22 Haziran 2012 Cuma

"çirkin davranışlarım vardı biliyorum mazeret sayılmaz ama berbat bir yıl geçirdim"


Sevgili Güzin Abla;

Hayatımın genel alanında kendimi enayi gibi hissetmek üzerine bir derdim var... Yanlış anlamanı istemem pek fedakarım da bu sebepten istismar ediliyorum diye bir şey yok. Kime sorsanız kendisi için hassas ve düşünceli der. Şu hayatın %40’ı o hassas insanlardan oluşsaydı kişisel gelişim kitapları “empati” “empati “diye yırtınmazdı sanırım.

Buna rağmen bazı noktalarda hassas veya düşünceli olduğum için, işin sonunda “enayiliğime doymayayım” diye bir netice ile olay mahalinden ayrılıyorum.

Okuduğum bilmem kaçıncı psikoloji kitabında; hayatta sürekli bir eşitlik derdiniz olmasın. O bana şunu hediye ettiyse ben de ona aynı değerde bir şey hediye etmeliyim, o bana bunu yaptıysa ben de altta kalmamalıyım felsefesinin saçmalık olduğunu ve bu mantıktan kurtulunması gerektiğini söylüyordu.

Kitabın eksiği, çoğu yol gösterici kitapta da olduğu gibi sorunu işaret ederken, çözüme pek değinmemesiydi. Yani ben bugün derdimin, hayatımın her alanında bu eşitlik hesabı yapmak olduğunu bilmekle birlikte nasıl bir çare üreteceğimi pek bilemiyorum. Beklenti olmazsa hayal kırıklığı olmaz diye bir aforizmik twiti 1 dakikada twitter’a yazabilirim ama beklentilerimi minimize etme konusunda ömür geçse bir aksiyon alamayabilirim.

Geçenlerde aldığım bir haber (aslında gördüğüm bir şey) sayesinde insanın her şeye rağmen umut edebileceği gerçeği kafama bir kez daha dank etti. Bu insanlık için hem yara hem de yarabandı sendromu gibi bir hal. Nihayetinde de vazgeçmenin de bir adabı var. Ve en önemlisi onun bir zamanı var ki, ben işte onu pek denk getiremiyorum.

10 dakika boyunca taksi beklersiniz ve ilerleyeyim bari dersiniz, hemen yanınızdan boş bir taksi geçer ya; işte o an hissettiğiniz “tühh ya” hissiyatını ben hayatımın genelinde hissediyor olabilirim.

Bir yol ayrımında genelde yanlış yöne sapmak (gerçek hayatta da yön duygum da pek iyidir halbuki) gibi bir uzmanlığım var. Ve bu yetenek bir yerden sonra sizi pişmanlıkla ruh ikizi haline getiriyor.

Belki kırk kere söylediğim için belki can sıkıntısından 30 yaşım itibariyle fikir ve hissiyatlarımda tuhaf değişimler hissediyorum. Her başlangıçta olduğu gibi (ne demiş Alman bilgeler; Alle Anfang ist schwer) tedirginlik veren bu değişim süreci sonrasında beni nereye götürecek bilemiyorum. Merak ettiğim “yeni beni” kabullenme sürecinde “aslında ben böyle biri değilim” cümlesi kaç kere dilimden dökülecek? Eski ben, yeninin varlığını nasıl kabul edecek? Çevremdeki kaç kişi bu değişim sürecindeki etkileşimle değişecek, kaç kişi ile yollarımız başka yönlere gidecek?

Gelecekte beni bekleyen nedir şu an bilmesem de, kendimdeki bazı hal ve tavırlardan hiç memnun olmadığımı ama olan bitene de pek müdahele edemediğimin kayıtlara geçmesini talep ediyor, gözlerinden öpüyorum Güzin’ciğim.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuç veya sonuçsuzluk;

Murat Gülsoy'un son yazısındaki sorunun cevabını bulanlar bana da vizyon misyon alanında lütfen destek versin. ” Çevremizdeki insanların benliğimizin üzerinde belirleyici etkilere sahip olduğunu biliyoruz, bu insanların ne kadarı değiştiğinde biz biz olmaktan çıkar başka birine dönüşürüz?”

ps. başlık şarkısı Melis Danişmend ve Anahtar Sözcük

9 yorum:

varol döken dedi ki...

böyle çat çat noktalı cümleler kurmak istemem ama insan asla değişmiyor, sadece hayata karşı belli zaman aralıklarında tavrını değiştirebiliyor...

malumafatrus dedi ki...

bana kelime oyunu yapma varol döken, değişim dediğin de tavır değişikliği değil mi zaten? Değilse, değişim dediğin nedir senin?

varol döken dedi ki...

:) bizi biz yapan şeyler asla değişmez. benim bahanelerim mesela. sadece gizlenirler. ya da egolarım. bir süre bastırabilirim. obsesif takıntılarım (şu an yaşadığım evde dvdler yerlerde geziniyor ama ben orada bir hayaletmişim gibi geziniyorum:) işyerinde ilişkilerim sonra, koruduğum mesafeleri kısalttım artık. ama bu değiştiğim anlamına gelmez. bir dönemdir sadece, akıl ve mantık süzgecinden geçen. tıpkı hafta içleri içmemek için kendimi sürekli telkin etmem gibi. tavır değişikliğinin duvarları incedir yani. bence. öyle. bak değişmemişim işte yine benim dediğim doğru diyorum:)

malumafatrus dedi ki...

biz okur kolay yorum yazsın diye "kelime doğrulamayı" kaldırdık, ama gene abuk subuk linkler, seks skandalları videolar falanlar filanlar...

Varol sana yazıyorum, fery ve kusburnu sen anla...

Notebook yedek parça dedi ki...

tam aklımdan geçen ahtapotlar şarkısını yazıda görünce bi şok geçirdim :)

varol döken dedi ki...

fery sana diyoooo:)

kusburnu tekneden bildiriyor muhtelemen şu an birinin saçını başını yoluyordur:)

ben hayatımda hiç yer imi, reader, hatırlatma süzgeci kullanmadım biliyor musun sayın blog sahibesi, hep ezbere giriyorum sitelere:)

kusburnu dedi ki...

Acaba bu yorumu tek hamlede yayinlayabilecek miyim? Sayin doken kimseyi yolamadan evime ulasmaya calisiyorum..
Sayin furus hayat cok bos, herkes kendini dogru saniyor ama komple yalaniz..

malumafatrus dedi ki...

peki sayın kusburnu "her şey yalan gerçek sensin" ekolünü nasıl açıklayacağız?

kusburnu dedi ki...

açıklayamayacağız :)