2 Kasım 2011 Çarşamba

"giden gitti, kalan hep bin pişman "

Paradoks nedir merak edene, malumafatrus'un saçla imtihanına bir gözatmasını ivedilikle öneririm.
Ömrümü saçımı uzatıp, ardından saçımda nasıl bir değişikliğe giderim derdiyle geçirip, sonrasında ise başladığımız yere geri dönmeyi beklemekle geçirdim. 
Ve an itibariyle bu döngünün saçı kestirsek ama kestirmesek mi vaktinden yazıyorum bu satırları size sayın okur. 
Saçma sapan beslenme ve saça her türlü işkenceyi çektirmem sonrasında saçlarımın sağlıkla arasına gayet kara renkli bir kedi girdi. Renk değişimin yarattığı aşınmaya sportif faaliyetler nedeniyle yıka ve çık mesaisi de etklenince, saçımın ahı gitti vahı kaldı.
Hayatımıza fırsat siteleri ile giren brezilya fönü belki derdime çare olur, günü kurtarırım sandım mamafih 2 numaralı kuaförümden veto yedim. Hayatımdaki sıradanlığı değiştirmek için elimdeki tek oyuncağım da saçım olduğundan, kestir işte değişiklik olur psikozuna girdim. (burada psikoz doğru anlamında kullanılmadı farkındayım)
Ve zaman yaklaştıkça da aslında kestirmemem gerektiğini düşünüp, kestirmek istemek arasında gidip geliyorum. İşin komiği şu an saçlarım bana ne kadar sağlıksız ve bakımsız geliyorsa, eminim kestirdikten sonra bu fikrim değişecek ve ne güzel saçlarım vardı diye düşüneceğim. 
Şans bu ya, eski zamanlardaki kısa saçlı hallerime ait bir fotoğrafım falan da yok. Yapılıyor mu bilmiyorum ama benim kuaförüm de, saçınızı şöyle kesersek böyle olur tarzında bir projeksiyon falan da yok. Yani geri dönülmez yola girince o kıyaslamayı yapmak mümkün ve bu durumda da dünyanın kanunu gereği geri dönülemeyecek olana hep bir daha sempatiyle yaklaşılıyorum. Kuaför demişken, hemcinslerim bilir kuaför aldatmasının yarattığı vicdan azabı da apayrı bir dert sayın okur. Bandırmalı ve İstanbullu kuaförlerim arasında saç kesimi mevzu bahis olunca açık ara Bandırma kazandığından; saçı Bandırma'da kestirip, İstanbul'da hangi yüzle (yalanla) boyatacağım bilmiyorum. 
Ve bendeniz, uzun saçtan tuhaf bir şekilde güç alan ve nedense hep "uzun saçlı halinde istikrarı"da pek yakalayamayan biri olarak, burnumun dikine giderek, korkularımı "kökü bende nasıl olsa" tesellisi ile gidermeye çalışıyorum.  
Tabi bir de her olayı kişisel tarihimle örtüştürme çabamdan mütevellit, saçımı kestirirsem  4 yıl önce olduğu gibi yepyeni bir sürecin de başlangıcına vesile olurum sanıyorum.
Yani gördüğünüz/okuduğunuz üzere, dertsiz başıma dert yaratma konusunda artık doktora seviyesine eriştim  ve bir sonraki yazımla da "peki ama neden profluk değil?" sorusunu sormaya pek yakınım sayın okur.

ps. başlık şarkısı Kendimden Geriye- Çilekeş

3 yorum:

varol döken dedi ki...

kahkül bırakma da ister kestir ister uzat:)

malumafatrus dedi ki...

Erkeklerin kahkülle imtihanı diye bir yazı yazmam şart oldu sanırım:)
Bu yazımı yazabilmek için anlı havalanı genişliğinde birinin kahküllü ve normal saçlı iki halinin fotoğrafına ihtiyacım var...Sanırım Selin Demiratar da bu alanda bana epey yardımcı olabilir...

Scissor Hands 81 dedi ki...

omuzlarda bir model kestir ve kahkül bırak bence