15 Ocak 2012 Pazar

"Kaçıp gerceklerden uzaklara, hayallere dalalım teslim olmadan"


İtiraf ediyorum, geçen sene redd softcore biletini alırken; konserin diğer konserlerden ne kadar farklı olabileceğine dair pek fikrim yoktu. Bu nedenle, bütün Cumartesi gezip dolaştım çok yoruldum hava da çok kötü diyerek, biletleri başkasına vermiş ardından da konser hakkında duyduklarım sayesinde bolca hayıflanmıştım. 

Bu nedenle bu sene işimi başından sıkı tuttum. Biletimlerimizi konser saatinin 23.00 olmasına rağmen büyük bir şevkle aldım. Konserler, Perşembe ve Cuma olmak üzere iki ayrı günde gerçekleşecekti ama bu hassas bünyeler konser sonrası işi hiç kaldıramaz diye, sorgusuz sualsiz bileti Cuma akşamına aldık. Ama Perşembe akşamı olan konserin 21.30'da başladığını öğrenince keşke biraz sorgulasaydık diye de epeyce hayıflandık. 

Cuma akşamı gelip çatınca, zaman geçirmek için bildiğim en iyi şeyi -alışveriş- yaptım ve  konser kankam kusburnunu da bu uğurda kurban ettim. Alışveriş sonrası kendimizi nefeslenmek adına eve attık ve bu arada da yeni dizi Yalan Dünya'yı hakkında da fikir edinebilecek kadar izledik ki, onun da yazısını bilahere yazıcam inşallah.

Neyseciğime efendim, sonrasında vakitlice evden çıktı, bir taksiye bindik. Ve bu taksici gecemize eğlence çıksın diye sivil polis olduğunu beyan etme gereksinimi hissetti. Ben bir hafta önce başka bir taksici için bu fikirde olduğumdan, ummadık taksici çıkıyor işte kendi kendime hayıflandım. Gençler okuyor musunuz muhabbetine girince iyiden iyiye sinir oldum. Kendisinin sivil polis olduğuna inanmasam da, "bizim hayatımız da çok zor" serzenişlerine, "yemişim senin zor hayatını" tepkisini vermedim. 

Bir malumafatrus klasiği olarak 4 paragrafın sonunda konser alanına gelebildik. (bazı cümlelerde tekil bazı cümlelerde çoğul takıldığımın farkındayım, gelin görün ki içsel hissiyatlarımda da çoğul şahısı kullanmak da fazlaca şizofrenik olacağından doğru yapıyorum gibi geliyor bana)

Babylon, dar vizyonumdaki en keyifli konser alanlarından biri diyebilirim. Tabi benim için (ve o akşam genelinde kusburnu için) asıl keyifli konser mekanı oturulacak, mümkünse kendine özgü locası olan bir konser alanıdır ki, bunun için parası neyse vermeye hazır olduğumu da belirtmek isterim. 

Ben Bronx'un kitlesi biraz öyle diye düşünsem de, meğersem Redd'in dinleyici kitlesinin çok büyük kısmı üniversiteli tayfası imiş, Cuma akşamı bu gerçeği bir kez daha anladım. Beni zaten biliyorsunuz - keza kusburnu da bu konuda beni yalnız bırakmaz- fazla insanlı ortamlarda huzurlu olma şansım yok. Takıılacak sayısıyla konu bulabilirim. Cuma gecesi de bulmadım mı, buldum. Ama konser bunların hepsine "değer" dedirtecek kadar güzeldi.

15 dakikalık bir gecikmeyle başladılar ki, bu sanat camiası için kabul edilebilir bir süre sanırım. Dekor, bana göre gayet güzeldi. Sadece Berke, İLke'ye  sırtını dönmeden bir oturma düzeni bulunabilir miydi diye bir ara düşünmedim değil. 

