5 Ocak 2012 Perşembe

"geç canım geç bunlar boş şeyler"


Israrla vurguladığım üzere sabit düzen sevdalısı bir insanım. Plan program düzen intizam en sevdiğim kelimeler arasında yer alır. Haliyle değişime de pek sempatik baktığımı söyleyemem. İş hayatımda genelde değişime karşı olan değil de, değişimi sunan tarafta olduğumdan,  kendimi soyutlayıp çok kez; "insanlar ufacık bir değişime bile isyan ediyorlar üstadım" dedim, bundan sonrada muhtemelen demeye devam edicem.
Herkesin çapını kendi belirlediği bir güven alanı var. Ağırlıklı ortalama genel çoğunluk bu alanın dışında çıkmaya pek heves etmiyor, bu alanın dışına çıkmak zorunda kaldığında da ya burun kıvırıp eskinin güzelliğini vurguluyor ya da asabiyet yapıyor.
Bunun gerekçelerini akademik bir dilde açıklayabilecek kadar konuya dair kitap okuduğumu düşünüyorum. Gelin görün ki, olayı daha basit bir şekilde ifade etme taraftarıyım; Korkularımızı alışkanlıklarımızın ardına sakladığımız için değişime duyduğumuz bu tepki. İrili ufaklı her değişikliğe burun kıvırışımız da, o değişikliği kendimiz yapamadığımız için belki de.
Nihayetinde bunların hepsi bir tercih. Her gün aynı yemeği yemek de, hayatında hep aynı yerlere gitmek de bir hayat seçimi. Ve bu noktada büyük düşünür Selami Şahin'in dediği gibi bazı insanlara alışmak sevmekten daha zor geliyor. Ve hatta alışkanlıklarımızı terk etmek bazen zulüm halini bile alabiliyor.
Ben internetin insanı modernleştirdiğini düşünenlerden değilim. Yani kendimi teknoloji çağında hissediyorum çünkü internet kullanıyorum gibi bir algım yok. Aldığım bilmemkaçıncı eğitimde, şöyle demişlerdi aslında dünya çok da değişmiyor; 60 yıl önceki aynı şeyleri yapıyoruz ama sadece bunun araçları değişti. Yani sayısız teknolojik aletle donanmış olmak, bizi modern falan yapmıyor.
Ve yıllardır her gün bir şekilde gördüğünüz bir kanalın logosunu beğenmemek de, kimseyi internet kullanan ortaçağ insanı haline getirmiyor. ( kızım sana söylüyorum oğlum Mirgün sen anla)
Bilmeyenler için özet geçecek olursam; Star Tv'nin el değiştirmesi sonucunda 31 Aralık gecesi değiştirdiği logo sosyal medyada pek beğenilmeyince, Mirgün Cabas evladımız tepkisini böyle duyurdu twitterda. "Facebook değişir, beğenmezsin; twitter değişir beğenmezsin, logo değişir atıp tutarsın. internet kullanan ortaçağ insanısın."
Şahsen bu twiti okuyana kadar star tv'nin logosunu falan görmemiştim. Şu an bile bu satırları yazarken beğendim mi beğenmedim mi ondan da emin değilim. Ama bir kanalın bunca yıllık logosunun değiştiğinde ilk tepkilerinin genelde negatif olacağını (alışkanlık nedeniyle) az çok öngörebiliyorum. Hele sosyal medyada, her şeye burun kıvırmak artık ana akım halini almışken, bu değişimin sonuçlarını hem hemen görelim hem de görüşler pozitif olsun demek de ayrı bir hayalcilik olur diyorum. Kaldı ki resmen yayına başladığı yılbaşı gecesi, "çok güzel hareketler bunlar'a" bel bağlayan bir kanalın logosundan öte tartışılması gereken daha önemli şeylerin olduğunu düşünüyorum. İnsanın içinde olduğu için objektif bakamadığı bir şeyin eleştirilmesini de pek anlayamaması , haksızlık yapıldığını düşünmesi hepimizin bildiği bir duygu olsa gerek.
Ama bunların hiçbiri,  internet kullanan ortaça insanısın lafı için Mirgün Cabas'a empati duymama vesile olmaz. Nihayetinde Mirgün Cabas, bunca yıldır çalıştığı NTV'den GQ dergisine genel yayın yönetmeni oluyorsa, bu kendisinin yeniliklere açık olduğunu değil, aksine güvenli alanda kalmayı tercih ettiğini gösterir. Bunca iş arkadaşı muhalif (neye göre kime göre) yapılarından ötürü, NTV'den gönderilirken o aynı grupta kalıyorsa, kalmak da konu değil giden arkadaşlarının ardından iki gıdım destek lafı edemiyorsa söyleyemeden geçemeyeceğim, bizim yaşadığımız orta çağda da kendisine korkak denir.

ps. başlık şarkısı Nilüfer ve Boş Şeyler

5 yorum:

kusburnu dedi ki...

mirgün cabas evli mi soruları için aranan bir blogtun sen.. mirgün sempatisi sona ermiş görüyorum ki.. yaşasın banu güven sempatisi!

malumafatrus dedi ki...

düzene ayak uydurayım, bir yerde çakılı kalmayayım diye dün sevdiğim hakkında bugün bunları yazar hale geldim işte...

Kendine kendine teşhis hattı; Medya alemi söz konusu olunca, kimseyi tam olarak sevemiyorum, kimseye de sürekli kızamıyorum sanırım ben....

varol döken dedi ki...

ben de bir zamanlar düzen, tertip, sabitlik sevdalısı bir insandım. şimdi sırtımda çanta izmir-kuşadası arasında mekik dokuyor, kanepelerde yatıyor, yollarda çalışıyorum:)

ama yine de insan gerçekten hiç değişmiyor, mesela hâlâ aldıklarımı aldığım yere geri koyuyorum, böylece şu ana kadar haftada 4 kere mekân değiştirmeme rağmen bir sigara paketi ve bir atkı dışında hiçbir şey unutmadım.

ayrıca star tv logosu, zonguldak kömür madeni işletmeleri tabelasına benziyor...

malumafatrus dedi ki...

Bu yolculuklar sırasında "insan keşke biraz değişebilse" demiyor musun peki sen?

varol döken dedi ki...

demez olur muyum, o yüzden buradayım zaten, burada da değişemezsem bir daha hiç denemem:)