16 Aralık 2011 Cuma

"ne yıllar umrumda ne de geçmiş aşklar"

Malumafatrus’un kronik yılbaşı sendromuyla sesleniyor; 31 Aralık gecesi için bir plan sahibi olamamak.
Bendeniz tavuktan bozma hayatım nedeniyle gece alemlerine pek aşina değilim. 365 günün 364 gününde evim evim güzel evimci bir yaşam felsefem vardır. Sadece bir gün dışarıda olmak isterim ama bu da bana bir güzel dert olur.
Aralığın ortasına gelmiş biri olarak, yeni yıla dair sıfır alternatifim var. Bir alternatif sahibi olmam gerekiyor mu? Aslında hayır. Ona bakarsanız, birilerinin de illa yılbaşında ne yapıyorsunuz sorusunu sormasına gerek yok ama ısrarla soruyorlar.
Kendime dair kocaman masası olan bir evim olsa, bir de yemek becerim olsa kesinlikle evde arkadaşlarımla uzun bir yemek hayalim olurdu. Ama bunlar yok, ya da benim mazeretlerim var ve ev seçeneğini eliyorum. Zaten bildiğiniz üzere pek arkadaşım da yok. Ve bu işlerde ya çok az ya da çok kalabalık olursunuz ki benim dileğim ikisinin de ortası bir çoğunlukta.
Dışarıda keyifli bir yemek yiyerek, sonrada belli ev partilerine uğramak olayını bugüne kadar başaramadım, bu sene de böyle bir planım olmaz diye düşünüyorum. Ve dışarıda yemek yer eve gelirsem, ne anladım bu akşamın yılbaşı olduğundan cümlesini de mutlaka kurarım.
Tabi bir de bu sene hadiselerin Cumartesi gerçekleşecek olması,olayı daha da karmaşıklaştırıyor. Her yer gündüzden itibaren, çok kalabalık olacak diye düşünüyor; şehir dışı alternatiflerini de fiyat/performans katsayısından ötürü araştırmıyorum bile.
Yani gördüğünüz üzere, kendi kendime konuşuyor, tezlerimi çürütüyor, olağan dırdırımı yapmakla kalıyorum. Üstüne üstlük reklamlardaki gibi yeni yıla girmek istemeyen kişilerden biriyim ben. 2012’ye dair iyi niyetlerim yok. 2011’in pek hayrını gördüğümden değil ama Aralık’ın biraz daha uzamasına da itirazım olmazdı hani.
Bir de artık, herkes kendi yeni yılını kutlasın gibi bir önerim var. Tamam takvimler 1 Ocak’ta değişsin ama benim yeni yılım Şubat’ta başlasın mesela. 2011’le bir derdim varsa onu çözene kadar yapmayayım yeni bir başlangıç. Oldu bittiye getirilmesin yani her şey. Yılbaşı süsleri de maşallah Kasım ayında başlıyor zaten, Ocak sonuna kadar 3 aylık dönemde kalsın etrafta. Misal biz küçücük çamağacımızı bir yıl açık tutarak kendi rekorumuzu egale ettik bu sene.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Çocuklukta oluşmuş bir algı olarak –annem sağolsun- yılbaşı ile kabak tatlısını birebir match ediyor beynim. Ve bu nedenle sebepli sebepsiz, kabak tatlısı yemek istiyor. Bir de bunun tahinle yapılanı ile yeni tanışıp dibim düştüğümden; spor salonunda çektiğim çileler glikozla sarılıyor.
  • Bu burun ameliyatının öncesinde kimse bana iştahın açılacak dememişti ama bildiğiniz açılıyormuş sayın okur. Hele ki ameliyat sonrası bir dönem tıkalı burunla gayet iştahınız kapalıyken, sonrasında o sinsi iştah öyle bir ortaya çıkıyor ki, bugüne kadar yediklerimi hangi iştahla yemiştim acaba diyorsunuz.
ps. başlık şarkısı Mutlu Bütün Şarkılar ( Ayhan Sicimoğlu albümünden, Burcu Güneş sesiyle)

5 yorum:

kusburnu dedi ki...

yorumumu yayınlamayan blogspot süper uyuz oluyorum sana gerzek..

kusburnu dedi ki...

al işte gerzek dedim gerzek dediğim yorumumu yayınladın. lan demin uzun uzun yazdıklarımı niye yayınlamadın, gıcık şey..

kusburnu dedi ki...

bi de yorum yazarken saçmasapan kelime doğrulatmıyor musun, valla uyuz oluyorum. yok mu başka blospot vari bişey ya, oraya geçelim furuş hanım. ratize ne ya, imiesin ne, ben niye bu aptal kelimeleri doğruluyorum şurda altıüstü bir yorum yazıcam, sinirlerimi hoplattı..

malumafatrus dedi ki...

ben blogspot yasaklandığı vakit; yeni maceralara yelken açmayı denemiş arafta kalmıştım hatırlarsan. Bu nedenle yeni mecra fikriyatından azıcık ürküyorum.

Benim de yorumlarımı yediği için bol bol, önce kopyalayıp sonra kelimemi doğruluyorum...

Fery... dedi ki...

12 ay 52 hafta 365 günün en kabus sorusu, yılbaşında ne yapıyorsun, hiçbir şey yapmıyorum, rahatladın mı diye cevap verilesi soru :)