3 Ocak 2012 Salı

"uzun bir yola çıksam arkamda bıraktıklarım ve bütün pişmanlıklarım olmaz"

Twitter'da girişgahını yaptım. 1 Ocak'ın güzelliğini her şekil ve şarttaki 31 Aralık eğlencelerine tercih ederim. Özellikle öğle vaktine kadar sokakların o bomboş hali, birçok yerin kapalı olması ve en önemlisi büyük bir dertten kurtulmuş olmak gayet keyif veriyor bana. Bildiğiniz üzere müessesemiz, zorunluluğun her türlüsüne kıl oluyor. Haliyle 31 Aralık gecesi çok eğlenmek, sabaha kadar uykusuz olma zorunlulukları beni fazlasıyla geriyor. Bir de uzun zamandır yaşamadığım için unutmuşum ama yılın son gününün hafta içine denk gelmesi ayrı bir çile, hafta sonuna denk gelmesi de bambaşka bir sıkıntıymış.

Nihayetinde bu sıkıntıyı her şekilde atlatmanın hafifliği ile yazıyorum bu satırları. Bir de genel mahallesi baskısını yeni yıl konusunda da sezdiğim için, ona dair de bir iki kelam çiziktirmek istiyorum. Yılbaşında ne yapıyorsun sorusunun yarattığı kalp sıkışmasını zaten uygulamalı olarak yaşadık. O kısma tekrar girmeye hiç gerek yok. Bunun bir de 1 Ocak faslı var ki, onu da kötü geçen bir sınav sonrasında kendine yoldaş arayan öğrenci sendromu olarak tanımlıyabiliriz. Yani herkes yaptıklarını ortaya dökerek, bir boy ölçmesine girmek istiyor. "Biz de evdeydik işte, siz ne yaptınız?" "bu sene hiç plan yapmadık, çok da eğlendik şekerim" gibilerinden replikler havada uçuşuyor.

Düşünün bir kere; yılın geri kalan günlerinde; "kaçta uyudunuz" sorusunu birbirine soran bu kadar insan gördünüz mü? Anlayacağınız, hem yeni olma baskısı, hem aşık atma derdi, hem de farklılaşma çabası insanı 31 Aralık gününde ve gecesinde çok yoruyor. Ama 1 Ocak öyle mi... Sıfır iddia ve bol huzurla bizi sarıp sarmalıyor.Almanlar "alle Anfang ist schwer" demekte fazlasıyla haklı olsa da, 1 Ocak bu tezi çürütüyor.

Facebook, foursquare ve twitter da “bir şey yapmak, çok eğlenmek” hedeflerini tetikleyen unsurlar. Çok söyledim, bir çok insan artık facebook’a fotoğraf koymak için yaşıyor. Özellikle yarı-çıplaklar kampı spor salonu soyunma odasında duyduğum muhabbetler de bu fikriyatlarımı destekliyor. Kim nerede ne yapıyoru bilmek bu kadar modayken; takdir edersiniz ki hiçbir şey yapmamak pek sükse yapmıyor.

Ve bana göre eskiye, çoğunluğa dair bir şeylerden vazgeçmedikçe “yeni” gerçekten”yeni” olamıyor.

Moda, eşyalar, fikriyatlar, takıntılar... Ne zamanki bunların bir kısmını arkada bırakırsınız işte o zaman gerçek bir yeni yıl partisi yapılır. O zamana kadar yeni yıl dediğimiz şey, en keyifli alışveriş vesilesinden başka bir şey değil.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Eskiden 12’de dansözler çıkardı sahneye, şimdi Victoria Secret mankenleri arz-ı endam ediyor. Buna bakarak ilerliyoruz denilebilir mi, şüpheliyim.
  • İç çamaşırı markalarının, yılbaşı ertesi indirime girmesi kaç puan peki?
Pek yakın yazı konusu; bir ortaçağ yakışıklısı olarak Mirgün Cabas

ps. başlık şarkısı mıymıy şarkıcı dediğim Halil Sezai'nin sevdiğim iki şarkısından biri olan Bir Rüzgar Esti'den

2 yorum:

kusburnu dedi ki...

bir de yılbaşında içip günlerdir kendini sarhoş hissedenler var.. sen ne kadar içtin de sen kaçta yattın kadar çok konuşuldu 1 ocak'ta..

varol döken dedi ki...

ben 1 ocak'ı bile konuşamadım yahu. yeni yılda yeni sokak derken başka bir şehrin sokaklarını kastetmemiştim:)

fery nerede girmiş yılbaşına, mavi ekranda mı?

tamam vurmayın acıyor:)