20 Kasım 2011 Pazar

"ilk günün yarası saklı hep şuracığımda"


malumafatrus hastanelerin soğuk köşelerinden bildiriyor;

Kronik nefessizliğime dur demek adına, geçen Cuma günü burun ameliyatımı olarak, anestezinin tadına varmış bünyeler kervanına katıldım.
Bendeniz ameliyat öncesi, bu süreçten geçmiş tanıdıklarımın başının etini yediğim için süreci tüm detayları ile paylaşıp, bu yazımı tıp dünyasına ithaf etmek istiyorum. Takdir edersiniz ki, ameliyata dair pek fikrim yok. Oradaki süreç, narkozumu yedim diğer dünyaya geçiyorum hali.
Öncesini ve sonrasını anlatacak olacaksam; ameliyatımı Bakırköy Acıbadem'de oldum ki, evimin kıyısında köşesinde bu kadar hastane varken ameliyat için oraya gitmek benim gibi hayat sınırları belli birinin bünyesine fazlasıyla tersti.  Gelin görün ki, şahane doktorum ameliyatlarını orada yaptığından, Tarkan'dan kuzu kuzu'yu söylemekten başka çarem yoktu.
Ben tabi googleadict bir insan olduğumdan, ameliyattan önce sayısız şey okudum. Yakın zamanda ameliyat olan kişilerle konuştum ve ameliyat öncesinde de sonunu düşünen kahraman olamaz moduna girdim. Tabi bir de herkes sıklıkla "gergin misin" dediği için inadına gerilmemeye çalıştım. Ve şahsi heyecan kapasitemi de bildiğim için ameliyat öncesi gerilmediğimi belirtmeliyim.
Hiç ameliyat tecrübem olmamasına rağmen kafamda bazı ameliyat kalıpları vardı ve bu nedenle ameliyat öncesi hazırlıkları girdiğim oda bu anlamda beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Ben kendi odama giriş yapacağımı ve hazırlıkların da orada olacağını düşünürken, 6 operasyona girecek hastanın ayrı bölümlerde olduğu bir odaya girdim. Ve orada ameliyata dair sayısız sorumu cevaplandırıp, transparan lacivert ameliyat elbisemi giydim. Her türden ameliyat için aynı sırtı açık elbisenin neden giyildiğine dair sorgulama şansım olmadı ama bir daha ameliyat olursam, neden lacivert ve neden sırtı açık sorusunu illa soracağım.
Benim damar yapım ana neden olmakla birlikte, 3 farklı kişinin (tecrübe derecesine göre)  deneme sonunda damar yolum bulundu ki, bu da benim gibi mükemelliyetçi birinin hastane değerlendirmesinde eksi olarak yer aldı.
Ameliyat vesilesiyle de hayatımda ilk defa bir sakinleştirici içtim (xanax).  İşe yarayıp yaramadığına dair bir fikrim yok. Çünkü zaten kendimi sakin hissediyordum, ayrıca her şey birden bire olduğu için heyecanlanmaya da pek vaktim kalmadı. Damar yolumun açılmasıyla ameliyathaneye alınmam aynı zamanda oldu.
Ameliyathaneye girince, her şeyi incelemeye başladığım anda tanıdık bir ses duyup, doktorumu görmek incelememe ara vermeme neden oldu ve sadece merhaba diyen anestezistin yemeden içmeden beni 1 dakikada bayıltması oraya dair son anım oldu. Yani öyle filmlerde olduğu gibi, 10'a kadar sayınlar da; yok bayıltırken muhabbetle oyalama taktiği de  hiç olmadı bende.



1 saat sonra uyandığım da, dediğimi sandığım iki cümle var "uyandım mı ben şimdi?" ve "burnum sızlıyor"du. Onun dışında bir şeyler saçmaladıysam da, tanık olan kimse yüzüme vurmadığından, aneztezi beni çarpmadı ya havalarına girebilirim. Ameliyattan çıktıktan sonraki kısmı biraz flu hatırlamakla birlikte, narkozlu halde olan biteni bilinçli gibi yaşıyor ama sonrasında unutup gidiyorsunuz. Tabi birde o halde whatsapp'dan yazı yazmaya çalışmak çok saçma ki, ayık kafayla düzgün harfleri bulamayan benin yarı açık gözüyle neler saçmaladığını en iyi kusburnu bilir.
Bundan sonrası tekrar ameliyata hazırlık odası ve sonra nihayetinde kendi odam. Oda da baştaki şansızlıkları unutturacak kadar güzel ve rahat. Sonrasında yapılan telefon görüşmeleri, korktuğum kadar susamamışım hissiyatı. İlginçtir ki, o an bir ayna olsun da yüzümü göreyim demedim. Sanırım annemin tüm konuşmalarda cevap olarak verdiği " yok hiç morarmadı  yüzü" beyanatı içimi rahatlattı ki yüzümü ayna da epey geç gördüm.
Bundan sonrası, serum, ağrı kesici, sıvı yemek ve uyuma hissiyatının bir türlü gerçekleşememesi.  Gelen gidenle yaşadıklarınızı sık sık anlatmanız, burnunuzun yavaş yavaş kanaması, ağrılarınızın alttan kendini hissettirmesi ve falan filan.  Ve bu işin en kötü kısmı olan ameliyat sonrası ilk gece. Uyumak denilen şey tamamen bir hayal. Üstüne ağrı, ağız kuruluğu ve belki de mide bulansıtını ekleyebilirsiniz. Bu nedenle gece için görevli hemşirenin iyi olması nekahet döneminde sizin için en kritik nokta sayılabilir.
Ve sonrasında gelen özgürlük; burnunuzla tamponun yollarının ayrılması. Dakik doktorum, Cumartesi falan dinlemeden sabahın köründe gelerek, burnumun bakımını yaparak, önümüzdeki günlerde kullanacağım ilaçları verdi. İlaçlarımın çoğu tahmin edersiniz ki burun spreylerinden oluşmakta, onun dışında ise antibiyotik, ağrı kesici ve hapşırmayı engellemek için bir alerji hapı.
Ve sonrasında eve varış ve evde huzurla uyulabilen birkaç saat. Sonrası biraz halsizlik, bol burun tıkanıklığı ve that's all, operation is over. İlk kontrolüm Çarşamba günü olsa da, benim için konu büyük çoğunlukla kapanmıştır ve ameliyat denilmeyecek bu operasyona dair korkulacak bir şey olmadığı tecrübeyle test edilmiştir.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Bu kadar kolay şekilde süreci geçirmemden de anlaşılacağı üzere, estetik ameliyat olmadım. Ameliyatım sadece deviasyon ve burun etleri küçültülmesi çerçevesinde oldu.
  • Estetik olmamamdaki en büyük etmen, ne kadar operasyon o kadar para felsefesine sahip olmayan doktorum ve benim tek kusurum burnum olsun kardeşim mantığımdır.
  • Patronumun, estetik olacaksın deviasyon diye bizi kandırıyorsun yorumuna ilişkin, önce ve sonrayı karşılaştırmak için kendisine profilden şahane bir fotoğraf çektirdim ki, dönüşte kıyaslama şansımız olabilsin.
  • Suratım pek şişmese de, zaten çıkık olan elmacık kemiklerim iyice belirgenlişti ki, bir de estetik olsaydım elmacık kemiklerim ne hal alırdı bilemiyorum.
  • Kadınların zaten sahip olduğunu düşündüğümden bu operasyonu olacak erkeklere kesinlikle yanlarında bir dudak nemlendirici almalarını öneriyorum. Sürekli açık olan ağzın ne kadar yorucu olduğunu yaşamayan bilemez.
  • Ameliyat sürecimde bilgisayardan twitterdan uzak durmama sebep olan kitap da Ayşe Kulin'in Gizli Anların Yolcusu'dur ki, onun hakkında da bir değerlendirme yazısını bilahere yazıcam. 
  • Peki ameliyat işe yaradı mı? Onun için sabredip, tüm süreçleri yaşadıktan sonra görüş bildirmem daha uygun olacağından, şimdilik operasyondan korkanlara "korkulacak bir şey olmadığını" söyleyebilirim. 


ps. başlık şarkısı yine ve yeniden İLk Yara ile Sakin

3 yorum:

varol döken dedi ki...

geçmiş olsun çok ama ben bu kararı blogdaki oylamadan sonra alacaksın sanıyordum:)

varol döken dedi ki...

gel seninle ortak en iyi ameliyat olunacak hastaneler top 10'u yapalım, hürriyet'e bile satarız valla olmadı en kötü 80 yaş kuşağını tırtıklarız:)

benim yanımda hep dudak kremi var bu arada:)

malumafatrus dedi ki...

Estetik konusu referanduma tabiydi ama o da doktor yeteri kadar gözümü korkuttuğu için rafa kalktı. Ve şu an sadece deviasyon ameliyatı olmuş halimle, estetik ne kadar büyük bir cesaret diye düşünüp, iyi ki olmadım diye de kararımı kendi çapımda onaylıyorum:)