Redd'e o gece 4 farklı şarkıda sırasıyla Nejat Yavaşoğulları, Pamela, Siney Yılmaz ve Melis Danişmend eşlik etti. Bendeniz Perşembe sahne almadığından, kesin bu gece çıkar diye Mehmet Güreli'yi bekledim, gelin görün ki bekledim de gelmedi. Bu beklentimin çıkış noktası Doğan Duru'nun twitleri olduğu için de kendisininden bir kamuoyu açıklaması beklemekteyim. Ben bu düetlerin en çok Boşver'i sevdim ki, bunda şarkının da payı büyük olabilir. Tamamen magazinel hissiyatım bu aslında ama Melis Danişmend'in eşlik ettiği Nefes Bile Almadan'ın konser görüntüleriyle isterlerse"Aşktı Bu" için klip haline getirebileceklerini söylemeden geçemeyeceğim.  

Konserde çalsalardı gayet sevineceğim bazı şarkılar vardı ama yine de playlist çok güzeldi diyebilirim çünkü ben bu adamların her şarkılarını seviyorum. Çünkü hala 100. kez dinlediğimi bir şarkının sözüne vay be diyebiliyorum. Konser 21.00'de başlasaydı da 3 saat tüm şarkılarını söyleseydiler hiçbir itirazım olmazdı. Yorgunluk kapasitem gözönünde bulundurulduğunda 23.00'de başlayan konser için böyle bir dilekte bulunamıyorum tabi.Bu gerçekler ışığında, bir gece öncede aynı performansı sunmalarına rağmen, Redd'in hiçbir yorgunluk performansı göstermemesini ise ayrıca takdir ediyorum. 

Tez zamanda konser için kayıtlara gireceklerinden, bir de yeni albüm şarkısı çalsaydılar ne güzel olurdu diye bir şey diyeceğim ama herkesin elinde bir kamera olduğunu düşününce kendi teorimi kendim çürütüyorum.
Kendilerini keyiflice (etraftaki çoluk çocuğu dövmek istemeden) dinlemek için de,  bir akşam bir Babylon olmasa da bizim eve bekliyorum. 

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Cuma akşamının en kötü giyineni bence Doğan Duru'ydu ki, Perşembe akşamki halini görünce yine de Cuma iyiymiş dedim. Bu arada sahnesi iyi gibi bir laf olacak ama kendisinin sahnede gayet güleryüzlü ve iletişime açık olduğunu da belirtmeliyim. 


  • Güneş Duru'nun Don't Panic Cover'ı da gayet iyiydi ki, kendisinin de özellikle konuşurken ses tonunu fevkalade beğendiğimi de söyleyebilirim. 
  • İlke ile Syantek'in kendi aralarında uzaktan muhabbet halleri de pek sempatik. 
  • Nedeni niçini pek yok ama bu aralar en sevdiğim REdd üyesi Berke Hatipoğlu, bunu da tarihe not düşmek isterim.

Hep destek tam destek de; konserin sonunda mekan bizim istediklerimizi yerine getirmedi, uzun süre burada sahne almayız beyanatı bana göre anlamlı değildi. Arkasından konuşmak da denebilir ama ben olsam konser sonrası ya twitter'da ya da reddseyirdefterinde Babylon'la ilgili de şöyle sıkıntılar yaşadık, bu nedenle de uzun süre sahneye çıkmamız zor diye bir yazı yazardım. Yani konsere dair bir aksaklık ya da sorun hissetmeyince, o beyanat da izleyici tarafında zamansız bilgi olarak, keyif kaçırıyor. 

"Bizimle kimse dans edemez, biz sadece kendimizle dans ederiz" cümlesiyle verilmek istenen satıraltı mesajını anlamamakla birlikte, bu cümleyi de gecenin "ne gerek vardı?" kısmında değerlendiriyorum.

ps. başlık şarkısının seçilme nedeni görüntülerin kıyısında köşesinde kendimizi de görmemdir.
ps.2 Fotoğraflar ise twitter'daki Mikail Yılmaz kullanıcısından. 

2 yorum:

varol döken dedi ki...

izmir'e gelseler bile gitmem diyerek, şehirler değişir uyuzluk değişmez anlayışını doğrulayayım:)

malumafatrus dedi ki...

İstanbul dışındaki konserlere ergen (üniversiteli)katılımı daha yüksek olacağındani İzmir'e gelseler ben de gitmem zaten:)