25 Aralık 2011 Pazar

"hem aynıydık hem apayrı darmadağın nar taneleri"


Yıllar hızlıca geçip gidip; birbirinin aynısı olmakta bu kadar ısrarcıyken, ben niye her yıl için bir değerlendirme yazısı yazmakta bu kadar ısrarcıyım bilemiyorum.

2011'e dair en büyük hissiyatım, çok çabuk geçmiş olması. Ayrıca uzun zaman sonra saçlarımın rengini de modelini de major bir şekilde değiştirdiğim yıl olarak hatırlıyabilirim 2011'i. Bunun dışında aklıma bir şey gelmediği için kısaca silik yıl demek istiyorum 2011'e.

Tabi bir de şu var ki, mutluluk uzun ömürlü bir hal değil. Yani ben misal 2011'de çok mutlu olduysam da, bugün bunu hatırlamam pek kolay olmuyor. Ama mutsuzluk öyle mi, tüm yıla büyük bir gölge düşürebiliyor.

Çok şükür öyle bir derdim de olmadı galiba bu sene. Zaten fil hafızama göre 2011'de pek bir şey de olmamış. Ne demiş Hander Yener; bana seni inandiran bir iz gerek. Eğer 2012'de rahat nefes alabilirsem, olsa olsa 2011'in izi de bana bu olabilir. 

2011'e hangi umutlarla girdiysem, bu seneye de aynı hedefleri taşıyabilirim sanırım. 
Paranın kadir ve kıymetini bilme olayından artık vazgeçtim. 30 yaşına basmış ve birikmiş tek kuruşu bile olmayan bir fani olarak bu boş hayallerle sizin de başınızı ağrıtmak istemiyorum. 
İş olaylarından da artık gına geldi. Twitter mentorü AHmet Durul'un dediği gibi "eğer önünde bir sorun varsa bu senin sorunundur. Birisi bir şey yapacaksa o sensin.Bir şeyler değişmeliyse önce sen değişeceksin". Bu nedenle de ne istediğimden emin olmadan bir şeyler şöyle değişsin türünden de yeni yıl dileklerine girmiyorum.
30 Yaşına basacağım gerçeğini de, yılbaşında evde olacağım gerçeğini de kabullendim sayılır. Çok şey değişebilir umuduna sarılmak yerine, gitmek istediğim yolu bulmayı istiyorum yeni yılda. Bir de, zamanla savaşmak yerine, galibin o olduğunu kabul etmeye karar verdim ki, su yolunu bulduğun da boşa kürek çektiğim hissine kapılmayayım.

ps. başlık şarkısı kusburnu sayesinde az önce dinlediğim Nar filminin soundrack'inden.

Hiç yorum yok: