25 Nisan 2012 Çarşamba

"şikayetim var, cümle yasaktan, dillerimi hakim bey, bağlasan durmaz"


  • Tur işi yaşlı işi diyenler bu işi biliyor. Her katıldığım turda bu fikriyat beynimde resmen yankılanıyor. Ama işin fiyat/performans olayı, otel aramama rahatlığı ve orada ayrı takılırız tesellisi tüm bu fikriyatlarımı unuttuyor, insansevmez bendeniz bir toplulukla tatil yapıp dinlenmeyi hayal ediyor. 
  • Kendime dair övündüğüm hepi topu iki özelliğim var, bunlardan biri fil hafızam ki ömrü hayatım boyunca benimle olması zor gözüküyor. Bir diğeri ise 5 dakikada bir insan hakkında fevkaladenin fevkinde bir kanı elde etmem. Bu seyahatte de kural bozulmadı. Yolculuğun başında oluşturduğum fikriyatım, geçen günlerde sadece perkinleşti. Ama insan kendini soyutlayıp, mesafe koymada ustalaşınca, bir de kulaklığınız olunca her yolculuk çekilebilir bir hal alıyor.
  • Eğer bir sosyal sorumluluk projesinde yer alacaksam, ülkedeki herkese sakız çiğnemeyi öğretmek gibi bir alanda görev alabilirim. Kaldı ki bunu eski bir sakız bağımlısı olarak, "ben de geçtim bu yollardan dostum" şeklinde tecrübelerimi de seve seve  paylaşırım. Kaldı ki çözümüm çok basit, herkes beş dakikalığına kendi sakız çiğneme görüntüsünü izlemeli. İzlemeli ki, o sakız kendilerini ne hale getiriyor bir görsünkler.
  • Ama ne kadar uğraşsam da Türk tipi kurnazlık hadisesiyle savaşamam. Ben bu durumlarda kendimi enayi gibi hisseder, karşımdakinin "sadece kendini akıllı sanan" hallerine de acırım. Arasıra bazı bazı o anki asabiyetimi sakızı yüzde patlatarak çıkartmak isterim o ayrı. 
  • Bir tura katılmaktan daha zor olan şey o turu yöneten rehber olmak. Klişe tabirle düşmanım başına böyle bir iş istemem. Sürekli mobil olmak bir yana, tatil rehavetine girmiş o kadar insanı yönetmek tam bir işkence. Geçen haftaki rehberimiz pek de iyi ve aklı başında bir insancağızdı, bu nedenle daha da üzüldüm muhatap olduğu saçma sapan sorulara taleplere.
  • Bir başka açıdan da tüm tur rehberlerinin "milliyetçi" bir haliyeti ruhları olduğunu iddia etmekteyim. Bundaki en büyük etmen pek tabi ki seyahat eden bizler ve ilkokuldan beri süregelen tarih öğretilerimiz. Osmanlı şöyle şahaneydi, böyle muhteşem bir ulustu; yabancılar hep bize karşı oldular felsefesi maalesef hala büyük rating alıyor. Bu nedenle tur anlatımlarında bile her şey fazlasıyla taraflı oluyor.
  • Bu teselli muhtemeldir ki en çok gurbetçileri oyalıyor. Özünü korumak ile asimile olmak arasında gidip gelmek bile başlı başına arada kalma sebebi oluyor gurbetçilerin. Olmadığı yere özlem duymak da, her tarafta yabancı olmak yaşamayanların pek de anlamlandıramayacağı bir hal. Tam da bu sebeple, gurbetçi önyargımdan ötürü hem utanıyor hem de "arkadaş insan bu kadar mı geri kalır inatla" diyorum. Anlayacağınız gurbetçiler söz konusu olunca ben de onlar gibi iki arada kalıyorum.
  • Ülke dışına çıktığımda gördüğüm Türk turistlerin aşırılığı sebebiyle de istatistik kurumunun aylık bazda yurt dışına gezi amaçla giden kişilerin verilerini kamuoyu ile paylaşmasını talep ediyorum. Bir de başka bir ülkeye gitmek için "yurt dışı çıkış harcı ödemek" nasıl bir kafadır. Biz nasıl koyunlarız ki, yıllardır bu vergiyi sorgusuz sualsiz ödüyoruz şeklindeki isyanımı da sosyal devlet görmüş 3. sınıf ülke vatandaşlığıma vererek, satırlarıma son veriyorum. 
ps. başlık şarkısı Hakim Bey ile Mehmet Erdem

Hiç yorum yok: