1 Aralık 2011 Perşembe

"ben işte dün yine yürüyordum sen vardın aklımda"


Kendi hayatında deneyerek mutlu olduğu bir şey, herkes için çok faydalı bir şeymiş gibi davranan; tavsiyeler veren kişilere oldum olası sinir olurdum. Peki ama ne oldu gün geldi ben de onlardan biri oldum. Ameliyat münasebetiyle burada yazdığım yazılar dışında, kaç kişiyle burun muhabbeti yaptığımı gerçekten hatırlamıyorum. Ameliyattan sonra karşılaştığım insanların yarısı bu ameliyatı daha önce olmuş, yarısı da olması önerilmiş kişiler olduğu için; benden tecrübelilerle iyileşme sürecini, konunun acemileriyle ise deneyimlerimi konuşuyorum. Ve inanın buna kendimden fevkalede sıkılmış durumdayım. Ameliyat lafından tedirginlik duyan herkese," ameliyat bile değil, operasyon; beklediğine sıkıntı çektiğine değmez" "ben doktorumdan pek memnunum sen de bir git muayene ol istersen" türünden demeçlerimi artık otomatik pilota aldım. Utanmadan milletin burnunda hak iddia ediyorum yani. Evlenince veya çocuk doğurunca; " hiç bu kadar beklemeye gerek yokmuş, bence sen de acele et" diye cümleye başlayanlara benzedim resmen.

Burundan bir konu konuşmaya gerçekten hasretim. Ama istemem yan cebime koy misali; konu açıldığında da bübül kesiliyor, kendimde satıraltı antipatisi geliştiriyorum.

Ameliyat çerçevesinde; doktora teşekkür konusunu da ele almak istiyorum. Vizyonuma vizyon katan eğitimlerin birinde, büyük operasyonlardan sonrasında gazetelere teşekkür ilanı verildiğini öğrenmiş biri olarak; bu işin "ameliyat riski/hediye&teşekkür" katsayısını gerçekten merak ediyorum. Ayrıca kendi doktorumun hastanedeki sayfasındaki teşekkür yorumlarını okumuş biri olarak, Türk halkının minnet duygusunu tasvir etmek konusunda epey yol katetmesi gerektiğini belirtmeliyim.

Sağlık konusuyla ilgilenen birinin televizyonda , gazete ve bilumum iletişim aracında yorum yapması için birincil şartı; "su için" önerisinde bulunmak bence. Su için cildiniz şöyle olsun, su için zayıflayın, su için detoks olsun, su için sesiniz güçlensin, su için hayrını görün gibi envai çeşit yoruma dayanarak söylüyorum; suyun bir hayrı olsaydı, bugüne kadar bende kendisini gösterirdi. Henüz görmediğimden demem o ki,iyi niyetli olun evet ama su'dan da bir mucize beklemeyin. Eğer bu yiyecek müessesinden bir hayır gelecekse de, yeşil çayın , ayvanın ve tavuk'un hayrını görmeyi dört gözle beklediğimi de vurgulamalıyım.Aslında yazıya başlarken yazmayı planladığım başka konularda vardı ama burundu, sağlıklı olmaktı derken yine hastane yazısı minvalinde bir yazıya imza attım.

Sırf bu nedenle kendime hastalıklardan ve hastanelerden uzak günler diliyor, gündemimi "yılbaşında ne yapıcaz" sorunsalına çeviriyorum.

ps. başlık şarkısı Kuzgun ile Yasemin Mori

2 yorum:

Fery... dedi ki...

Allahım o korkunç sorunun zamanı mı geldi :)

varol döken dedi ki...

korkunç soru ne bu birinci sorum?

house izliyor musun bu ikinci sorum?

bu birinci sorum bu ikinci sorum derken soru işareti konulur mu bu üçüncü sorum?