1 Aralık 2011 Perşembe

"senden sonra geriye hayat mı kaldı?"


Bugüne kadar Türkçe’yi katletmeme dair hatırı sayılır eleştiri aldım. İlk zamanlar (üstat dönemleri) üzerinde durmadığım bu eleştirileri; fery ve kusburnu’nun editörlük çabalarıyla dikkate alıp kendi çapımda da epey ilerleme kaydettim. Hala ki ve de’lerle sıkıntılar yaşasam da, artık dahi anlamındaki de’si birleşik yazılmış cümleleri görünce algıda seçicilik misali, ilk olarak gözüm o hatayı görüyor. Şimdi vakti zamanında sinir ettiğim insanları daha iyi anlıyorum. (işte bunlar hep yaşlılık dalaletleri) Zaten bu aralar iş hayatı sağolsun en ufak bir cümleyi bile düşünmeden yazıp gönderemiyorum. Negatif etkileşim mi hayırlı bir şey mi bilemiyorum ama bir cümleyi yazıp, sonra 2 farklı versiyonda deneyip son kararımı veriyorum. Ama halen blog yazılarımı ikinci kez okumayı sevmiyorum. Bir de burada obsesif olursam yanarım diyerek, hatalarımı hatalarımla
yazmayı tercih ediyorum.

Mahalle baskısı denilen şeyi, mahalleden ziyade insanın kendisi yaratıyor kanısındayım. Özellikle, kendimde gördüğüm değişimlerden biri de bu. İnsan karşısındakine net olmadığını hissettirince, öneriler havada uçuşuyor ve insan kendi hayatına başkalarını söz sahibi yaptığı sürece de net bir karar alması pek mümkün olamıyor.

Redd’i sevmemdeki en büyük neden, her dönem bir başka şarkılarını ilk defa dinliyormuş gibi hissedip, sonrasında çok ama çok sevmem. Bu dönemki favorim ise Plastik Çiçekler ve Böcek’ten Senden Sonra.

“Çevir sesi gelmiyor artık içimden, otomatiğe aldım gözyaşlarımı başa sarıp yeniden izlerken hayatımı” satırlarına her dinlediğimde ciddi ciddi üzülüyorum.

Bununla birlikte, ıvır zıvıra takıldığımda da Can Bonomo’nun “aşık mı oldun ama korkma geçiyor, yaranı sarma, ziyan” satırları ile kendimi teselli ediyorum.

Bunlar dışında e2’de yayınlanacak diye cnbc-e’nin reklamını yaptığı treme’nin soundrack’ini ve Yasemin Mori’nin Kuzgun’u da loop’a aldım sayılır. Yeni şarkı olmayınca eskilere başka bir gözle bakmaya da başlamış olabilirim pek tabii.

Bloglar hakkınde en çok görüşü sorulan kişi olan varoldöken’in dediği gibi, twitter nedeniyle bloglar ikinci plana atıldı ve artık akla gelen her şey hemen tüketildiği için bloglara yazılacak pek bir şey kalmadı. Bu nedenle, 4.500 adedi bulan twitlerimden ortaya karışık blog yazısı yazmaya karar verdim. Gerçi twitter arşiv anlamında pek sağlıklı değil ama ardaarda yazdığım 40 twitten anlamlı bir blog yazısı çıkartacağıma inancım tam.

Aslında bu kanıya kapılmamın da bir nedeni var. Bugüne kadar dikkat etmemiş, sözlükte de okumamıştım ama Plastik Çiçekler ve Böcek’de yer alan şarkıları ardarda okuyunca zorlama da olsa ortaya bir mesaj çıkıyor.

“bak keyfine mutlu olmak için. hâlâ aşk var mı dünya? roman kahramanı! sen kendinde ol yeter. senden sonra... - nefes - artık melek değilim, ne olmaya geldim? prensesin uykusuyum, falan filan."

Müzik demişken, müzik kitap önerisi rica ettiğim blog yazıma da sıfır yorum yapılması blog sahibesi olarak beni ve sağ cebimde taşıdığım egomu ne kadar bahtiyar etti varın siz tahmin edin. (sözüm varoldöken’den dışarı)

Çok istediğiniz bir şeye ulaşmanın verdiği mutluluk zamanlama ile birbirine göbekten bağlı. Yani yarın olmasını çok istediğiniz bir şeyin 3 ay sonra gerçekleşmesi sizde sadece acımtırak bir mutluluk tadı veriyor. Bu nedenle aslında mucize denilen hadisenin alametifarikası, olmayacak şeylerin gerçekleşmesi değil de, bu gerçekleşmenin en beklenmedik zamanda vuku bulması benim gözümde.

Peki ben size, saçlarım eskisi gibi koyu renkli olsun istiyorum desem, hiç şaşırır mısınız sayın okur?

ps. başlık şarkısı için detay vermeme gerek var mı peki?

1 yorum:

varol döken dedi ki...

ben ortada yokken neler dönmüş ya:) ne yalan söyleyeyim gururum okşandı, artık bir reklam yazarı olarak hiç olduğum bilinci yerine bir blog yorumcusu olarak hâlâ değerli görüşlerim olduğum kanısına varıldı, bu arada viskinin de yarısına varıldı ve tüm bunlar baştan sona okuyunca size hiç anlamlı gelmeyecek sayın malumafatrus:)

twitter çıktı, bloglar bozuldu, net. ayrıca hayatimfutbol.com'daki mekan yazılarımda bloglara dair mesajlarımı daha net görebilirsiniz.

fery naber diyeceğim ama o bir üstteki mesajda geldi zaten değil mi?

ah kafam karışık, ah kafam çok karışık...