29 Şubat 2012 Çarşamba

"ben seçtim yürümeyi yalınayak, yol benim yolum"

Dikkat dağınıklığından mı, içten içe şaşı olma halinden mi bilinmez, biriyle karşılıklı konuşurken göz kontağında ciddi sıkıntılar yaşıyorum. Bu asosyalim ve insanların gözüne bakamıyorum hali değil. Uzun süreli konuşmalarda sürekli birinin gözüne bakmanın yarattığı iç sıkıntısının “acaba gözlerimden anlaşılıyor mu bu durum” korkusu. Velhasıl kelam, sürekli göz kontağı gerektiren uzun süreli teketek muhabbetler bu nedenle geriyor beni. Bu nedenle müşteri temsilcisi falan olmadığım için kendimi şanslı hissediyorum.

Yine bir eğitim vesilesiyle hayatımı sorgulama kuyusuna atladım. Aslında eğitimin ana fikri olmasa da, bir hobiniz var mı, gerçekten ne için yaşıyorsunuz sorusuna cevap veremeyince, “mal “ olduğuma kanaat getirdim. Spor yapmak, blog yazmak falan pek de hayatın anlamına oturtamadığım faaliyetler olduğu için, ot gibi yaşamak kaderim mi tercihim mi sorusuyla kendime gündem yarattım.

Açıkçası kişiliğimin hayatıma yansıması olarak görüyorum bu sonuçları. Yüz tane eğitim alsam da kişilik mi karakter mi doğuştan olan karıştırsam da, 0-6 yaşta şekillenen faktörlerle bu model bir insan olduğumu düşünüyorum. Kaldı ki, çok söyledim değiştirebileceği şeyler için şikayet eden insanları sevmiyorum. Ben de çok şükür, bugünkü hayatımı değiştirmek istesem bir manim olmaz ama değiştirmiyorsam da “ya bir şeylerden memnun” ya da “bir şeyleri değiştirmeye göze alamayacak kadar üşengeç ya da tembelim” demektir ki, bunlar da aslında ortada farkında olmasam da tercihlerimin olduğunu gösterir. Kaldı ki bir insan evladının, kapasitesi doğrultusunda hayal kurarak, beklentilere girmesi de şu hayattaki en büyük mutluluk sebebi olabilir. Bu yüzden, neden bunları yapmıyorum sorusunu sormadan önce, mevcut durumumda beni mutsuz eden nedir sorusunu sormak daha mantıklı diye düşünmekteyim.

Bir de bu eğitimler vesilesiyle şunu farkediyorum ki, insan kendini hep en iyiye konumlandırıyor. Her türlü eğitimin olmazsa olmazı, karakteri, davranış şeklini dörde bölmek. Kaldı ki aslında o dördün özü, eğitimin adı değişse de değişmiyor. Birinde kartal olan diğerinde kırmızı oluyor falan fişman. Velhasıl kelam, sizin iş hayatında olumlu, olumsuz bir kanıya sahip olduğunuz iş arkadaşlarınız en şahane özellikli karakteri nedense hemen kendine yakın buluyor. Ve en kötü özellikteki karakter de , niyeyse o eğitim grubundan hiç çıkmıyor. Bu nedenle ölçümleri eğitim öncesinde yapıp, daha sonra bunların detaylarına giren eğitimleri sanırım daha çok seviyorum.

Bir de eğitim gurusu olduğum için, uzun dönemli etkileri ölçümlenmeyen bütün eğitimlerin güzel vakit geçirilen birkaç günden ibaret olduğuna inanıyorum. Ne kadar farklı şeyler söylese, sizi etkilese de bir eğitimin hayatınızdaki değişimini gözlemliyemiyor, ölçümleyemiyorsak, o eğitimlere o kadar parayı neye karşılık istendiğini gerçekten merak ediyorum.

Ve 30 yaşımda ders çalışmak için kendime vakit ve enerji ayıramadığımı farkettiğim için, ne yapmalı ne etmeli diye kara kara düşünüyorum.

ps. Başlık şarkısı Yol ile Sibel Gürsoy

Hiç yorum yok: