4 Haziran 2012 Pazartesi

"her biri başka siyah bu dağların güneşi yolladık bütün renklerle"


Kendi hayatıma dair karamsarlığım ile ülkenin geleceği adına karamsarlığım genelde aynı dönemlere denk gelmez. Kaldı ki ikisinin de çakıştığı dönemlerde benim üstüme bir ağırlıklar çöker ve depresyon de haliyle bana pek yakışır.
İnsanoğlunun gelgitleri malumunuz. En beceriksizimiz bile kendimize dert yaratma konusunda uzman sayılırız. Ama sağolsun devlet artık bu olaya el koydu ve siz üzülmeyin ben size fazlasıyla sahici dertler bulurum dedi. O gün bugündür de kimsenin ağzından çıkan ile kulağının duyduğu bir değil.
Bu ülkedeki büyük çoğunluğun, ziya’n olması bizim de heba olmamıza vesile oluyor ve varolanların aklını koruması da maalesef pek mümkün olamıyor.
Ülkeye dair umudunuzun kalmaması ile ülkeye dair sayısız korkunuzun olması aynı şey değil. Ben artık umudu yitirdim ve her yeni sabaha başka bir tedirginlikle uyanıyorum. Tedirginliğimin nedeni tepemizdekilerin densiz, ahlaksız ve kinci olmasından ziyade, etrafımızdaki “bana dokunmayan yılan bin yaşasıncı”lar ve her dönem insanı olduğu için yalakalıkta sınır tanımayanlar ve kraldan çok kralcılar.
Tabi bir de cehaletleri ve kabullenişleri nedeni ile, her şey çok güzelciler ile “kötü olan Allah’tan, iyi olan hükümetten” mantığı ile dünyaya bakanlar var ki, benim gerçekten bu tür insanlara artık tahammülüm yok.
Eskiden sadece içimden “ne haliniz varsa görün” derdim ama artık fikirlerimi kendime saklayamıyorum. Anlamayacaklarımı bilsem de, onlara karşı sesimi sonuna kadar çıkartıp, kızgınlığımın boyutuna göre de olayı “aklınıza tüküreyim”e getiriyorum.
Geçen hafta da böyle bir tartışmayı pek sevdiğim taksici esnafı ile yaşadım. Spordan pestil gibi çıkmış, nispeten zihnen ferahladığımı düşünürken, normal standartlara göre açık olan trafikten açılan konu nedeniyle tüm sinirimi zıplatan bir yolculuk yapıp üstüne bir de para verdim.
Muhtemelen Cumhurbaşkanı için her 3 metrede bir polisin durması nedeniyle yolların gayet açık olmasını, “polis isteyince ne güzel açık tutuyor yolları” şeklinde değerlendiren taksici, devlet büyüklerinin korumaya ihtiyacı olduğunu ama bazen bu koruma durumlarının abartıldığını düşündü. Ardından da ekledi, aslında hak hukuk nedir çok da iyi biliyorlar. İşte benim spor salonunda gevşediğini düşündüğüm sinirlerim bir yay gibi gerildi. Mevcut hükümetten de pek memnun olduğunu söyleyince, sizin de bir yakınınız biber gazı ile ölünce de memnun olacak mısınız merak ediyorum şeklinde başından tavrımı sert bir şekilde belli ettim. Ama onu polis yaptı, bunu başbakandan bilmemek lazım tepkisinden sonra, sağa çekin ben size bir de para kazandırmayayım demem lazımdı ama ben susmadım, tüm asabiyetimi söze döktüm.
Taksici biraz aklı selim ve konuşulabilir olduğu için, kendisi ile konuşabildim. Bir gün sonra bildiğim taksici (başka yazı konusu) benzer bir tartışmayı yapsaydım, beni taksiden döverek indirebilirdi sanırım.
Eskiler de çalıp çırpardı, o zamanda geçim sıkıntısı vardı gibi teselli cümleleri, benzin hep pahalıydı zaten şeklindeki süper ikna edici savlara karşın; “korsan taksileri neden engellemiyor peki bu değerli yöneticiler?” sorusunu sormadığım ya da “ ben de aslında korsan taksi tercih ediyorum” demediğim için çok pişmanım. Ama beraber yaşamak zorunda kaldığımız insanlar nedeniyle bu tür tartışmalara daha çok gireceğim için, bir sonraki taksici kavgamda “inadına korsan” diyerek taksiden inmeyi planlıyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak kadınsal sonuçlar;
  • Kürtaj veya sezaryan tartışmalarını tecavüz sebepli çocuk gibi basit bir eksende değerlendiren medyaya inat, bu iş devlet kanunlarının din ekseninde şekillenmesi olarak görüyorum. Ve mevcut yasa bu arsızlıkla, kadın dediğin çocuk doğurmalı şeklinde de değişirse de hiç şaşırmam. Çünkü biz azınlıktakiler, ne yazık ki kendi içimizde bölünmekten başka hiçbir şeyi iyi yapamıyoruz. Ve empati yapmadığımız, sadece kendi canımınız yanınca isyan ettiğimiz sürece (ki o da çok geç oluyor malumunuz) başka da bir halt edemeyeceğiz.
  • Konuya ilişkin tüm hissiyatlarım için bakınız, twitterdaki diğer tüm çemkirmelerim.
ps. başlık şarkısı Bozburun ile Ortaçgil

Hiç yorum yok: