25 Nisan 2012 Çarşamba

"geçti bak saatler, uyanmayı unuttum"

  • Öncelikle bu gastronomik amaçlı yazılarımda, şu meydanın solunda bu tarafda sağ köşede gibi tanımlamalar kullanmamım yol gösterecilik açısından faydalı olacağını bilmekle birlikte, bu kadar teknik detayı şehre gitmedikçe okumanın anlamsız olduğunu (şahsi tembelliğim de mevzu bahis) düşünüyor bu nedenle sadece cafe isimlerini veriyorum.
  • Budapeşte'ye gittiğinizde sıklıkla geçeceğiniz Verösmary meydanında yer alan Gerbeaud tam anlamıyla bir meydan cafesi. Bizdeki karşılığı Baylan olabilir belki. Gayet işlek bir cafe olması ve menüsündeki tatlılar aklınızı çelebilir. Mekanın meşhur tatlısı somlöi galuska'yı tavsiye ederim ki, benzeteceksem daha hafif tada sahip profiterole benzediğini söyleyebilirim. Karışık ve taze meyve sularını da bünyesinde barındıran Gerbeaud, fiyat performans söz konusu olduğunda ise Divan Cafe'ler standardına çıkıyor. Gitmeden önce bir tatlı ve kahveye vereceğiniz üst limitinizi belirlemenizi öneririm.
  • "Szt Istvan ter" meydanında ise bir şeyler yiyip içebileceğiniz birçok mekan bulabilirsiniz. Özellikle hemen kliseye bakan aralardan birinde yer alan hediyelik eşyacı, benim için Budapeşte'deki sempatik souvenir ödülümü aldı.
  • Klise manzaralı California Coffe Shop ise, uzun süre takılmak için ideal bir yer olmakla birlikte, Bagel'llerinin fevkalade kötü olduğunu belirtmeliyim.
  • Türk tipi tarifle, Coffe Shop'un iki yanında yer alan Divino ise, Budapeşte'de önerebileceğim sayılı mekanlardan. Sadece yerel şaraplardan oluşan ve geniş bir menüye sahip mekanda atıştırmalık da bir şeyler bulmanız mümkün.
  • Kendisini dünyanın en iyi cafesi diye lanse eden, Michellin rehberinde yer alan ve Budapeşte'nin Time Out'una göre her sene birinci seçilen New York Cafe, dekorasyonu ile yarattığı farkı yiyeceklerde sunamıyor ( kahve ve tatlı anlamında). Blaha Lujza ter sokağında bulunan mekan, 5 yıldızlı bir otelin de hemen altında bulunuyor.
  • İlk akşam gittiğimiz için yerini tarif etmekte epey zorlancağım, Castro Bisztro ise Macar yemekleri yiyebileceğiniz popüler bir öğrenci mekanı. Öğrenci cafesinden hallice olan bistroda menüsü nedeniyle aç kaldığımı söylememe sanırım gerek yok. Buna rağmen, Macar yemeklerini denemek ve turistik mekanlardan kaçanlar için gidilesi bir alternatif (kredi kartı kabul etmese de euro alıyorlar).
  •  Vajdahunyad Vara  bana göre, bir göl ve parktan oluşuyor ama Macarlar burayı tam olarak nasıl tanımlıyor emin değilim. Kahramanlar anıtının hemen arkasında kalan mekanda, bir hayvanat bahçesi bir hamam ve bir de şato bulunuyor. Bir tesadüf söz konusu değilse, benim nezdimde Fenerbahçe parkının daha büyüğü olan gölet, pazar günü yerel halk tarafından epey rağbet görüyora benziyor.
  • Şehrin en pahalı ve en meşhur mekanı Gundel da bu alanda yer alıyor. Gitmediğimiz için, yüksek fiyatların performansı hakkında bir yorumda bulunamayacağım.

  • Budapeşte'nin en sevdiğim yeri Andressy caddesi, upuzun ve bir o kadar da ferah bir cadde. Lüks markaları nedeniyle, bizdeki Abdi İpekçi'nin uzunu ve dümdüz olanı diyebiliriz sanırım. Pazar günü, çok büyük çaplı bir bisiklet protestosuna da tanık olan bu caddeki kafelerde uzun uzun oturup gelen geçeni izleyebilirsiniz.
  • Ve iddia ediyorum, eğer Callas Cafe Restoran'da da oturursanız, geçireğiniz zaman kesinlikle daha keyifli bir hal alır. Çok güzel bir restoran olan Callas'ın caddede yer alan masalarında bir şey içip pek bahtiyar olsam da, yemek yerseniz de mutlu olacağınızı hissiyatlarıma dayanarak söyleyebilirim. Anlayacağınız Budapeşte'ye gidecek olanlara, ilk önereceğim yer kesinlkle Callas olur.
  • Yine aynı sokakta yer alan Baldaszti's Graud'un da (sadece tuvaletini kullanıp sonra kalkmak zorunda kaldık) şekil ve şemal olarak gözümde pozitif bir imaja sahip olduğunu belirtebilirim.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Şehrin daha dağlık olan Buda kısmında, major tarihi yerler var vefakat hayatın kendisi Peşte'de akıyor. Rehberimize göre de, Buda'nın karşılığı Anadolu yakasıymış.
  • Metro ve tramwaydan farklı olarak pre-metro denilebilecek yeraltı metrosu sayesinde epey rahat seyahat edebiliyorsunuz. Ama bunun için, günlük sınırsız bilet almayı başarmanız gerekiyor. Biz bilet makinasından verdiğimiz parayı kabul etmesi için epey çaba sarfettikten sonra biletleri alabildik ama bu sayede de, her türlü toplu taşıma aracına arsızca bindik.
  • Prag ve Viyana'nın aksine, burada bilet kontrolleri metro girişinde epey sıklıkla yapılıyor. Kontrol için o kadar insanı görevlendirmek yerine, bilet okutabilecek bir teknolojiye geçmek illaki bizden başkalarının da aklına gelmiştir ama ben de bu konudaki geri kalmışlığın altını çizmek isterim.
ps. başlık şarkısı Evren Bozması ile BEA

Hiç yorum yok: