok otel/pansiyon olması yer bulma işinizi kolaylaştıracaktır.


  
Gelelim Sakız adasına adını veren ağaçlara. Özellikle belli bölgelerde ve boyutlarda gördüğümüz ağaçların bir kokusunu falan duymuş değiliz. Tek söyleyebileceğim bütün ağaçların altına kireç döküldüğü ki bunu da reçinelerin etrafı kirletmemesi için yapıldığına kanaat getirdim ama uydurma ihtimalim de malumunuz.
  
Adanın bir diğer egzantirik hadisesi de dört bir yanında bulunan minik kulübeler ve içinde yanan mumumsu ışık. Bazı yollarda sokak lambası yok ama bu minik kutulardan var. İçinde Aziz olduğunu düşündüğüm birilerinin fotoğrafları da var ama içindekiler biraz değişken. Google'a sordum bilemedi, bilen varsa vizyonumu genişletsin lütfen.


Uzun lafın kısası; ben gittim beğenmedim bu yazıdan sonra gidecek yarışmacı arkadaşlara da kibarlığımdan başarılar ve iyi yolculuklar dilerim

  
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar:

  • Turkcell adanın birçok yerinde çekiyor. Ama bizim gibi adanın bir diğer ucuna gidecekseniz Turkcell'e veya yol bulmak adına internet bağlantısına güvenmeyin. Çeşme çıkışında set-ur duty free'si var ama Sakız çıkışında yok. Bu nedenle bir seyler almak niyetindeyseniz, Çeşme dönüşüne erteleyebilirsiniz.


 

  • Sakız'da eşleri vefat eden kadınların siyahlara bürünme gibi bir adeti var ki, ben de orada siyah elbise ile gezerek konseptle biraz sulandırdım.
  • Sakız'da Türk tipi kahvaltı ararsanız hayalkırıklığı yaşarsınız, nihayetinde gurbet ellerdeki en büyük kurtarıcı yumurta ve sandviçi bulup yolunuza bakın derim.
  •  Kalamar ülkemizde de olduğu gibi orada da ucuz değil. Deniz kenarındaki memleketlerde neden balık ve türevleri ucuz değil adlı bir toplumsal çalışmaya da el atmam yakındır, bekleyiniz. 

28 yorum:

kağıt faresi dedi ki...

yine de yeri bir yer görmek güzel olmalı diyerek polyannacılık oynayabilirim :) bu arada ağaçlar böceklenmesin diye kireç dökerler diye biliyorum

malumafatrus dedi ki...

böyle zamanlar için tesellimiz, güzel yerleri görmek için çirkin yollardan da geçmek gerek olduğu için, ilk 1 saatten sonra her şeyi kabul edebiliyorum. ama o ilk bir saat tek hissettiğim koca bir nefret oluyor:)

varol döken dedi ki...

sakızlı dondurma? yemin ederim şikayet ederim bu blogu eksik bilgilendirmeden!

malumafatrus dedi ki...

Sakız adasında sakız aromalı olan hiçbir şey yemedim desem? Aldık sakızlı bir şeyler ama onların da paketini açma hevesim yok.

Cennet vatanımın biricik dondurması Girandola sakızlı dondurmayı bence daha güzel yapıyor.

varol döken dedi ki...

nerede allahaşkına bu girandola?

malumafatrus dedi ki...

Arnavutköy'de ana kaynağı, cadde de kardes şubesi var. Ama senle bendeki bu görüş farkı oldukça sen onu da beğenmezsin zahir...

varol döken dedi ki...

haklısın sanırım. ben yaşar usta'yı da beğenmedim. bu konuda çok netim benim damak tadım>vedat milor+mehmet yaşin. tek rakibim tuğrul şavkay'dı onu da ölüm aldı:(

malumafatrus dedi ki...

bence senin olayın "popüler olanın güzel olmayacağına kendini inandırma" hali. Bende de var oradan tanıyorum:)

varol döken dedi ki...

onunla da çok savaştım, misal leyla ile mecnun için ama sonradan anladım ki ben beğenmiyorsam bir sorun vardır kesin sadece ben cahil olduğum için sorunu tam olarak tanımlayamıyorum. bir yerlerinde bir eksik vardır mutlaka yani. ama girandola'da sakızlı dondurma yiyecem söz ama ne zaman daha emirgan'da mantı yiyecektim ooo. çok acıktım ya fındıklı'daki lokantaları da beğenmiyorum:(

malumafatrus dedi ki...

işler güçler'i izledin mi peki? ondan da fikir çatışmasına girebiliriz sanki:)

bu arada elifli halen havuçlu kek yapıyorsa, benim için yer misin bir gün?

varol döken dedi ki...

elifli de dandik ama dondurması yaşar usta'dan güzel. havuçlu keke de laf atacaktım ama havuçlu cevizli kek yemiştim bir kere atamadım. işler güçler'i izledim, kötü dizi ama beğendim. türk insanı vasatı seviyor, en cahilinden en aydınına kadar bunu tartışmam net. leyla ile mecnun da işler güçler de kötünün arasında sivrilen vasat diziler. ama oyuncuları çok sempatik allah için. senaryoları ehveni şer. yapımlar facia. absürd olmak için değil başka şansları olmadığı için öyle yapıyorlar. en iyi senaryo behzat ç. ama aslında o da çok kötü dizi. dizi derken bütünüyle yani şimdi misal emmy ödüllerine göndersen behzat'ı koyacak kategori bulamazlar. bu ülkede yapılmış en iyi dizi taylan biraderler'in sırlar dünyası. ama o da çalıntı. sonuçta buzdolabı da çalıntı ama kullanıyoruz. netice=biz vasat seviyoruz, ben vasata karşı biraz daha temkinliyim. en muhteşem döner bandırma bu arada net tartışmasız hatta tartışanı döner bıçağıyla doğrarım. istanbul'da iyi balık lokantası yok, onu da söyleyeyim daha çıldırmadan gideyim

malumafatrus dedi ki...

Türk insanı vasatı seviyor lafına ve dönerin şahının Bandırma'da olduğuna katılılıyorum. Behzat Ç'nin oyunculuk ve yapım aşamasında kötü olduğunu söyleyen ne ilk ne de son insan olursun, vasata temkinliyim havalarına girme:)

hepimiz vasatız...

Fery... dedi ki...

Varol Girandola gerçekten muhteşem ben Cadde Şubesinin fanatiğiyim, incirli, erikli, vişne yeşil almalısını tek geçerim ki ben meyveli dondurma sevmeyen bir insanım. Girandola da Kaş gibi başka bir aşk :)

malumafatrus dedi ki...

incirli ve eriklide uyuşmamızın şaşkınlığı içindeyim feri:)

göz ağrım karadut ve bitter kahlua ikilisi olsa da, antep fıstığı ve şeftali ya da erik ikililerini de gayet başarılı buluyorum ve sanırım kendi kendimi gaza getirme başarımdan ötürü bu akşam girandolaya gidiyorum:)

Fery... dedi ki...

karadut da müthiş atlamışım ayıp etmişim, bitter kahlua ve antep fıstığını denemedim ilk fırsatta deneyeceğim, şeftali de güzel :)

ayy İstanbul'da olsaydım keşke benim de gidesim geldi çookkkk...

ya öyle işte bana meyveli dondura yediren br yer kesinlikle takdire şayan :)

varol döken dedi ki...

fery sen gene nerelerde dolanıyorsun allahaşkına?

şu girandola için de tam adres verin, caddede neresi? benim evim de caddede ama bakırköy'de!

ondan sonra ben size söylerim güzel mi değil mi:)

Fery... dedi ki...

İskenderun bitti İzmir'deyim artık, Gaziemir serbest bölge beklerim :)

Anadolu Yakası Girandola, Caddebostan barlar sokağı Mano Burger'ın yanı :)

malumafatrus dedi ki...

ben Mano burger'ı çok beğeniyorum.

bir gün blog toplaşması mı yapsak acaba?

Bunun için önce İstanbul'da ikamet eden bir fery, bir de varol'un özür dilemesi sonrasında aramıza dönecek kusburnu lazım tabi:)

Fery... dedi ki...

ben de patates kızartmasına bayılıyorum :) o zaman bu blog buluşmasını Caddebostan'da yapalım. Mano Burger ve sonrasında hemen yanındaki Girandola :)

kusburnu dedi ki...

virvirvir... virvirvir...
bir susun arkadaşım ya..
burda furuş hanım gözyaşlarıyla boğuşuyor, ben onu teselli edicem diye çırpınıyorum ama siz ancak goygoy yapın pehhh ..
(verdim gazı furuş, gelsin ilgiler)

varol döken dedi ki...

tamam ağlama eşek alacaz sana, hatta eşek adasında yapalım o buluşmayı.

ben bu göbekle kimseyle buluşamam kimse kusura bakmasın.

30 yaş iyidir, mis gibidir ağlama bizi de ağlatacaksın.

varol döken dedi ki...

fery, izmir'deyken gaziemir'de oturuyordum biliyor musun ya da orada alıkonuluyordum.

iyi ki doğdun tuğba iyi ki doğdun tuba, bak 1 gün önceden saçmasapan şarkılar bile söylüyoruz ağlama artık.

Fery... dedi ki...

Gaziemir sevimsiz bir yer ya, neden Alsancak'ta oturmuyordun :) iki gıdım İzmir bilgimle selamlar :)

iyi ki doğacaksın Tuğba :)

kusburnu dedi ki...

tuğba falan yazıp deşifre etmesenize arkadaşımı ya.. bak yine ağlattınız.. tamam furuşcum, geçti, yarın hepsi geçicek.. otuz yaş şahanedir, şş hadi 3 oluyor, kafede buluşalım, dondurmaya bir iki..

varol döken dedi ki...

ağlıyor mu hâlâ o!

varol döken dedi ki...

alsancak'ta büroda kaldım gaziemir'de zorunlu 2 aylık ikametten sonra. izmir'in sınırı ne ki bilgisi sınırlı olacak. ben de çok gözümde büyütmüşüm. ama bir yandan da özledim be:( izmir'i değil midyesini...

Fery... dedi ki...

sevgili kuşburnu sen niye bizi azarlayıp duruyorsun yahu :)

nam-ı diğer Malumafatrus sen neden aglıyorsun korkma bir şey olmuyor :)

malumafatrus dedi ki...

ağlama sebebim yaş'tan olmasa da, gözüm yaşlı...(bu kötü esprimi, bozuk sinirime veriniz lütfen)

Eeyore sıpasını içeren her şey, yüzümün gülme sebebi olabilir.

Bu nedenle mesela fery bana ev arkadaşının çarşaflarını çalma konusunda yardımcı olabilir:)