15 Mart 2012 Perşembe

"sanki geçmişi unutmak için bugünü yaşamak yeter mi"

Bunu belirli dönemlerde tekrar tekrar yazıyorum biliyorum ama ben doğan duru'nun sesine her dinlediğim de hayran olabiliyorum. Bazen sesi geçiyor vay arkadaş ne acayip sözler diye bu sefer de kendisinin söz yazarlığını takdir ediyorum. Redd'ciler bazen beni bile aşacak kapasitede eleştirel olsalar da, müzikal alanda kendilerine karşı takdir/beğeni/ ilgi/ alaka hepsi bende mevcut. Bu sebeptendir ki, neklentilerin sonunun hayırlı olmadığını bilsem de yeni redd albümünü pek bir heyecanla bekliyorum. Sonra redd.cilerin albüme dair fikriyatlarının olduğu videoyu izliyorum, kesin bir maraz çıkacak ve beğenmeyeceksin diye kendimi muhtemel sona hazırlıyorum.

Yine Redd.cilerin izlediğim albüm bilgisi videosunda, Berke H.'yi neden çok sevdiğimi anlıyorum. En sevdiğiniz şarkılar için çok var dese de, ilk olarak Tamam Böyle Kalsın'ı söylediği için de, albümün rengi diye absürd bir soruya sarı (insan hiç albüm rengine sarı der mi:)) rengini verdiği için de bir sempati kaplıyor içimi. Bununla birlikte albüm sürecinde gayet gerildiklerini, birbirlerine sinirlendiklerini öngörüyor ve kim kime kızıyordur acaba en çok diye kendimce beyin fırtınası yapıyorum.

Bu aralar müzik dinlemek faaliyeti altında bir yandan Redd, Jülide Özçelik ve Sibel Gürsoy'u harmanlarken, bir yandan da Ayhan Sicimoğlu familyasına saplanıyorum. Efendim bendeniz, şans kader kısmet kategorisinden Ayhan Sicimoğlu'nun kızı Ayşe Sicimoğlu'nun  Amapola şarkısıyla bu hafta tanıştım. Ve cehaletin bini bir para olduğundan, bu şarkıyı da daha önce başkasından dinlememiştim. Tam da bu sebepten, bu versiyonunu eskilerine kıyasladığım da çok beğeniyorum. Ama şarkıyı sevmemdeki asıl etmenin, Ayhan Sicimoğlu'nun kızına olan sevgisi ve baba kızın bu denli ortak bir tutkusu olması yatıyor diye düşünüyorum (Freud çocukluğuma gidip, babamla ilişkimi irdelesin bizahmet.) 

Şarkının sözleri de bu fikriyatımı destekleyince, haftanın shuffle şarkısı belli oluyor.

gelincik, güzeller güzeli gelincik,
ruhum sonsuza dek senin olacak sadece
seni seviyorum, sevgili kızım benim
çiçeğin günün ışığını sevdiği gibi...

Zaten insan obsesif bir kişiliği olduğunu 30'una varında farkedebiliyor sayın okur. Alışveriş manyağı olmak bir yana, bir yemeğe/meyveye/ özellikle tosta kafayı takınca bir süre başka bir şey yememem, hayatımın gündemine onu oturtmam, kafaya bir şeyi takınca, başka bir konuyla meşgul olamamam, sevdiğim bir şarkıyı dar zamanda bolca inleyerek, etrafımdakileri baymam falan pek nadide kişilik özelliklerim olduğundan, Allahın bildiğini blogokuru kuldan esirgemeyeceğim.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Nasıl kendimin eski fotoğraflarına bakınca "ayy ne biçimmiş" diyorsam, redd'in eski kliplerini gördükçe de "vay arkadaş ne fena hallerden bugünlere gelmişler" diyor, geçmişin bugün karşısındaki savaşta hükmen mağlup olduğuna bir kez daha kanaat getiriyorum.
  • Pazar günkü konserinde dımtıs müzik böyle olur ki, bunu da yapmak çok kolay diye popüler müziği kritize eden Ayhan S., neden ve niçin Serdar Ortaç'ı son albümünde konuk etti, işte o konuyu da bir türlü anlamlandıramıyorum. 


ps. başlık şarkısı Yalnızlık Şarkısı ile Redd

Hiç yorum yok: