11 Mart 2012 Pazar

"bildiğim bütün kelimeler özgürlüklerini ilan ettiler"

  • Her bünyenin tuhaf bir dram bağımlılığı var. Bu kişilik yapınıza ve yaşınıza göre değişim azalan ya da artan bir bağımlılık. Bazıları bu bağımlılık nedeniyle 3. sayfa haberleriyle güne başlıyor, bazıları ise türk dramsever dizilerine takılı kalıyor.
  • Bendeniz dramı 100 metre öteden bulup çekerim. Onu bulamazsam da her akşam bir kuple tv izleyerek vücudumun ihtiyaç duyduğu dram dozuna erişirim. Sağolsun Atv’nin yeni dizisi Uçurum ile Show Tv’nin yeni dizisi Suskunlar bu noktada bana epey yardımcı oluyorlar.
  • Hiçbir diziyi yayın saatinde izleme becerisini gösteremesem de, ikisinin de iki bölümünü  izleme fırsatı buldum ve teknik imkan ve şartlar dahilinde üçüncü bölümlerini de merakla izlerim. Beşinci bölümden sonra aşırı doz dram münasebetiyle sıkılma ihtimalim olsa da, şimdilik tv karşısında bakakalmaktan memnun kaldığımı belirtmeliyim.
  • Bu hafta sonu “hep aynı yerlere gidip, aynı şeyleri yapmayalım” kampanyam kapsamında, Van Gogh live’ı ziyaret ettik ve pek de bahtiyar olduk. Resimle ilgilenen ya da ilgilenmeyen herkesin de bu konsepti görmesini öneririm ki, fırsat bulmuşken İstanbul Modern’i de gezerseniz; ultra sanat dolu bir gün geçirebilirsiniz.
  • Bendeniz bir kez daha İstanbul Modern’e hayran olmakla birlikte, sanat adı altında yapılan video performanslarını (film olmayan) pek sıkıcı bulduğumu kesinleştirdim.  Resim alanında Burhan Doğançay’ı tek geçmekle birlikte, mesaj içerikli soyut çalışma olayına hiç girmediğimi de itiraf etmeliyim.
  • Bugünün hatta sanırım haftanın en keyifli aktivitesi ise benim için Kanyon’daki Ayhan Sicimoğlu konseri oldu.  Havanın cemre falan dinlemeden, inatla buz gibi olmasına, Kanyon’nun en normal havada bile dondurucu olmasına karşın gayet keyifli bir konser izledim ki, etraftaki kalabalığı da göz önünde bulundurarak birçok insanın da böyle düşündüğünü söyleyebilirim.
  • Haftanın magazin faaliyeti olarak, Cem Yılmaz ve Ahu Yağtu evliliğine maksimum iki yıl veriyor buna karşın Kenan Doğulu ile Beren Saat ilişkisinin de uzun ömürlü olmasını diliyorum.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Eker’in marketlerde satılan sütlü tatlılarının gayet şahane olduğunu haftalık amelsizlik faaliyetlerim altında belirtip,
  • Midnight in Paris’i izlemiş bir bünye olarak da, bu film hangi gerekçe ile oscar’a aday olmuş ki diye de isyanımı  satırlara dökerim.
Kendime not; Bir müsait vakitte Esra Dermancıoğlu’na dair de hissiyatlarını yazacaksın, unutma. 

ps. başlık şarkısı Düşündükçe ile Sibel Gürsoy

1 yorum:

Fery... dedi ki...

Hem Kenan Doğulu hem Beren Saat'i çok beğenen birisi olarak ben de uzun ömürler diliyorum ilişkilerine :)