20 Kasım 2011 Pazar

"bilmek ister misin, ne kadar yorulduk her gün vardıkça sonumuz saçmaya?"


Su gibi akıp giden bir kitap olarak Gizli Anların Yolcusu;

Kitaplığım, son zamanlarda başlayıp bir türlü devam edemediğim sayısız kitapla dolu. Uzun süredir, ittire kaktıra bir şekilde kitap okuyordum. Tek umudum ameliyat öncesinde ve sonrasında kitap okuyabilecek bolca zamanım olmasıydı. Bir de eski okurlar hatırlar, göz çiziktirme ameliyatım öncesinde ele aldığım olasılıksızlık o kadar sürükleyici bir kitaptaki, ameliyat öncesinde ve sonrasında zamanım su gibi geçmişti. Bu seferde öyle bir kitap bulursam, yırtarım diye de bir düşüncem gizliden gizliye vardı ve iç sesim de sağolsun beni pek yanıltmadı. Bu hafta içinde aldığım Ayşe Kulin'in Gizli Anların Yolcusu daha önceki Kulin kitapları gibi bir çırpıda okunabilecek akıcılıktaydı.

Bundan sonrası haliyle spoiler içerecektir, benden uyarması.

Efendim Ayşe Arman- Kulin röportajını okuyanlar bilir, kitap eşcinsel bir aşkı anlatıyor. Bana sorarsanız ise kitabın PR'ı için eşcinsellik konusunun altı çiziliyor. Bilmeyenler için söylüyorum, Ayşe Kulin'in menajeri Perihan Mağden'in olduğu gibi Barbaros Altuğ. Ve bana sorarsanız Perihan Mağden'i bilmem ama Ayşe Kulin'in eşcinsellik olayına girmesinde, kendisinin rolü de kesinlikle var.
Kitabı kısaca özetlemek gerekirse; hayatında büyük bir yıkım yaşayan aynı zamanda orta yaş bunalımına da girmiş bir erkeğin (İlhami) yokolma hikayesi. Bu süreçte evli olan İlhami'nin genç bir sevgilisi olması da bildiğimiz hikayelerden farklı değil. Bu sevgilinin erkek olması, kitapta bambaşka bir şekilde ele alınmadığı için de Bora'nın ismi Ayşe olsaydı da konu çok değişmezdi gibi geliyor bana. Anlayacağınız AYşe Kulin, eşcinsellik alanına biraz da zorlama olarak giriyor ve bu da kitabın öyküsünde kendini fazlaca belli ediyor. Kitap akıcı, çok rahat evet ama öyküsü de bir o kadar klişe. Bu nedenle kitabın eşcinsel aşkı anlatıyor diye lanse edilmesini fazlasıyla absürd bulmaktayım. 
Bir de AYşe Arman'la röportajı üzerine dayanarak söylüyorum ki, Ayşe Kulin eşcinsellik konusunda gayet muhafakar...Yani ben AA'nın yerinde olsaydım, oğullarınızdan biri "ben eşcinselim" deseydi ne düşünürdünüz diye sorardım. 
Bunlar dışında kitap kapağını çok beğendiğimi, Eda ve Handan'ı kafamda her noktasıyla çizdiğimi, Bora'ya ilk dakikadan beri hiç ısınamadığımı, İlhami'ye ise çok üzüldüğümü de belirtmek isterim.
Dinlenme dönemimdeki ikinci kurtarıcı kitap içinse evde turlara başladım, bu kadar hızlı biten bir kitaptan sonra devamının gelmeyeceğini bilsem de, sabrederek başarıya ulaşabileceğimi umut ediyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Kitabında ayrıldığını yazsa da, Ayşe Kulin'in 27 yıllık sevgilisi Yiğit OKur olabilir mi acaba diye kendi kendime senaryo yazmaya devam ediyorum.
  • Kitabın ilişkileri özetleyen cümlesi ise; "Handan'a aşık değil, alışıktım" oldu ki bu noktada alışkanlığı seçmek kötü bir şey mi, bunu da bilahere tartışmamız gerektiğini düşünürüyorum.
ps. başlık şarkısı Bizim Değil ile Sakin
ps.2. Kitaba dair şahane bir yazıyı da buradan ulaşabilirsiniz. 

1 yorum:

varol döken dedi ki...

fery nerede:)