25 Mart 2012 Pazar

"benden iyi benden uzak bir ben bulamam"


Teoride popüler olandan kaçarken, pratikte kendimi popüler olanla içiçe buluyorum. İki yazıda bir bahsetmezsem, eksikliğini hissettiğim saçım da bu popülerlik ilişkisinden payını alıyor...Klişe tabiriyle sezon modası bir saç şeklim var. Ve bendeniz, sadece bir hafta da 3 kişiye benzetildiğim için,bu saç modelinden feci işkilenmeye başladım sayın okur. Evet saçıma dair bir çok güzel söz duymak beni mutlu ediyor olsa da "herkes gibi olmak" pek tercihim değil. Tabi her şekil ve şartta Nilüfer'e benzetilmekten pek mutlu olduğumu da konuyla alakasız da olsa vurgulamak isterim.

Dün Skytürk'te Akustikhane'nin Mor Ve Ötesi'nin konuk olduğu bölümü izledim ve bir kez daha karar verdim ki, müzik grubu kurmak da, uzunca bir süre bu grupla müzik yapmak da akıl karı değil. Bu nedenle yıllara meydan okuyan müzik gruplarını pamuklara sarıp sarmalamak gerektiği kanatindeyim. Bir de konudan bağımsız artık Skyturük'teki programına bir türlü denk gelemediğim Ayhan Sicimoğlu'nun bu haftaki Ghetto konserine gidemediğim için üzülüyorum. 

Müzik alanında en üzüldüğüm konulardan biri olan Sakin'in dağılıp, bireysel alanda da müzikle iştigal olmamasıydı. Bu nedenle twitter'da Onur Özdemir'i (ergen misali aldığı onurozdemir16 accountundan) düzenli olarak takip etmeye çalışıyorum. Ve her türlü  araştırmacı gazeteciliğim sonucunda olduğu gibi bu seferde büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Rock müzikle sevip dinlediğim o güzel sesli insan, İzel'in albümünde şarkı yazıyor, vokal yapıyor ve bunların neticesinde de sosyal medyada şarkıların pr'ını büyük bir hevesle yapıyor. Ben halen Sakin diyorum, o İzel diyor. Ben de haliyle, İzel kim, bu ne yaman çelişki diye isyan ediyorum.
Önyargılarımın kurbanı olmamak için de bahsi geçen iki adet şarkıyı da Youtube'dan dinlemem sebebiyle de, yaz gelmeden Bodrum Çeşme plajlarına düşmüş gibi oldum. Şarkılar bilinçaltıma dolandı mı dolandı. Peki bu durum Onur Özdemir'e ilişkin hayalkırıklığımı azalttı mı, hayır azaltmadı. Bakkal müziği dinlemek beynimi boşaltmasın diye, derin düşüncelere daldım ve insan sevdiklerine nasıl da pozitif anlamlar yüklüyor  diye sonuçsuz bir çıkarım da bulundum.

An itibariyle halen başlamamış, başladıysa da internet sitesindeki sorun nedeniyle izleyemediğim Büyük Ev Ablukada konseri yerine; kendilerinin bir vakitler Radyo Eksen'de Berkun Oya ile gerçekleştirdikleri ve geyiğin dibine vurdukları yayının kaydını izliyor, bolca gülüyorum. 
Ve Yalan Dünya sayesinde gün geçtikçe popülerleşen Bartu Küçükçağlayan'dan yola çıkarak, Elif Key'in çok tuttuğum twitini burada paylaşarak, Bartu oğlum sana söylüyorum, geri kalanlar siz de anlayın bizahmet diyorum.

"Saçı yağlı olanları kaele alamıyorum." Devamında yazdıklarını şu an hatırlamamakla birlikte, özünde onlar kendilerini önemsemiyorsa, biz nasıl önemseyeceğiz onları diyordu ki, ben de yağlı saçlara baktıkça ciddi ciddi bunu düşünüyorum.

ps. başlık şarkısı "en çirkini güzellerin" ile Büyük Ev Ablukada

Hiç yorum yok: