17 Ocak 2012 Salı

"ifadende kararsızsın, ışıkların altında"


Bu ülke tam anlamıyla sebepsiz meşhurlar diyarı. Nasıl hayatımıza girdi ki dediğimiz sayısız insan bugün hatrı sayılıcak kadar ünlü. Eskilere bakınca, kaç albüm, kaç film yapmışlar ve şimdi de klasik olmuş diyebiliyorsunuz ama günümzü şartlarında böyle bir gereksinim yok.

Bir yerlerden bir ödül aldıysanız, medya da sizi gazladıysa, sonrasında ne ürettiğinizin hiç önemi yok, iyi oyuncu sıfatını hakeder, sonrasında da bu etiketle kendinizi şahane bir şekilde konumlandırırsınız.

Aynı şey spor dallarında da geçerli bence. Birileri sizi geleceğin umut veren yıldızı diye pohpohluyor. Sonrasında işte, o beklenen performansa ulaşılamadığında “kapasitesi yüksek ama şansız“lı teselli cümlelerinde geçiyor bu yıldız isimleri.

İnsanları çerez niyetine harcamaya bayılan magazin dünyası niyeyse tek seferlik başarı sahiplerine, “havan kime güzelim?” sorusunu sormayı tercih etmiyor. Hadi soruyu sormadı, üstüne bir de öyle pohohluyor ki, karşı tarafta kendini gerçekten bir şey sanmaya başlıyor.

Biri bana Mum Kokulu kadınlar dışında Hande Ataizi’nin oynadığı bir film ismi sayabilir mi mesela? Ruhsar’dan başka akılda kalan bir işi ve Sevda Demirel’den yediği “ne dedin sen” tokadı dışında kendisini hatrısayılır hangi işte gördük acaba?

Peki ya Naz Elmas’ın, Haziran Gecesi’nden sonra yayından kaldırılmayan dizisi var mı ?

Tuba Ünsal ise, Vizyontele Tuba’dan öte iyi bir işte yer aldıysa da ben ve kötücül hafızam Sarp Apak’lı Gürgen Öz’lü abuk film fragmanlarını hatırlayamıyor.
Tahmin edeceğiniz üzere, yazıyı Meltem Cumbul’a getirmek için konuyu ince ince işliyorum. Ve size soruyorum, Meltem Cumbul ne zaman iyi bir oyuncu oldu Allah aşkına? En son başarısızlığı Nuri ile tek başarısı Yılan Hikayesi arasında oyunculuk alanında gerçekten bir gelişme kaydetti de (köylü kızı Zeyno) ben mi farketmedim?
Ben Meltem Cumbul’un medyaya karşı mesafeli duruşunu gayet takdir ediyorum. Burada gayet iyi paralar kazanacakken, Amerika’da bir şeyler denemesini de takdir ediyorum evet. Ama yani sırf bu yüzden, Golden Globe’da bugüne kadar olmamış bir şekilde sahne alıp, sadece konuşma yapmasından heyecanlanamıyorum.

“Oturduğu yerden ahkam kesenler Madonna ile aynı sahneye ayak bastınız mı? Müthiş zarif asil sapsade ve güzel misiniz? İngilizceniz de var mı?”

Büyük Türk düşünürü Gülben Ergen, bu twitiyle Meltem Cumbul’un Golden Globe’da konuşmasını eleştirmek için, önce güzelleşmemizi, sonra zarifleşerek asil bir hal almamızı ve bilmiyorsak da acilen İngilizce konuşmamızı soluk veriyor.

Tabi bir de Meltem Cumbul’u eleştirmeyi kıskançlık olarak niteleyenler var ki, itiraf etmeliyim çok!! haklılar. Ben misal Labirent filminde oynayacaktım ama işte rolümü Meltem Cumbul kaptığı için kendisini eleştirmekle hıncımı alıyorum.

Açık konuşmak gerekirse, orada olan bitenlerin hepsinin bir network sonucu olduğunu az çok öngörebilecek bir insanım. Ve eğer Türkiye’ye bana bir oyuncunu gönder , çıksın 2 dk. sahnede yer alsın denseydi ilk aklıma gelecek isim ultra saçma giyinme riskini de göze alarak Nurgül Yeşilçay olurdu. Çünkü bana göre kendisi, ne kadar saçma tercihler yapsa da varlığıyla insanları büyüleyen yani klişe tabirle star ışığı olan ve gerçekten de iyi bir oyuncu.

Ama bu iş bana sorulmadı, birileri tercihlerini başka kriterlere göre yaptı ve Meltem Cumbul o sahnedeki yerini aldı. Tabiki kişisel tarihi için büyük başarıdır, bunun için tebrik de ederim. Mamafih, vay efendim bir Türk bizi ta oralarda temsil etti diye, alkış yapacak bir karakterde olmadığım da malumunuz.

Madonna ile aynı sahneyi paylaşmadım ya, sanırım hep bundan bu fesat hallerim.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

Yurtta barış, dünyada barış olayına da; uluslarası oyuncu (ee bollywood filmlerinde oynuyor, haliyle uluslarası olunmuyor mu) olayına da hiç girmiyorum, keza bu iki kısım için söylenecek her şey twitter aleminde söylendi diye düşünüyorum.
ps. başlık şarkısı Renklerin İçinde ile Kargo

5 yorum:

pommeler dedi ki...

hay agzını öpeyim ilk tepkim yazıyorum da işte :D

varol döken dedi ki...

ben o kısmı reklam sandım ya, dedim yeni mecra geliştirilmiş türkiye golden globe'a canlı reklam giriyor.

o değil de en önde samuel jackson garip garip bakıyordu ne oluyor diye, işte aynen ben de öyle baktım ekrana:)

varol döken dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
varol döken dedi ki...

bu arada madonna ile aynı sahneye ayak basmak da ne acayip fetiş ismiymiş:)

müthiş zarif, asil, sapsade ve güzelim desem mahallede 10 posta dayak yerim.


ingilizcem'e gelince, golden globe'a çıksam hello and that's the end of my english der sahneden inerdim:)

malumafatrus dedi ki...

Aslında Meltem Cumbul'un kariyerinde bir de Eurovision sunuculuğu var, bu da kendisinin uluslarası kariyerinde değerlendiriliyor mudur acaba?