11 Aralık 2011 Pazar

"dikiş tutmayan bu büyük yara, bazı geceler kanıyor hala"


Haftanın sonundan ortaya karışık;

  • Patlamış mısır ve frigo'nun yarattığı yanlış izlenimden mütevellit, sinemada bir cafedeymiş gibi sürekli yemek yenmesine ultra gıcık olmaktayım. Sinema salonlarının evimden farkı sadece koca bir ekran olmamalı diye düşünüyorum. Ama ne oluyor, o kadar insanın sessiz olması gereken salonda tüm film boyunca mısır  ve içecek sesine maruz kalıyorum. Kaldı ki, irademle verdiğim savaştan ötürü ben Aypop'dan da uzak dururken, insanların patlamış mısır yemesine de gıcık oluyorum.
  • Patlamış mısırla ek bir gönül bağım yokken, kendisi yüzünden bağımlı haline gelmeme, 100 gr.'ı 425 kalori iken, bir paketinin kaç gr olduğunun yazmamasına da pek tabi ayrıca sinir oluyorum. 
  • Bendeniz bu hafta sinemada birçok alternatif varken özellikle etkileyici kapağından mütevellit Zirveye Giden Yolu izledim ve bundan da gayet bahtiyar olarak salondan ayrıldım. Gerçi film sinemada izlenmesi  (başkalarının yemek seslerine maruz kalmadan) şart olmayanlardan, bu yüzden sinemada kaçırırsınız, dvd.sini alarak Ryan Gosling'in oyunculuğundan mahrum kalmayın derim ben. Ayrıca filmi bir kezde defter kalemle izleyip, kazanmak ve kaybetmeye dair mesajları da not etmek isterim.

  • Tiyatro faaliyetlerim yıllık 4-5 oyunla sınırlı. Ve her sezon önceki sezonda izlediğim oyunun tekrarını izledikçe bu sayıda ilerleyemeceğim de aşikar. Güzel Şeyler Bizim Tarafta'dan sonra geçen hafta da, Tehlikeli Oyunlar'ı bir kez daha izledim. Ve bir önceki oyunda nasıl olduysa çok da dikkatimi çekmeyen; " eğer bir şeyin olmasını istemiyorsam, tüm detayları ile her şeyini planlıyorum" repliğine vuruldum. Bildiğiniz üzere en büyük takıntılarımdan biri,  her  işi tüm detayları ile planlamam ve sonrasında da boyumun ölçüsünü almamdır. Ve tehlikeli oyunlar sayesinde, bu derdimi kendime faydalı bir hale getirebileceğimi idrak ettim. Bundan sonra becerebilirsem, tüm detaycılığımı karamsar senaryolarım için kullanmaya çalışıcam.
  • Bu vesileyle, kitabı okumuş ya da okumamış farketmez hala Tehlikeli Oyunlar'ı izlemeyenlerin hayatında bir şeylerin eksik olduğunu düşündüğümü de vurgulamak isterim. 

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Burnumun normale dönmesi nedeniyle spor salonunda düz koşulara başladım. Çarşamba günü de bu uğurda, İstanbul'daki en iğrenç günlerimden birini yaşadım. Aklına tükürmek istediğim ama bir aklı olduğundan fazlasıyla şüphelendiğim federasyonun GS-FB derbisini Çarşamba günü 19.30 saatine koyması nedeniyle, işten 4.Levent'e 2 saatte varabildim, bundan da acısı 4. Levent'ten 1 Levent'e gidebilmek için 20 dk metro bekledim. Trafiğin olması değil de, trafik olduğunda uyuyamamak, kitap okumak için ışığımın olmaması ve şarjımın bitmesi beni daha çok tüketiyor, bunu da şartlar nedeniyle farkettim.
  • Bir başka sportif maceramda ise; Turkcell'in CEO'su Süreyye Ciliv ve oğlu ile aynı zamanda yüzmem hayatımın bu dönemindeki bir acayip tesadüfler silsilesine bir çizik daha atmama vesile oldu. (Bu yazdığımı bir başkası yazsa, ne kadar görgememiş bir hal diyeceğimi de iğne çuvaldız bağlamında söylemeden geçemem)
ps. başlık şarkısı Anason ile Zakkum

8 yorum:

varol döken dedi ki...

tehlikeli oyunlar oynamak istiyor da insan kılına zarar gelsin istemiyor.

bunu ezbere yazdım, tutturdum mu, tutturduysam, tutturucu olmak için iş arayacağım, öyle bir iş yok mu? niye yok bana ne bana ne ben tutturucu olcam!

william h. macy'i tutturdum ben naberr?

varol döken dedi ki...

bu arada sayın malumafatrus aynı filmde oynayan marisa tomei kızımızı görmezden gelmeniz bende açık açık cinsiyet ayrımcılığı yaptığınız şüphesini doğurdu ama bugünlerde kendimden bile şüpheye düştüğüm için şüphemi sonuna kadar götüremedim.

5 post önce yorum yazan fery hâlâ burada mı?

kusburnu dedi ki...

ferry ferry lady..

malumafatrus dedi ki...

bu ablayı tanımıyordum, google'a sordum ve zevklerimizin uzak ara farklı olduğunu bir kez daha anladım sayın döken...

fery de bu blogun gizli öznesi oldu ama haberi yok:)

varol döken dedi ki...

ben sana kızı beğeniyorum demedim ki, oyunculuktan bahsediyorsak marisa tomei yardımcı kadın oscar'ını daha gosling evde legodan oscar heykelcikler yaparken almıştır.

ayrımcısın işte:)

varol döken dedi ki...

gerçi marisa tomei'ı beğenmiyor da değilim, evet birer aslan burcu olarak bir hata yapıyoruz ama nerede, sen hiç yükselenine hatta doğduğun aya bir daha baktın mı, hastaneden gün raporu talep ediyorum:)

malumafatrus dedi ki...

hem ayrımcıyım hem de aslan burcuyum. Hafif şizofren eğilimlerim olsa da bu konuda beyanatlarıma güvenmenizi rica edeceğim...

Fery... dedi ki...

biri(leri) benden mi bahsetti :)