6 Kasım 2011 Pazar

"mutluysan üzgün bakma öyle"

                            


malumafatrus kendini baştan yaratıyor kampanyamız sadece saç kestirmekle sınırlı değil.
Ve bu hadisenin saç kısmı ne kadar bilinçliyse, bahsedeceğim kısmı da o kadar spontan.
Kış ayında tıkanık burnumla hayatımı idame ettirmeye epey alışsam da, sportif mecralardaki faaliyetlerimi iki gıdım nefesle yürütme konusundan fevkalade muzdariptim. Hayatım her alanında olduğu gibi sportif alanda da yeteneksiz olmam malumunuz. Gelin görün ki, hem yeteneksiz hem nefessiz olmak bir insan için gerçekten büyük bir çile halini alabilmekte.  Bu nedenle geçenlerde bir heves işin uzmanı bir doktora gittim. 
Ben alerjiydi falan filandı derken, kendisi alerji bu işin %10'u, geri kalan kısım anatomik yapının derdi dostum diyerek, beni bambaşka bir yola itti. Önce aslında gayet farkında olduğum bir gerçeği yüzüme çarparak, burnunun sağ kısmıyla hiç nefes alamıyorsun, geri kalanla da %15 ya alıyorsun ya alamıyorsun diyerek gözardı ettiğim gerçeğimi yüzüme çarptı. Sonra beni sinüs tomografisi olayına soktu ki, bu vesileyle MR'ın nasıl iğrenç bir şey olduğunu az çok anlayabildim. 
Ardından da dar alanda kısa süreli "bu deviasyon ameliyatı ne menem" bir şey ola ki araştırmalarına giriştim. Kısa çaplı kamuoyu yoklamam sonucunda her 10 insandan 9'unun burun kemiğinin eğri olduğunu öğrendim. Ameliyat olanlardan ise "bundan önce hiç nefes almıyormuşum"dan farklı bir söz duymadım. 
Ameliyat meftumu gözüne yaptırdığı lazerle ameliyatıyla sınırla olan bedeniz, haliyle bu narkoz, burun, ameliyat sonrası tampon hadiselerine pek sıcak bakamadım. Ama alamadığım nefes bana yol su elektrik olarak geri döndüğünden, sonunu düşünen kahraman olamaz minvalinde de ameliyata heves ettim.
Bildiğiniz üzere, ülkemizdeki kadınların yarısı deviasyon ameliyatına girip hokka gibi burunla çıkanlardan oluşmakta. Yani hazır narkozu yemişken, burun'a da müdahele edilecekse, yapılacak her şey yapılsın fikriyatı bu olaya adım atan her kadının hayali. Hatta şöyle söyleyeyim, hayali olmayanın da aklına bir şekilde bu fikir sokuluyor.
Bendeniz, burun memnuniyeti orta karar olan biriyim. Yani her gün aynaya bakıp; " vay ne şahane burnum var" da demiyorum; "bu ne biçim burun" diye de isyan etmiyorum. Annem küçükken çok güzel bir burnum olduğunu iddia etse de ( annelik hali malumunuz) yan profilden pek başarılı olmadığımı itiraf etmeliyim. Ama sıkı bir nip tuck izleyicisi olarak burun ameliyatından da, o burnun 6 ay boyunca yüze oturmayıp, insana saçma bir ifade vermesinden de fevkalade korkmaktaydım. Bu durumda nefes de alırım, estetik de olurum  şeklinde iddialı bir beyanatım olamazdı.
Bir de bugüne kadar deviasyon ameliyatı gayesiyle estetik de olanlara karşı takındığım önyargıdan ötürü, hiç girmeyeyim bu işlere diye düşünmekteydim. Mamafih bu işte, çok sağlam bir mahalle baskısı varmış, işin içine girince acı gerçekle yüzleştim. Ağırlıklı ortalamada en çok duyduğum cümle; "hazır ameliyat olmuşken, istiyorsan da ufak bir düzeltme yaptırabilirsin" oldu.
Evet bugüne kadar burnum daha iyi olabilir diye düşünüyordum ama bunu bir estetik ameliyat olma gereksinim olarak hiç görmemiştim. Ve bu noktada sırf deviasyon ameliyatı olucam diye ( iki ameliyatın ayrı dönemlerde olması başarısız sonuçlar doğuruyormuş) estetik olma fikrine de sıcak bakmalı mıyım bilemiyorum.
Kararımı henüz vermesem de,istediğim ufak bir rötuş olsa da, herkese evet ben estetik oldum demeye kesinkes karar verdim. Hatta estetik olucaktım, arada da deviasyonu da aradan çıkarttım demeyi daha delikanlıca buluyorum.
Ama burun estetiği benim durumumumda akıl karı bir iş mi, işte onu henüz bilemiyorum. (konuya dair derin tecrübeleri olan okurların görüşlerini de şu kararsız bünyeme deva niyetine bekliyorum)

ps. başlık şarkısı son dönem favorim Can Bonomo ile Bana bir saz verin

1 yorum:

İrma dedi ki...

eveet tıpkı kaynım :)
aynı şeyleri ben de yaşayıp acaba daha iyi nefes almak için ameliyat olmaya değer mi diyorum? ve evet yandan profil biraz kötü olmuşken o da düzeltilir. bir de hangi doktor, ne zaman ohoo bir sürü soru var. benden önce yaptırırsan blogunda ki tavsiyelerini beklerim.